İşgalci İsrail yönetimi bu kez hedef tahtasına “radikal Sünni ekseni”ni koydu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kabine toplantısı öncesi yaptığı açıklamada hem “radikal Şii eksenine” hem de “ortaya çıkan radikal Sünni eksenine” karşı yeni bir bölgesel blok kurmak istediklerini ilan etti. İsrail’in Hindistan öncülüğünde şekillendirmeye çalıştığı “ittifaklar altıgeni” planının perde arkasında ise Sünni dünyadaki siyasi ve diplomatik yakınlaşmayı dağıtma hedefi olduğu konuşuluyor.
Eklenme: 26.02.2026 13:03 | Güncelleme: 26.02.2026 13:22Netanyahu, “Sünni ekseni” ifadesini açık biçimde 22 Şubat’ta yaptığı kabine konuşmasında kullandı. İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından paylaşılan İngilizce metne göre Netanyahu, “çok sert darbeler indirdikleri radikal Şii eksenine” ek olarak “ortaya çıkan radikal Sünni eksenine” karşı da bir karşı blok oluşturmak istediklerini söyledi.
Aynı söylemi İsrail iç istihbarat servisi Şin-Bet yöneticileriyle yaptığı toplantıda da tekrarlayan Netanyahu, İsrail’in gelecekteki güvenliği için bu yeni karşı eksenin “hayati önemde” olduğunu savundu. Böylece Tel Aviv yönetimi, İran merkezli tehdit söylemine yeni bir başlık eklemiş oldu.

Metindeki değerlendirmeler ve İsrail basınına yansıyan analizler, Netanyahu’nun doğrudan isim vermese de Türkiye ve Katar’ı merkezde gördüğüne işaret ediyor. Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in “Türkiye yeni İran’dır” sözleri, Tel Aviv’deki güvenlik çevrelerinde oluşan algıyı açıkça yansıtıyor.
İsrail’de bazı stratejistler Türkiye ve Katar’ı, Müslüman Kardeşler çizgisinde bir “Sünni eksen” inşa etmekle suçluyor. Bu çerçevede Hamas’a verilen siyasi destek, Gazze’deki tutum ve Suriye sahasındaki artan etkinlik tehdit başlıkları arasında sayılıyor. Metinde ayrıca Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkelerin de Sünni blok içinde anıldığı, ancak bu yapının resmi ve koordineli bir askeri ittifak niteliği taşımadığı vurgulanıyor.

Netanyahu’nun duyurduğu “ittifaklar altıgeni” ya da “altıgen ittifak” vizyonu; Hindistan, bazı Arap ve Afrika ülkeleri, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve bazı Asya ülkelerini kapsayan İsrail merkezli bir blok oluşturma hedefini içeriyor. Netanyahu bu yapıyı, “Ortadoğu çevresinde ve içinde ittifaklar altıgeni” olarak tarif etti.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin İsrail ziyareti bu planın önemli bir adımı olarak sunuldu. İsrail basını, bu yakınlaşmayı doğrudan Türkiye ile artan gerilimle ilişkilendirdi. “Ilımlı eksen” olarak adlandırılan Hindistan–BAE–İsrail hattının, Türkiye’nin bölgesel etkisine karşı bir denge oluşturma amacı taşıdığı yorumu yapıldı.
Ancak İsrail Savunma Bakanlığı kaynaklarına göre plan henüz resmi bir hükümet kararına dönüşmüş değil. Ortak bir müdahale gücü kurulacağı yönündeki iddialar da yalanlandı. Bu durum, altıgen ittifakın şu aşamada daha çok siyasi bir vizyon ve mesaj niteliğinde olduğunu gösteriyor.

Netanyahu’nun açıklamalarında güvenlik gerekçesi açık: İsrail, hem İran’ın başını çektiği Şii ekseninden hem de “Müslüman Kardeşler bağlantılı” olarak tanımladığı Sünni çevrelerden tehdit algıladığını savunuyor.
Analizlere göre İsrail’deki bazı çevreler, Türkiye’nin Suriye’deki artan etkisini ve Gazze konusundaki sert tutumunu yeni bir stratejik meydan okuma olarak görüyor. Türkiye’nin İsrail’e yönelik ticari ambargo kararı da bu algıyı güçlendiren unsurlar arasında gösteriliyor.
Ayrıca Türkiye, Katar ve Mısır’ın ABD-İran krizini askeri sahadan diplomatik masaya çekme girişimi, Tel Aviv’de rahatsızlık yaratan bir hamle olarak değerlendiriliyor. İsrail açısından bu tür diplomatik inisiyatifler, bölgesel dengeyi kendi aleyhine değiştirebilecek gelişmeler olarak okunuyor.

Uzmanlar, “radikal Sünni ekseni” olarak tanımlanan yapının koordineli ve kurumsal bir askeri blok olmadığına işaret ediyor. Ortadoğu analistleri, Hamas, bazı bölgesel aktörler ve Türkiye-Katar hattının aynı çerçevede anılmasının analitik açıdan tartışmalı olduğunu belirtiyor.
İngiltere merkezli risk danışmanlığı şirketi Sibylline’dan yapılan değerlendirmede, İsrail’de Türkiye’nin “bölgesel emellerine yönelik tehdit” olarak algılandığı ifade ediliyor. Ancak aynı metinde, Türkiye’yi “yeni İran” olarak görmenin stratejik bir hesap hatası olabileceği de vurgulanıyor.
Sonuç olarak Netanyahu’nun “Sünni eksen” söylemi, mevcut ve somut bir askeri ittifaktan ziyade, potansiyel siyasi ve diplomatik yakınlaşmaları önleyici bir güvenlik çerçevesi oluşturma girişimi olarak öne çıkıyor. “Altıgen ittifak” vizyonu ise bu çerçevenin kurumsal zemini olarak sunulsa da henüz resmi ve bağlayıcı bir yapıya dönüşmüş değil.
İsrail’in İran sonrası dönemde tehdit tanımını genişlettiği açık. Ancak “Sünni eksen” kavramının, sahadaki gerçek bir bloktan mı yoksa olası bölgesel dayanışmaları bastırmaya dönük bir stratejik söylemden mi ibaret olduğu sorusu şimdilik tartışılmaya devam ediyor.