News-1

Afroasya Today Dosya

Gazze’de Barış Kurulu mu, Manda Yönetimi mi: İşgalci Blair, Damat Kushner ve Özel Şirket CEO’su

Gazze’de ateşkes sonrası “barış” söylemiyle kurulan uluslararası yapı, Filistin iradesini dışlayan, Batılı elitler, milyarderler ve özel sermayenin belirleyici olduğu yeni bir fiili yönetim modeli tartışmasını beraberinde getirdi.

Eklenme: 17.01.2026 19:11 | Güncelleme: 19.01.2026 12:39
Bu Haberi
Paylaş

Beyaz Saray, Gazze’de iki yılı aşkın süren soykırımın ardından bölgenin yönetimi için “Gazze Barış Kurulu” adını taşıyan yeni bir mekanizmanın kurulduğunu duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump’ın himayesinde şekillenen bu yapı; eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, Trump’ın damadı Jared Kushner ve küresel özel sermaye temsilcilerinin ağırlıkta olduğu bir kadroyla Gazze’nin savaş sonrası geleceğini belirlemeyi hedefliyor.

Ancak Filistinlilerin bu yapıda hiçbir şekilde temsil edilmemesi, söz konusu mekanizmanın bir “barış kurulu”ndan çok, Gazze’nin geleceğini dış aktörlerin belirlediği uluslararası bir manda düzeni niteliği taşıdığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.

GAZZE İÇİN YENİ YÖNETİM MODELİ: BARIŞ MI, DIŞ DENETİM Mİ?

Washington’un “istikrar” ve “yeniden inşa” söylemiyle sunduğu Gazze Barış Kurulu, Gazze’nin siyasi geleceğini, güvenlik mimarisini ve yeniden inşa modelini belirleyen en üst stratejik yapı olarak konumlandırılıyor.

Sağlık, enerji, su, eğitim ve güvenlik gibi hayati alanlarda nihai karar yetkisine sahip olan kurul; öncelikleri belirleme, bütçeleri denetleme ve uluslararası aktörleri koordine etme gücünü elinde tutuyor. Beyaz Saray her ne kadar Kosova ya da Bosna benzeri bir “uluslararası yönetim” tanımından kaçınsa da bu yetkiler Gazze’nin fiili yönetiminin yabancı merkezlere bağlandığını ortaya koyuyor.

Önümüzdeki on yılda 30 milyar doları aşması beklenen yeniden yapılanma fonlarının tamamının bu kurulun denetiminde yönlendirilmesi planlanıyor. Bu durum, Filistin kurumlarının devre dışı bırakıldığı; kararların Washington, Londra ve küresel finans merkezlerinde alındığı yeni bir düzen anlamına geliyor.

KARAR MERCİİ: KUSHNER VE BLAIR’İN YER ALDIĞI BARIŞ KURULU

Gazze Barış Kurulu’nun bileşimi, tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Jared Kushner, Trump’ın damadı ve “Yüzyılın Anlaşması” şeklinde pazarlanan İbrahim Anlaşmaları'nın mimarı olarak yeniden sahneye çıktı. Daha önce Gazze’yi bir gayrimenkul ve yatırım alanı olarak ele alan projeleriyle gündeme gelen Kushner’in bu süreçteki rolü, Gazze’nin bir “ticari proje” olarak görüldüğü eleştirilerini güçlendiriyor.

Tony Blair ise Irak ve Afganistan işgallerinin siyasi mimarlarından biri olarak Filistinliler nezdinde güvenilirliği tartışmalı bir isim. Blair’in Barış Kurulu’nda yer alması, Batı merkezli vesayetçi diplomasi anlayışının Gazze’de yeniden üretildiği yorumlarına yol açıyor.

Bu yapıda dikkat çeken bir diğer unsur ise, hiçbir Filistinli temsilcinin yer almaması.

UYGULAYICI MEKANİZMA: GAZZE YÜRÜTME KURULU

Barış Kurulu’nun aldığı kararları sahada hayata geçirmek üzere “Gazze Yürütme Kurulu” oluşturuldu. Bu yapı, stratejik karar alan bir mekanizma değil; uygulamayı ve günlük yönetişimi yürüten operasyonel bir kurul olarak tanımlanıyor.

