Cenevre merkezli uluslararası hukuk uzmanı Stuart Casey Maslen’e göre Gazze’deki yıkım resmi rakamların çok ötesinde. Enkaz altındakiler ve kayıplarla birlikte nüfusun yüzde 10’dan fazlası ortadan kayboldu. Bu, yaklaşık 200 bin insanın hayatını kaybetmiş olabileceği anlamına geliyor.
Eklenme: 06.02.2026 11:10Cenevre Uluslararası İnsancıl Hukuk ve İnsan Hakları Akademisi bünyesinde görev yapan Uluslararası İnsani Hukuk Odak Projesi Başkanı Stuart Casey Maslen, Gazze’deki insani tablonun her geçen gün daha da ağırlaştığını söyledi.
Maslen, son 18 ayda Gazze dahil 23 silahlı çatışmayı mercek altına aldıkları War Watch raporuna ilişkin değerlendirmesinde, bölgede şiddetin görece azalmış olmasının krizin sona erdiği anlamına gelmediğini vurguladı.
Ona göre Gazze’de yaşam hâlâ “sürekli ölüm tehdidi altında”.
“İnsanlar ölmeye devam ediyor” diyen Maslen, özellikle yaralıların ve kronik hastaların güvenli bölgelere tahliye edilememesinin trajediyi derinleştirdiğini ifade etti.

Gazze’de bugüne kadar en az 70 bin sivilin hayatını kaybettiğine dair uluslararası çevrelerde genel bir kabul bulunduğunu hatırlatan Maslen, bu sayının yalnızca ulaşılan cenazeleri kapsadığını söyledi.
Asıl kaybın çok daha yüksek olduğuna dikkat çekti.
Enkaz altında kalanlar, kayıp olarak bildirilenler ve kimliği tespit edilemeyen cesetler nedeniyle nihai bilançonun henüz bilinmediğini belirten Maslen, Filistin Merkezi İstatistik Bürosu verilerine işaret etti.
Bu verilere göre Gazze nüfusu Ekim 2023’ten bu yana yüzde 10’dan fazla azaldı.
Maslen, “Eğer bu oran doğruysa 200 binden fazla kişiden söz ediyoruz. Bu, olağanüstü ve dramatik bir kayıp” dedi.

Uzmanlara göre Gazze’de sorun sadece bombardıman kaynaklı ölümlerle sınırlı değil.
Açlık, susuzluk, salgın hastalıklar, barınma eksikliği ve sağlık sisteminin çökmesi, sivil kayıpları artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor.
Maslen, acil ihtiyaçları “gıda, temiz su, barınak, soğuktan korunma ve tıbbi tedavi” olarak sıraladı.
Özellikle ağır yaralıların tedavi edilememesi nedeniyle önlenebilir ölümlerin arttığını vurguladı.

Gazze Şeridi’ndeki fiziki tahribatın boyutunun “olağanüstü” olduğunu belirten Maslen, yeniden inşa sürecinin kısa vadede tamamlanmasının mümkün olmadığını söyledi.
“Bu birkaç ayda çözülecek bir mesele değil. Gazze’nin ayağa kalkması yıllar alacak” ifadelerini kullandı.
Bölgenin eski haline dönebilmesi için milyarlarca dolarlık kaynağa ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.

Maslen, Gazze’de yaşananların yalnızca son çatışmalarla sınırlı görülmemesi gerektiğini savundu.
Soykırım tartışmalarına ilişkin değerlendirmesinde, sürecin 7 Ekim 2023’te başlamadığına dikkat çekti.
Birleşmiş Milletler’e bağlı bağımsız soruşturma komisyonunun, tarih vermeksizin Gazze’de soykırım yaşandığı yönünde tespitlerde bulunduğunu hatırlattı.
Bölgedeki sistematik yıkımın ve sivillerin maruz kaldığı muamelenin uluslararası hukuk açısından ciddi ihlaller içerdiğini söyledi.

Maslen’e göre son iki yıl, uluslararası toplum açısından “utanç ve pişmanlıkla hatırlanacak” bir dönem olacak.
Hamas’ın 7 Ekim saldırılarının hiçbir şekilde meşru görülemeyeceğini vurgulayan hukukçu, İsrail’in verdiği askeri karşılığın yol açtığı sivil ölümlerin de aynı şekilde savunulamaz olduğunu belirtti.
Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin İsrailli yetkililer hakkında çıkardığı tutuklama kararlarını hatırlatan Maslen, hukuki sürecin işletilmesi gerektiğini söyledi.
“Gazze halkının istediği şey çok basit: Hukuka aykırı biçimde öldürülen herkes için adalet” dedi.
