News-1

Gündem

Türk Vatandaşı Siyonistlerin Gazze'de Görev Yaptığı Kanıtlandı: Soruşturma Başlatıldı

Gazze’de işlenen suçlara ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, İsrail ordusunda aktif görev yaptığı belirtilen 133 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Başvuruyu yapan Yeryüzü Avukatları Derneği, şüphelilerin tespiti ve haklarında yakalama kararı çıkarılmasını talep etti.

Eklenme: 18.02.2026 14:15
Bu Haberi
Paylaş

İngiltere merkezli araştırma platformu Declassified UK tarafından 11 Şubat’ta kamuoyuna duyurulan resmi bir belge, İsrail ordusunda görev yapan çifte ve çoklu vatandaşlara ilişkin kapsamlı veriler içerdi. Belgede, 126 ülkeden yaklaşık 55 bin yabancı uyruklu veya çifte vatandaş askerin görev yaptığı belirtilirken, bunlardan 133’ünün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu ifade edildi.

Söz konusu belgenin, İsrail Bilgi Edinme Kurumu’nun, Avukat Elad Man’ın 10 Mart 2025 tarihli başvurusuna 1 Şubat 2026’da verdiği resmi yanıt olduğu aktarıldı. Buna göre 112’si çifte, 21’i çoklu vatandaş statüsünde olmak üzere toplam 133 kişinin aktif görevde bulunduğu kaydedildi.

SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU

Gelişmeler üzerine Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS), İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak söz konusu kişiler hakkında yakalama ve yargılama sürecinin başlatılmasını talep etti. Dernek, ilgili belgeyi delil olarak soruşturma dosyasına sundu.

Başvuruda, şüphelilerin Türkiye’de bulunmaları halinde haklarında yakalama kararı çıkarılması, yurt dışında olmaları durumunda ise Interpol aracılığıyla Kırmızı Bülten düzenlenmesi istendi. Yeni delillerin, 2025/219447 sayılı soykırım ve insanlığa karşı suçlar soruşturması dosyasına eklendiği bildirildi.

SORUŞTURMA GENİŞLETİLMİŞTİ

WOLAS Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Enes Kafadar, daha önce Küresel Sumud Filosu’na yönelik müdahale sonrasında başlatılan soruşturmanın 7 Kasım 2025’te kapsamının genişletildiğini hatırlattı.

Soruşturmanın, 7 Ekim sonrası Gazze’de işlendiği iddia edilen soykırım ve insanlığa karşı suçları da kapsayacak şekilde yeniden ele alındığını belirten Kafadar, bu çerçevede aralarında İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Savunma Bakanı Israel Katz’ın da bulunduğu 37 kişi hakkında yakalama kararı çıkarıldığını ifade etti.

CEZAİ SORUMLULUK VURGUSU

Kafadar, soykırım ve insanlığa karşı suçların yalnızca siyasi ve askeri üst düzey isimlerle sınırlı olmadığını, fiilen icra hareketlerine katılan herkes bakımından bireysel sorumluluk doğurduğunu belirtti.

Türk Ceza Kanunu’nun 76. maddesine göre soykırım suçunun cezasının müebbet hapis olduğunu, 77. madde kapsamında insanlığa karşı suçlarda ise fiilin ağırlığına göre 8 yıldan müebbete kadar hapis cezası öngörüldüğünü hatırlattı.

DELİL DOSYALARI GENİŞLİYOR

Dernek yetkilileri, Türkiye ve uluslararası alanda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının sunduğu delillerin ana soruşturma dosyasında birleştirildiğini açıkladı.

WOLAS’ın, Filistinliler İçin Uluslararası Adalet Merkezi (ICJP) ile birlikte hazırladığı yaklaşık 125 sayfalık delil dosyasını savcılığa sunduğu, ayrıca Türkiye-Filistin Dostluk Hastanesi’ne ilişkin bazı şüphelilerle suç eylemleri arasındaki bağlantıyı ortaya koyan ayrı bir dosyanın da daha önce iletildiği belirtildi.

Soruşturmanın, delillerin çoğaltılması, ilgili kamu kurumlarına müzekkereler yazılması ve şüphelilerin kimlik tespitine yönelik çalışmalarla sürdüğü ifade edildi.

133 KİŞİLİK LİSTE “BAŞLANGIÇ” OLARAK NİTELENDİRİLDİ

Kafadar, İsrail ordusunda görev yaptığı belirtilen 133 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına ilişkin listenin tarihi bir eşik olduğunu belirterek, asıl sürecin bundan sonra başlayacağını söyledi.

Vatandaşlık kayıtlarının, sınır giriş-çıkış bilgilerinin ve askerlik durumlarının ilgili kurumlar aracılığıyla karşılaştırmalı biçimde incelenmesinin önemine işaret eden Kafadar, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için adli yardımlaşma mekanizmalarının ve açık kaynak doğrulama yöntemlerinin devreye alınması gerektiğini vurguladı.

ULUSLARARASI BOYUT DİKKAT ÇEKTİ

Açıklamada, İsrail ordusunda 126 ülkeden 55 bini aşkın yabancı uyruklu veya çifte vatandaş askerin görev yapmasının uluslararası ölçekte dikkat çekici bir tablo ortaya koyduğu ifade edildi.

Bu durumun yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte hukuki ve siyasi sonuçlar doğurabileceği değerlendirmesi yapılırken, sürecin hem Türkiye’de hem de uluslararası hukuk çevrelerinde yakından takip edildiği kaydedildi.