İşgal rejimi İsrail Güvenlik Kabinesi’nin kabul ettiği yeni idari ve hukuki düzenlemeler, Batı Şeria’da işgal yerleşimlerinin genişletilmesini hızlandırabilecek mekanizmalar getirirken; A ve B bölgelerinde müdahale alanını büyütüyor, El-Halil’de İbrahimî Camii çevresindeki imar yetkisini de işgal rejiminin sivil idaresine aktarıyor.
Eklenme: 09.02.2026 15:06Siyonist rejim, işgal altındaki Batı Şeria’da mülkiyet ve toprak yönetimini kökten etkileyebilecek kapsamlı değişiklikleri güvenlik kabinesinden geçirdi. Uluslararası hukuk ve Oslo düzenlemeleriyle çeliştiği belirtilen adımların; işgal yerleşimlerinin genişlemesini kolaylaştıracağı, Filistin yönetiminin etki alanını daraltacağı ve bölgede “fiilî işgal” tartışmalarını büyüteceği ifade ediliyor.
İsrail basınında yer alan haberlere göre düzenleme paketi; Savunma Bakanı Israel Katz ile Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in öncülüğünde güvenlik kabinesinde kabul edildi. Kararlar, tapu/arsa alım süreçlerinden denetime, imar yetkisinden “çevre-arkeoloji” başlıkları üzerinden uygulanan yaptırımlara kadar geniş bir alanı kapsıyor.

Kararların en kritik başlıklarından biri; Batı Şeria’daki arazi/tapu kayıtlarının daha erişilebilir hâle getirilmesi ve işgal rejimi vatandaşlarının/yerleşimcilerin mülk edinme süreçlerinin önündeki bazı kısıtların gevşetilmesi olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda arazi alımını hızlandıracak idari adımlar ve denetimi daraltan değişiklikler gündeme getirildi.
Oslo Anlaşmaları çerçevesinde Filistin yönetimi kontrolünde olması gereken A ve B bölgelerinde de işgal rejiminin “uygulama/denetim” kapasitesini artıran adımlar dikkat çekiyor. Reuters ve AP’nin aktardığı çerçeveye göre paket; Filistin yönetimi alanlarında dahi çeşitli gerekçelerle daha geniş bir müdahale seti oluşturuyor; bu durumun sahada yıkım ve el koyma pratiklerini artırabileceği belirtiliyor.

Düzenlemeler kapsamında El-Halil’de Harem-i İbrahim Camii ve çevresine dair planlama/imar yetkilerinin Filistin belediyesinden alınarak İsrail işgal rejiminin “Sivil İdaresi”ne devredildiği bildirildi. Bu adımın 1997 tarihli El-Halil Protokolü ile çeliştiği vurgulanıyor.

İşgal rejimi tarafı, kararı “Yahudiye ve Samarya” söylemi üzerinden savunarak Batı Şeria’da İsrail varlığını güçlendirmeyi hedeflediğini öne sürüyor. Katz’ın “yerleşimcilere yönelik ayrımcılığa son verme” iddiası da İsrail basınında yer aldı. Smotrich’in ise bu adımların siyasî sonuçlarına ilişkin daha sert bir çizgiyi benimsediği ve kararların yoğun eleştiri aldığı aktarılıyor.
Filistin yönetimi ve çeşitli Filistinli yetkililer, düzenlemelerin işgal altındaki topraklarda işgali kurumsallaştırdığı görüşünü dile getiriyor. Uluslararası izleme kuruluşları ve bazı sivil toplum yapıları da kararların yerleşim genişlemesini hızlandıracağı ve Filistinlilerin yaşam alanını daha da daraltacağı uyarısında bulunuyor.