Dört aylık ateşkes fiilen çökerken İsrail ordusunun yedekleri göreve çağırmaya hazırlandığı, operasyon sahasını genişlettiği ve Gazze’nin tamamını hedef alan topyekûn bir askeri plan üzerinde çalıştığı belirtiliyor. Kaynaklar, Tel Aviv yönetiminin bu kez sınırlı operasyonlarla yetinmeyeceğini, Gazze’yi tamamen etkisiz hale getirmeden durmayacağını aktarıyor.
Eklenme: 09.02.2026 10:18 | Güncelleme: 09.02.2026 12:04İsrail basını ve askeri çevrelerden sızan bilgilere göre, aylardır kırılgan şekilde süren ateşkes pratikte sona ermiş durumda. Süreç boyunca hem sivil hem askeri hedeflere yönelik yüzlerce ihlal yaşandığı, bombardıman ve nokta operasyonların aralıksız sürdüğü ifade ediliyor. Diplomatik masada “sükûnet” görüntüsü korunurken, sahada savaş hazırlıkları hız kesmeden devam etti.
Bu tablo, yaklaşan büyük bir askeri harekâtın habercisi olarak değerlendiriliyor.

En somut adım ise yedek askerlerin göreve çağrılması. Askeri kaynaklar, bunun küçük çaplı çatışmalar için değil, Gazze genelini kapsayan geniş ölçekli bir müdahale için yapıldığını vurguluyor.
Planın, Hamas’ın yeniden inşa ettiği iddia edilen tünel ağını, roket üretim tesislerini ve komuta merkezlerini aynı anda hedef alan topyekûn bir operasyonu içerdiği belirtiliyor. Bu da İsrail’in sınırlı baskınlar yerine, uzun süreli ve yıkıcı bir savaş senaryosuna hazırlandığını gösteriyor.

İsrailli yetkililerin en dikkat çekici değerlendirmesi ise Gazze’de artık İsrailli esir bulunmamasını “en büyük avantaj” olarak tanımlamaları.
Askeri çevreler, sahada esir riski olmadığı için operasyonların “daha hızlı ve daha sert” yürütüleceğini açıkça dile getiriyor. Bu yaklaşım, siviller açısından daha ağır sonuçlar doğurabilecek kontrolsüz güç kullanımının önünü açıyor.
Daha önce esirlerin hayatı gerekçesiyle girilmeyen Nusirat ve Deir Belah gibi bölgeler artık “açık hedef” olarak tanımlanıyor. Bu da savaşın yeni ve yoğun yıkım alanlarına yayılabileceği anlamına geliyor.

İç istihbarat servisi Şimbet’in raporları da askeri hazırlığın temel dayanaklarından biri olarak gösteriliyor. Rapora göre Hamas roket ve patlayıcı üretimine yeniden başladı, komuta kademesini yeniledi ve tünel ağını korudu.
Ancak bu veriler, diplomatik çözüm aramak yerine geniş çaplı bir askeri imha planına gerekçe olarak kullanılıyor. İsrail’in güvenlik söylemi, fiilen Gazze’nin tamamını hedef alan bir savaş stratejisine dönüşmüş durumda.

Trump öncülüğündeki Barış Konseyi’nin ise sahadaki ihlalleri dahi durduramadığı belirtiliyor. Ateşkes boyunca yaşanan yüzlerce saldırıya rağmen herhangi bir caydırıcı adım atılamaması, konseyin Netanyahu üzerinde gerçek bir etkisi olmadığını ortaya koyuyor.
Uzmanlar, bu yapının küçük ihlalleri bile engelleyemezken, topyekûn bir savaşı durdurmasının neredeyse imkânsız olduğunu savunuyor. Bu durum, diplomatik kanalların fiilen tıkandığına işaret ediyor.

Ateşkes görüşmelerindeki en derin anlaşmazlık ise İsrail’in Gazze’den çekilmeyi reddetmesi. Hamas’ın silahsızlanması talebine karşılık, İsrail’in kalıcı askeri varlığını sürdürme ısrarı, süreci çıkmaza sokmuş durumda.
Taraflar arasında temel konularda uzlaşma sağlanamaması, yeni bir savaşın zeminini hazırlıyor. Diplomatik köprüler zayıflarken askeri seçenekler öne çıkıyor.

Ortaya çıkan tablo, İsrail’in yalnızca belirli askeri hedefleri değil, Gazze’nin tamamını baskı altına alan bir strateji izlediğini gösteriyor. Operasyon sahasının genişletilmesi, “daha sert” söylemi ve yedek seferberliği, bunun sınırlı bir güvenlik hamlesi değil, kapsamlı bir yıkım planı olduğunu düşündürüyor.
Kaynaklara göre Tel Aviv yönetimi, Gazze’yi tamamen etkisiz hale getirmeden ve bölgeyi yaşanamaz kılmadan geri adım atmaya niyetli görünmüyor.
Bölgede şimdi herkes aynı soruyu soruyor: Yeni bir saldırı ne zaman başlayacak değil, ne kadar yıkıcı olacak?