Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın İsrail Parlamentosu Knesset’te yaptığı açıklamalar, Gazze’de sivilleri hedef alan İsrail saldırılarına siyasi meşruiyet kazandırma girişimi olarak değerlendirildi. Rama’nın Hamas’ı “Gazze’nin gardiyanı” ilan eden ve İsrail’in askeri operasyonlarını dolaylı biçimde savunan sözleri, Arnavutluk’un İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırım politikalarına açık destek verdiği yönünde eleştirilere neden oldu.
Eklenme: 27.01.2026 16:47Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze için oluşturulan Barış Kurulu’na ülkesinin katılımını savunmak üzere İsrail’e resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. İsrail Parlamentosu Knesset’te milletvekillerine hitap eden Rama, Arnavutluk’un bu kurulda “alçak gönüllülükle” görev yapacağını ifade etti.
Rama, Arnavutluk Meclisi’nin 22 Ocak’ta Trump’ın daveti üzerine Barış Kurulu’na katılımı onaylamasının ardından İsrail’e yaptığı ziyaretin sembolik önemine dikkat çekti. Ancak bu ziyaret ve yapılan açıklamalar, Gazze’de on binlerce sivilin hayatını kaybettiği saldırılar sürerken, Arnavutluk’un İsrail lehine net bir siyasi pozisyon aldığı şeklinde yorumlandı.

Knesset’teki konuşmasında Rama, Gazze’de yaşanan insani felakete ve İsrail’in aylar süren bombardımanlarına değinmek yerine tüm sorumluluğu Hamas’a yükleyen ifadeler kullandı. Rama, şu sözleri dile getirdi:
“İnsanlar, işaret edilen gerçeğe bakmak yerine parmağın kendisine baktı. Bunu yaparken Gazze’nin asıl gardiyanının Hamas olduğunu göremediler. Hamas’tan başka kimse değil.”
Bu açıklama, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının İsrail’i savaş suçları ve soykırım fiilleriyle suçladığı bir dönemde, Gazze’deki yıkımın tek sorumlusunun Hamas olarak gösterilmesi nedeniyle sert eleştiriler aldı.

Rama konuşmasında Hamas’ı hedef alırken, İsrail’in devlet politikalarını ve orantısız güç kullanımını sorgulayan hiçbir ifade kullanmadı. Hamas’ın ideolojisini tanımlarken şu sözleri sarf etti:
“Hamas’ın ideolojisi, önce kendi halkına, ardından Yahudi ulusuna yönelik bir terör anlayışıdır. Bu totaliter anlayışa göre İsrail Devleti yok edilmeden ve son Yahudi Kutsal Topraklardan silinmeden hiçbir Filistinlinin hayatı yaşamaya değer değildir.”
Bu ifadeler, Gazze’de iki milyonu aşkın sivilin kolektif olarak cezalandırılmasını ve temel yaşam haklarından mahrum bırakılmasını görmezden gelerek, İsrail saldırılarını kaçınılmaz ve haklı gösteren bir çerçeve sundu.

Rama, konuşmasının devamında İsrail’in askeri hedeflerini destekler nitelikte ifadeler kullandı. Hamas tamamen ortadan kaldırılmadıkça barışın mümkün olmayacağını savunan Rama, şu değerlendirmede bulundu:
“Bu yüzden Hamas tamamen ortadan kaldırılmadıkça, onun kontrolü altındaki iki milyon insan asla gerçek özgürlüğe kavuşamayacak ve kalıcı bir barış mümkün olmayacaktır.”
Eleştirmenlere göre bu yaklaşım, Gazze’deki sivillerin hayatını hiçe sayan ve askeri imha politikalarını meşrulaştıran klasik bir söylemin tekrarından ibaret.
Rama, konuşmasında Hamas tünellerine ilişkin Nazi Almanyası benzetmeleri yaparak, Gazze’deki yıkımı geleceğe bırakılacak bir “ibret belgesi” olarak sunmayı da önerdi. Tiran’daki bir tünelin anma mekânına dönüştürüldüğünü hatırlatan Rama, şu ifadeleri kullandı:
“Tüm kalbimle diliyorum ki, Hamas’ın 7 Ekim’de kaçırılan rehinelerin öldürüldüğü, tecavüze uğradığı ve işkence gördüğü terör tünellerinden birkaçı, Nazi Almanyası’ndaki imha kamplarını hatırlatan bu insanlık dışı koşullarla birlikte gelecek nesillere ibret olacak şekilde korunur.”
Bu sözler, Gazze’de yıkılan hastaneler, okullar ve toplu mezarlara dönüşen mahalleler dururken, soykırımın fiziksel izlerinin tamamen göz ardı edildiği eleştirilerine yol açtı.
Rama, Arnavutluk’un İsrail kadar Arap ülkeleriyle de dost olduğunu savunarak, konuşmasına Türkiye’yi de dahil etti. Gazze’de gelecekte kurulması planlanan uluslararası istikrar gücünde Arap ve Türk unsurlarla birlikte yer alma kararlılığını dile getirdi. Ancak bu ifadeler, sahadaki gerçeklik ile örtüşmediği ve İsrail’in askeri kontrolünü normalleştirdiği gerekçesiyle inandırıcı bulunmadı.
Edi Rama, Knesset konuşmasının yanı sıra İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile de bir araya geldi. Görüşme, Gazze’deki saldırıların mimarı olarak görülen Netanyahu’ya verilen açık bir diplomatik destek olarak değerlendirildi.
Uzmanlara göre Rama’nın açıklamaları ve ziyaretin genel çerçevesi, Arnavutluk’un İsrail’in Gazze’de yürüttüğü ve uluslararası hukukta soykırım olarak tanımlanan politikalarına siyasi ve ahlaki destek sunduğunu açıkça ortaya koydu.