Gazze Yürütme Kurulu’nda Türkiye, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Mısır’dan üst düzey siyasi ve güvenlik yetkilileri yer alıyor. Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bu kurulda görev alıyor.

Ankara’nın bu süreçteki rolü; karar alma değil, alınan kararların sahada uygulanması, insani yardımın koordine edilmesi ve diplomatik denge unsuru oluşturulmasıyla sınırlı bulunuyor. Bu nedenle Türkiye’nin fiili etkisi yalnızca Yürütme Kurulu üzerinden yürütülüyor.

ERDOĞAN’A DAVET, MILEI’YE ŞAŞIRTAN ÇAĞRI

ABD Başkanı Trump, Barış Kurulu’nun kurucu başkanı sıfatıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı kurucu üye olmaya davet etti. Türkiye ve Mısır’ın sürece dahil edilmesi bölgesel gerçeklikle uyumlu bulunurken, Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei’nin davet edilmesi dikkat çekti.

Gazze’de hiçbir etkisi bulunmayan Milei’nin, katliam sürecinde açık şekilde İsrail’i desteklemiş olması, bu tercihin siyasi ve ideolojik saiklerle yapıldığı yönündeki eleştirileri güçlendirdi.

MİLYARDERLER VE ÖZEL SERMAYE YENİDEN İNŞANIN MERKEZİNDE

Gazze Barış Kurulu’nda yer alan Apollo Global Management CEO’su Marc Rowan ve Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga, yeniden inşa sürecinde özel sermayenin belirleyici olacağını açıkça ortaya koyuyor.

Planlanan model; kamu-özel iş birlikleriyle 10 ila 20 milyar dolar arasında yatırımın mobilize edilmesini, projelerin ise 15 ila 25 yıllık geri dönüş süreleriyle işletilmesini öngörüyor. Eleştirmenlere göre bu yaklaşım, Gazze’yi halkın değil fonların ve yatırımcıların önceliklerinin belirlediği bir “ekstrem özelleştirme alanı”na dönüştürme riski taşıyor.

YEREL VİTRİN: GAZZE YÖNETİMİ ULUSAL KOMİTESİ

Geçiş sürecinde sivil yaşamın sürdürülmesi amacıyla “Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi” kuruldu. Komitenin başkanlığına Filistin Yönetimi’nin eski Planlama Bakan Yardımcısı Dr. Ali Şaat getirildi.

Ancak bu yapının yetkilerinin sınırlı olduğu, gerçek karar alma mekanizmalarının Barış Kurulu’nda bulunduğu ifade ediliyor. Bu nedenle Ulusal Komite, birçok çevre tarafından sembolik bir vitrin yapı olarak değerlendiriliyor.

SAHADAKİ EN YETKİLİ İSİM: YÜKSEK TEMSİLCİ MLADENOV

Kurullar ile saha arasındaki en yetkili bağlantı noktası olarak “Gazze Yüksek Temsilciliği” oluşturuldu. Eski BM Orta Doğu Özel Temsilcisi Nickolay Mladenov, bu göreve atandı.

Mladenov’un; Barış Kurulu ve Yürütme Kurulu kararlarını sahada denetlemesi, güvenlik ve sivil yönetim arasında koordinasyon sağlaması ve kriz anlarında tek muhatap olarak hareket etmesi bekleniyor. Bu yetkiler, kendisi için yapılan “fiili genel vali” benzetmelerini güçlendiriyor.

GAZZE’DE BARIŞ MI, YENİ MANDA DÜZENİ Mİ?

Gazze Barış Kurulu, adında “barış” ifadesini taşısa da yapısı, aktörleri ve yetki dağılımıyla Filistin halkının karar süreçlerinde belirleyici olmadığı, dış güçlerin ve küresel sermayenin yön verdiği yeni bir yönetim düzenine işaret ediyor.

Bu nedenle bugün İslam dünyası kamuoyunda yüksek sesle sorulan soru giderek netleşiyor:

Gazze’de kurulan bu yapı gerçekten adil ve kalıcı bir barışın zemini mi olacak, yoksa savaşla yıkılan topraklarda yeni bir dış vesayet düzeninin kalıcılaşmasının mı önünü açacak?