News-1

Sıcak Bölgeler

İran’ın ABD-İsrail’e Karşı Başarısının Sırrı: “Mozaik Savunma”

ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a dönük ortak saldırılarıyla başlayan savaş, Tel Aviv’in beklediği hızlı çöküşü getirmedi. İran, “mozaik savunma” adı verilen dağınık ama süreklilik üreten askerî modeli sayesinde hem misilleme kapasitesini korudu hem de savaşı İsrail için maliyetli bir yıpratma denklemine çevirdi.

Eklenme: 10.03.2026 15:16 | Güncelleme: 10.03.2026 15:40
Bu Haberi
Paylaş

ABD-İsrail hattı, savaşın ilk aşamasında İran’ın askerî komuta yapısını, füze altyapısını ve yeraltındaki kritik tesislerini hedef alarak kısa sürede sonuç almayı amaçladı. Reuters’a göre 28 Şubat’ta başlayan harekâtın ardından İsrail, savaşın ikinci safhasında İran’ın yeraltındaki balistik füze sahalarını vurmayı planladı. Ancak sahadaki tablo, İran’ın tek merkezden yönetilen kırılgan bir savunma yerine, darbeyi emip karşılık üretebilen dağınık bir yapıya dayandığını gösterdi.

MOZAİK SAVUNMA NEDİR?

Mozaik savunma, bir ülkenin askerî kapasitesini birkaç büyük üsse ve tek bir komuta merkezine yığmak yerine, çok sayıda küçük, yayılmış ve kısmen bağımsız unsur üzerinden ayakta tutmasıdır. Bu modelde bir merkez vurulsa bile savunma tümüyle çökmez; yerel birimler, hareketli füze sistemleri, insansız hava araçları, yeraltı tesisleri ve alternatif komuta hatları savaşın devamını sağlar. İran üzerine yapılan uzman analizleri, bu yaklaşımın Devrim Muhafızları’nın dağınık yapısı ve “ilk darbeyi yesem de misillemeyi sürdüreyim” mantığıyla şekillendiğini ortaya koyuyor.

İSRAİL’İN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ SINIRLAYAN ESAS FAKTÖR

İsrail’in hava gücü ve hassas vurucu kapasitesi, karşısında sabit ve merkezi hedefler olduğunda çok daha etkili. Fakat İran, savunmasını yayılmış unsurlara böldüğü için bu üstünlük tek başına belirleyici olamadı. Reuters’ın 10 Mart tarihli analizine göre Tahran, ağır kayıplara rağmen füze envanterinin önemli bir kısmını elinde tutmayı başardı ve haftalar boyunca saldırı sürdürebilecek bir kapasite ortaya koydu. Bu durum, İsrail’in “ilk büyük darbeyle oyunu bitirme” hesabını bozan en önemli etkenlerden biri oldu.

İRAN SADECE SAVUNMADI, SAVAŞIN MALİYETİNİ YÜKSELTTİ

İran’ın stratejisi yalnızca kendini korumakla sınırlı kalmadı. Reuters’a göre Tahran, enerji hatları ve bölgesel altyapı üzerindeki baskıyı artırarak savaşın ekonomik ve jeopolitik bedelini yükseltmeye çalıştı. Bu yaklaşım, İsrail’in güvenlik merkezli anlatısını zora sokarken, çatışmayı bölgesel ticaret, enerji ve piyasa istikrarı açısından daha geniş bir krize dönüştürdü. Aynı süreçte küresel petrol fiyatlarının yükselmesi ve iş dünyasının sarsılması, savaşın Tel Aviv ve Washington’ın sunduğu “kontrollü operasyon” çerçevesini aştığını gösterdi.

TEL AVİV İÇİN ASIL SORUN: HIZLI ZAFER GELMEDİ

İsrail tarafında savaşın ekonomik faturası da büyüyor. Reuters, devam eden çatışmanın İsrail ekonomisine haftalık yaklaşık 3 milyar dolar maliyet ürettiğini, bu belirsizliğin Merkez Bankası kararlarını dahi etkilediğini aktardı. Yani Tel Aviv’in askerî üstünlüğü, siyasî ve ekonomik rahatlık üretmedi; tersine uzayan savaş, içeride baskıyı artıran yeni bir yük haline geldi.

GAZZE VE LÜBNAN CEPHESİ, İSRAİL’İN SAVAŞI NASIL GENİŞLETTİĞİNİ GÖSTERDİ

İsrail, İran’la savaş sürerken Gazze ve Lübnan’daki saldırılarını da tamamen durdurmadı. Reuters’a göre Gazze’de ateşkes sonrası dönemde dahi yüzlerce Filistinli hayatını kaybetti; 8 Mart’ta düzenlenen saldırılarda sivillerin bulunduğu alanlar yeniden hedef oldu. Aynı dönemde İsrail’in Gazze geçişlerini kapatması, insani yardımı ve tıbbi tahliyeleri sekteye uğrattı. Lübnan’da ise savaşın ikinci haftasında yaklaşık 700 bin kişinin yerinden edildiği bildirildi. Bu tablo, İsrail’in “savunma” söylemiyle hareket ettiğini iddia ederken fiiliyatta bölgesel yıkımı derinleştirdiğine dair eleştirileri güçlendirdi.

ULUSLARARASI HUKUK TARTIŞMASI DERİNLEŞİYOR

İsrail’in Gazze’deki eylemleri nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi süreci ve Uluslararası Adalet Divanı’ndaki soykırım davası da gündemde kalmayı sürdürüyor. Reuters, 2025’te ICC’nin Netanyahu ve eski savunma bakanına ilişkin tutuklama emri sürecinde İsrail’in geri çekme taleplerinin reddedildiğini; ayrıca Güney Afrika’nın açtığı davaya başka ülkelerin de katılmaya yöneldiğini aktardı. Bu nedenle İran savaşı, yalnızca askerî değil, İsrail’in uluslararası meşruiyet krizi açısından da yeni bir basınç üretiyor.

İRAN’IN “BAŞARISI” TAM ZAFER DEĞİL, ÇÖKMEYİ REDDETMEK

Burada “başarı”yı doğru tanımlamak gerekiyor. İran, savaştan hasarsız çıkmış değil; ağır darbeler aldı. Ancak ABD ve İsrail’in istediği türden hızlı rejim çöküşü, komuta felci ve tam teslimiyet de ortaya çıkmadı. Reuters analizleri, İran’ın bugün savaşı bir “dayanma ve yıpratma” mücadelesi olarak kurguladığını; içerde savaş ekonomisine geçip dışarda da füze ve dron kabiliyetini koruyarak ayakta kalmaya çalıştığını gösteriyor. İşte mozaik savunmanın özü de burada yatıyor: yenilmez olmak değil, vurulduğunda bile dağılmamak.

İSRAİL’İN GÜCÜ VAR, AMA ÇÖZÜM ÜRETEMİYOR

Ortaya çıkan tablo şu: İsrail, yüksek teknolojiye ve ABD desteğine rağmen bölgeyi ateşe vererek kesin sonuç alamadı. Gazze’de yıkım, Lübnan’da kitlesel yerinden edilme, İran’da ise beklenenden daha dirençli bir savunma modeli, Tel Aviv’in askerî üstünlüğünün siyasî başarıya dönüşmediğini gösteriyor. “Mozaik savunma”, İran’ın bu tabloda ayakta kalma formülü olurken, işgal devleti İsrail’in saldırı stratejisi ise bir kez daha bölgeyi daha güvensiz, daha istikrarsız ve daha yıkıcı bir noktaya sürükledi.