News-1

Gündem

Hollanda ve İzlanda, UAD'deki Soykırım Davasına İsrail Aleyhine Katıldı

Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Hollanda ve İzlanda’nın, Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı “soykırım” davasına müdahil olmak üzere bildirimde bulunduğunu açıkladı. Böylece İsrail aleyhine açılan davaya müdahil olmak isteyen ülke sayısı 18’e yükseldi.

Eklenme: 13.03.2026 15:52
Bu Haberi
Paylaş

Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Hollanda ve İzlanda’nın, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin İsrail’e karşı açtığı soykırım davasına müdahil olmak üzere resmi bildirimde bulunduğunu duyurdu. Bildirimlerin, Birleşmiş Milletler’in 1948 tarihli Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi çerçevesinde yapıldığı belirtildi.

Divan tarafından yapılan açıklamada, iki ülkenin de UAD Statüsü’nün 63. maddesi kapsamında davaya müdahillik hakkını kullandığı ifade edildi. Mahkeme ayrıca Güney Afrika ve İsrail’den, Hollanda ve İzlanda’nın müdahillik başvurularına ilişkin yazılı görüşlerini sunmalarını talep etti.

HOLLANDA: AÇLIK VE ZORLA YERİNDEN ETME SOYKIRIMIN GÖSTERGESİ OLABİLİR

Hollanda’nın mahkemeye sunduğu müdahillik bildiriminde özellikle sivil halkın zorla yerinden edilmesi, açlık ve insani yardımın engellenmesi gibi uygulamaların soykırım suçunun değerlendirilmesinde önemli rol oynayabileceği vurgulandı.

Bildirimde, sivillerin zorla yerlerinden edilmesinin tek başına soykırım fiili oluşturabileceği veya soykırım kastının belirlenmesinde güçlü bir gösterge sayılabileceği ifade edildi.

Hollanda ayrıca, özellikle çocuklara yönelik saldırıların ve çocukların hedef alınmasının soykırım kastının değerlendirilmesinde ayrı bir hassasiyetle ele alınması gerektiğini belirtti.

Açıklamada, bir toplumun açlığa mahkûm edilmesi veya insani yardıma erişimin kasıtlı biçimde engellenmesinin de soykırım suçunun unsurları arasında değerlendirilebileceği vurgulandı.

İZLANDA: SOYKIRIM KASTI TEK OLASI NEDEN OLMAK ZORUNDA DEĞİL

İzlanda’nın müdahillik bildiriminde ise soykırım suçunun tespitinde kastın değerlendirilmesine ilişkin hukuki yorumlara yer verildi.

İzlanda, bir saldırının arkasındaki tek makul nedenin mutlaka soykırım olması gerektiği yaklaşımının sınırlayıcı olduğunu savundu. Bildirimde, bir eylemin birden fazla kastla gerçekleştirilmiş olsa bile bunun mahkemenin soykırım tespiti yapmasına engel teşkil etmemesi gerektiği belirtildi.

Ayrıca çocuklara yönelik saldırıların, özellikle fiziksel ve psikolojik zararlar açısından daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

İzlanda, insani yardımların engellenmesi ve bir toplumun açlığa terk edilmesinin özellikle çocuk nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde soykırım suçunun değerlendirilmesinde önemli bir kriter olduğunu ifade etti.

DAVAYA MÜDAHİL OLAN ÜLKE SAYISI 18’E YÜKSELDİ

Hollanda ve İzlanda’nın müdahillik başvurularıyla birlikte davaya katılan ülkelerin sayısı 18’e çıktı.

Daha önce Kolombiya, Libya, Meksika, Filistin, İspanya, Türkiye, Şili, Maldivler, Bolivya, İrlanda, Küba, Belize, Brezilya, Komorlar, Belçika, Paraguay ve Norveç de davaya müdahil olmak üzere başvuruda bulunmuştu.

Bu ülkeler, Soykırım Sözleşmesi’nin yorumlanmasına ilişkin görüşlerini mahkemeye sunarak davanın hukuki değerlendirmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.

GÜNEY AFRİKA’NIN İSRAİL’E KARŞI AÇTIĞI SOYKIRIM DAVASI

Güney Afrika Cumhuriyeti, 29 Aralık 2023’te İsrail’in Gazze’de yürüttüğü askeri operasyonların Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanı’nda dava açmıştı.

Güney Afrika, Gazze’deki insani krizin aciliyetine dikkat çekerek mahkemeden İsrail’e yönelik ihtiyati tedbir kararları almasını talep etmişti.

UAD, 26 Ocak, 28 Mart ve 24 Mayıs 2024 tarihlerinde aldığı üç ayrı karar kapsamında İsrail’den soykırım suçuna yol açabilecek fiilleri önlemesi, İsrail işgal güçlerinin bu tür eylemleri engelleyecek tedbirleri uygulaması, özellikle Refah’ta soykırım tehlikesi doğurabilecek askeri operasyonları durdurması, alınan tedbirler hakkında düzenli rapor sunması yönünde kararlar vermişti.

Öte yandan Divan’ın İsrail’e savunma dilekçesini sunması için verdiği sürenin de bugün itibarıyla dolduğu bildirildi. Uluslararası kamuoyu, davanın ilerleyen aşamalarını ve mahkemenin vereceği kararları yakından takip ediyor.