Gazze’nin kuzeyinde yer alan Beyt Hanun’da ateşkese rağmen sürdürülen yıkım, İsrail’in askeri operasyonları kalıcı bir demografik ve siyasi dönüşüme dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Uydu görüntüleri, kasabanın sistematik biçimde ortadan kaldırıldığını gösteriyor.
Eklenme: 27.01.2026 11:38 | Güncelleme: 27.01.2026 18:06İsrail, Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Hanun’da geniş çaplı bir yıkım faaliyeti yürütüyor. El Cezire’nin Sanad birimi tarafından incelenen uydu görüntüleri, 8 Ekim ile 8 Ocak tarihleri arasında yaklaşık 408 bin metrekarelik alanın buldozerlerle tamamen düzleştirildiğini ortaya koydu. Bu süreçte en az 329 ev ile tarım arazileri yok edildi.
Yıkımın, İsrail sınırına komşu bölgelerde yoğunlaştığı ve Sderot kentine yaklaşık iki kilometre mesafeden başladığı görülüyor. Aralık ayı ortasına gelindiğinde, savaşta hasar görmüş ancak hâlâ ayakta olan mahallelerin yerini dümdüz edilmiş araziler aldı.

Temizleme işlemi öncesine ait görüntülerde, ağır hasara rağmen ayakta duran yapılar bulunuyordu. Haftalar içinde bu yapıların tamamı ortadan kaldırıldı. Birleşmiş Milletler’e bağlı UNRWA, Ekim ayına kadar Gazze’deki yapıların yüzde 81’inin hasar gördüğünü ya da tamamen yıkıldığını, en ağır yıkımın ise kuzey bölgelerinde yaşandığını bildirdi.
İsrailli askeri kaynaklar ise yıkımı “güvenlik çemberi oluşturma” gerekçesiyle savunuyor. Long War Journal’da yer alan açıklamalarda bir İsrail subayı, Beyt Hanun’un yok edilmesini “düşmanın altyapıya geri dönmesini imkânsız hale getirme” stratejisinin parçası olarak tanımladı.

Birleşmiş Milletler Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese ise yıkımın ardında daha kapsamlı bir hedef olduğunu vurguluyor. Albanese’ye göre İsrail, savaşın yarattığı kaosu kullanarak Gazze’yi yaşanamaz hâle getirmeyi, Filistinlileri zorla yerinden etmeyi ve bölgeyi fiilen yeniden işgal etmeyi amaçlıyor.

Beyt Hanun’daki yıkım, İsrail siyasetinden gelen açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde daha net bir tablo ortaya çıkıyor. Haaretz’in aktardığına göre Aralık 2024’te İsrailli bakanlar ve milletvekilleri Sderot’ta düzenlenen bir toplantıda Beyt Hanun ve Beit Lahiya’yı işaret ederek, 800’den fazla Yahudi ailenin bu bölgelere taşınmaya hazır olduğunu dile getirdi.
Savunma Bakanı Israel Katz da Gazze’nin kuzeyinde tarım ve askeri yerleşimleri birleştiren “Nava Nahal” üsleri kurulacağını duyurdu. Katz, bu planların 2005’te boşaltılan yerleşimlerin yerine geçeceğini açıkça ifade etti. Daha sonra yaptığı açıklamada ise İsrail’in Gazze’den çekilmeyeceğini ve yeni yerleşim merkezleri kuracağını söyledi.

Bu yaklaşım yeni değil. Aralık 2023’te İsrailli bir emlak şirketi, yıkılmış Gazze manzarası eşliğinde “Uyanın, sahil evi bir hayal değil” sloganıyla tanıtım paylaşımı yapmıştı. Resmî yerleşim kararları açıklanmasa bile, geniş tampon bölgeler oluşturma planları İsrail yönetimi tarafından uzun süredir açıkça dile getiriliyor.
Uluslararası kamuoyu, İsrail’in bu adımlarını giderek askeri değil stratejik bir politika olarak değerlendiriyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Batı Şeria’daki yerleşimlerin yeniden başlatılmasının Filistin’i tanıma kararında belirleyici olduğunu belirtirken, bu sürecin iki devletli çözümü bilinçli şekilde sabote ettiğini söyledi.
Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Thani ise Birleşmiş Milletler’de yaptığı konuşmada İsrail’in Gazze’yi yaşanamaz hâle getirmeyi hedeflediğini, bunun zorla yerinden etme politikasının parçası olduğunu vurguladı.
Eylül ayında aralarında Fransa, Almanya, Birleşik Krallık ve Kanada’nın da bulunduğu çok sayıda ülke, İsrail’in Batı Şeria’da 19 yeni yerleşimi onaylamasını ortak bildiriyle kınadı ve bunun uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu duyurdu.

Gazze Hükümeti Medya Ofisi verilerine göre İsrail, 10 Ekim’den bu yana ateşkesi en az 1.300 kez ihlal etti. Bu ihlaller arasında sivillere yönelik yüzlerce ateş açma vakası ile 600’den fazla bombardıman ve topçu saldırısı bulunuyor.
Beyt Hanun’daki yıkım, artan ateşkes ihlalleri ve İsrail’den gelen açık yerleşim mesajları birlikte değerlendirildiğinde, askeri operasyonların geçici olmadığı; Gazze’nin kalıcı biçimde dönüştürülmek istendiği yönündeki endişeleri güçlendiriyor.