News-1

Gündem

BMGK'da İran'ın Kınandığı Karar Tasarısı Kabul Edildi

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), İran’ın Körfez ülkelerine yönelik füze saldırılarını kınayan karar tasarısını kabul etti. Bahreyn öncülüğünde sunulan tasarı 13 üye ülkenin oyuyla kabul edilirken, Rusya ve Çin çekimser kaldı. İran ise karara sert tepki göstererek metnin krizin gerçek nedenlerini görmezden geldiğini savundu.

Eklenme: 12.03.2026 14:04
Bu Haberi
Paylaş

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde İran’ın Körfez ülkelerine yönelik füze saldırılarını kınayan karar tasarısı kabul edildi. Bahreyn’in öncülüğünde hazırlanan tasarı, Konsey’de yapılan oylamada 13 üye ülkenin desteğiyle kabul edilirken, Rusya ve Çin çekimser oy kullandı.

Karar tasarısı, İran’ın ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık olarak Körfez bölgesindeki bazı ülkelere yönelik füze saldırıları düzenlemesinin ardından gündeme gelmişti.

Tasarıya ayrıca Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de dahil olduğu Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ile Ürdün destek verirken, Birleşmiş Milletler’e üye 130’dan fazla ülkenin de metni desteklediği bildirildi.

BMGK’DE KRİZ OTURUMU

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 28 Şubat’ta başlayan İran-ABD-İsrail gerilimini görüşmek üzere acil toplantı düzenlemişti.

Toplantıda ABD temsilcileri, İran’ın nükleer ve balistik füze programlarının uluslararası barış ve güvenlik için tehdit oluşturduğunu savundu. Washington yönetimi, İsrail ile birlikte yürütülen askeri operasyonların amacının İran’ın bu kapasitesini ortadan kaldırmak olduğunu ifade etti.

İran ise söz konusu saldırıların uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın ihlali olduğunu belirterek, BM Şartı’nın 51. maddesi kapsamında meşru müdafaa hakkını kullandığını savundu.

İRAN’DAN KARARA SERT TEPKİ

İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Emir Said İrevani, karar tasarısına sert tepki gösterdi. BMGK toplantısında konuşan İrevani, kabul edilen metnin sahadaki gerçekleri çarpıttığını ve mevcut krizin nedenlerini bilinçli şekilde görmezden geldiğini söyledi.

İrevani, “Ülkemiz açık bir saldırgan eylemin başlıca mağdurudur. Bu metin sahadaki gerçekleri çarpıtmakta ve krizin temel nedenlerini kasıtlı olarak göz ardı etmektedir” ifadelerini kullandı.

“MAĞDUR İLE SALDIRGANIN YERİ DEĞİŞTİRİLİYOR”

İranlı temsilci, karar tasarısının siyasi motivasyonlarla hazırlandığını savunarak metnin ABD ve İsrail’i koruyan bir yaklaşım içerdiğini ileri sürdü.

İrevani, tasarının amacının saldırgan ile mağdurun yerini değiştirmek olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Bu metin, BM Şartı’nı ihlal eden ve saldırgan eylemlerde bulunan ABD ve İsrail’i ödüllendiren bir yaklaşım içeriyor.”

İran’ın söz konusu kararı tanımadığını açıklayan İrevani, metnin uluslararası hukukla çeliştiğini savundu.

İRAN: SAVAŞ YASA DIŞIDIR

İrevani, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırılarının Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin saldırganlık yasağını içeren maddelerine aykırı olduğunu belirtti.

İranlı temsilci, saldırılar sırasında üst düzey devlet yetkililerinin hedef alındığını ve binlerce sivilin hayatını kaybettiğini söyledi.

İrevani’nin verdiği bilgilere göre, 28 Şubat’tan bu yana ABD ve İsrail saldırılarında 1348’den fazla sivil hayatını kaybetti, 17 binden fazla kişi yaralandı. Ayrıca yaklaşık 19 bin 734 sivil yapı hasar gördü veya tamamen yıkıldı.

Bu yapılardan 16 binden fazlasının konut olduğu, ayrıca ticari binalar, sağlık merkezleri, okullar, Kızılay tesisleri ve enerji altyapılarının da saldırılarda zarar gördüğü belirtildi.

HÜRMÜZ BOĞAZI TARTIŞMASI

İrevani, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatacağı yönündeki iddiaları da reddetti. İran’ın bölgedeki deniz ticaretinin serbestliğini korumaya devam ettiğini savunan İranlı temsilci, söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.

İran ayrıca bölgedeki ABD üslerine yönelik saldırıların Körfez ülkelerini hedef almadığını, yalnızca askeri hedeflere yönelik savunma operasyonları olduğunu ileri sürdü.

İrevani, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne çağrıda bulunarak İran’a yönelik savaşın durdurulması için uluslararası toplumun derhal harekete geçmesi gerektiğini söyledi.