İşgal rejimi İsrail, Lübnan’a yönelik saldırılarını kara harekâtıyla yeni bir aşamaya taşıdı. Güney Lübnan’da başlatıldığı duyurulan operasyonla birlikte yedek asker hazırlıkları hız kazanırken, saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı da yüzlerce sivili kapsayacak şekilde ağırlaşıyor.
Eklenme: 16.03.2026 10:50İşgal rejimi İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları, hava bombardımanlarının ardından kara harekâtı ile daha da genişledi. İşgal güçleri, operasyonun “sınırlı ve hedef odaklı” olacağını öne sürse de sahadan gelen veriler bunun daha uzun süreli ve daha kapsamlı bir işgal planının parçası olabileceğine işaret ediyor.
Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı son bilanço ise saldırıların siviller üzerindeki ağır yıkımını ortaya koydu. Öte yandan işgal ordusunun yüz binlerce yedek askeri göreve çağırmaya hazırlandığına dair haberler, bölgedeki çatışmaların daha da tırmanabileceği yönündeki endişeleri artırdı.
ABD ve işgal rejimi İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla derinleşen bölgesel gerilim, Lübnan cephesinde yeni bir savaş başlığı açtı. İşgal rejimi, 2 Mart’ta Lübnan’dan füze atıldığını iddia ederek ülkenin kuzeyine saldırı başlatmış, ardından da kara harekâtına geçildiğini duyurmuştu.
İşgal ordusundan yapılan açıklamada, Lübnan’ın güneyindeki Hizbullah’a ait olduğu öne sürülen noktalara yönelik “kısıtlı ve hedefli” kara operasyonlarının başlatıldığı bildirildi. Ancak işgal rejiminin geçmişte “sınırlı operasyon” söylemiyle başlattığı saldırıları geniş çaplı işgal ve yıkım politikalarına dönüştürdüğü biliniyor.

İşgal rejimi İsrail’in saldırılarının kısa süreli bir operasyonla sınırlı kalmayacağı yönünde mesajlar da gelmeye başladı. İsrail medyasına yansıyan bilgilere göre, işgal ordusunun Kuzey Komutanlığındaki üst düzey bir askeri yetkili, Lübnan sahasında “gerektiği kadar” kalacaklarını ifade etti.
Bu açıklama, işgal güçlerinin güney Lübnan’da yeni bir tampon bölge oluşturma niyetini güçlendiren bir işaret olarak değerlendiriliyor. Sahadaki askeri yorgunluğa ve insan gücü sorununa rağmen daha agresif bir strateji benimsenmesi, Lübnan’ın güneyinde uzun vadeli bir askeri baskı döneminin hedeflendiğini gösteriyor.
İşgal ordusunun kara saldırılarını genişletme ihtimali, askeri hazırlıkları da hızlandırdı. İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre, işgal ordusu hükümete 450 bin yedek askerin göreve çağrılması yönünde talepte bulunmaya hazırlanıyor.
Söz konusu talebin önümüzdeki günlerde hükümete sunulmasının ve onay sürecine taşınmasının beklendiği aktarılıyor. Bunun, Lübnan’a yönelik muhtemel kara saldırılarının daha da yayılması beklentisiyle bağlantılı olduğu belirtiliyor.

Haberde dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise fiilen çağrılabilecek azami yedek asker sayısının 260 binle sınırlı olması oldu. Bu sınırın, işgal ordusunun savaş bölgelerindeki yükünü hafifletmek amacıyla hükümet tarafından ocak ayında alınan kararla belirlendiği ifade edildi. Buna rağmen yüz binlerce yedek asker seçeneğinin gündeme taşınması, işgal rejiminin Lübnan cephesini geçici değil stratejik bir savaş alanı olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
İşgal rejimi İsrail’in 2 Mart’tan bu yana Lübnan’a düzenlediği saldırılar, siviller üzerindeki yıkıcı etkisini her geçen gün daha da artırıyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı son verilere göre saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 850’ye, yaralı sayısı ise 2 bin 105’e yükseldi.
Hayatını kaybedenler arasında 107 çocuk, 66 kadın ve 32 sağlık çalışanının bulunması, saldırıların yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmadığını açık biçimde ortaya koyuyor. Ayrıca 58 sağlık çalışanının yaralandığı bilgisi de sağlık altyapısının doğrudan hedef haline geldiğini gösteriyor.
Bakanlığın önceki açıklamasında ölü sayısı 826, yaralı sayısı ise 2 bin 9 olarak duyurulmuştu. Son rakamlar, çok kısa süre içinde can kaybının ve yaralı sayısının hızla arttığını ortaya koyarken, Lübnan’daki insani tablonun daha da ağırlaştığını gösteriyor.

Lübnan’a yönelik kara harekâtı, yalnızca iki taraf arasındaki sınır geriliminin ötesine geçen bir tabloyu yansıtıyor. İran, Körfez ve Levant hattını içine alan geniş çaplı çatışma zemini, Orta Doğu’yu yeni ve daha yıkıcı bir savaş senaryosuna sürüklüyor.
İşgal rejimi İsrail’in Lübnan sahasında askeri varlığını büyütmesi, sadece sınır güvenliği gerekçesiyle açıklanamayacak kadar geniş bir stratejik hedefe işaret ediyor. Bu tablo, bölgenin yeni bir uzun süreli istikrarsızlık dönemine girebileceği uyarılarını da beraberinde getiriyor.
Lübnan’da artan saldırılar, zaten kırılgan olan toplumsal ve ekonomik yapıyı daha da ağır bir insani krizle karşı karşıya bırakıyor. Sivillerin, çocukların ve sağlık çalışanlarının hedef alındığı bir ortamda kara harekâtının genişletilmesi, yeni göç dalgaları, altyapı yıkımı ve sağlık sisteminin çökmesi riskini beraberinde taşıyor.
İşgal güçlerinin sahadaki operasyonlarını derinleştirmesi, Lübnan için yalnızca askeri değil aynı zamanda toplumsal ve insani bakımdan da çok daha ağır sonuçlar doğurabilecek bir sürecin habercisi olarak görülüyor. Özellikle İslam dünyası açısından bakıldığında, Lübnan cephesinde yaşanan bu gelişmelerin bölgesel birlik, dayanışma ve ortak diplomatik refleks ihtiyacını bir kez daha gözler önüne serdiği değerlendiriliyor.
https://x.com/afroasyatoday/status/2033258254185250953?s=20