News-1

Gündem

İran Saldırılarının ABD’ye Maliyeti 12 Milyar Dolara Ulaştı

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran’a yönelik saldırılarının maliyetinin 12 milyar dolara ulaştığı açıklandı. Washington yönetimi, saldırıların ekonomik yüküne rağmen mevcut silah stoklarının yeterli olduğunu savunurken, yeni bir ek bütçe talebinin şu aşamada gündemde olmadığını bildirdi.

Eklenme: 16.03.2026 12:10 | Güncelleme: 16.03.2026 12:14
Bu Haberi
Paylaş

ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ekonomik bilançosu ağırlaşıyor. Trump yönetiminden yapılan açıklamada, İran’ı hedef alan askeri operasyonların şimdiye kadar ABD’ye 12 milyar dolara mal olduğu belirtildi.

Açıklama, saldırıların yalnızca sahadaki askeri sonuçlarıyla değil, aynı zamanda Amerikan ekonomisine yüklediği yüksek maliyetle de tartışılmaya başlandığını gösterdi. Söz konusu rakam, bölgesel savaşın finansal boyutunun Washington açısından giderek büyüdüğüne işaret ederken, ABD yönetimi ise mevcut askeri kapasitenin bu süreci taşımaya yeterli olduğunu savunuyor.

TRUMP YÖNETİMİ MALİYETİ AÇIKLADI

ABD Ulusal Ekonomi Konseyi Direktörü Kevin Hassett, CBS News’un “Face the Nation” programında yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin İran’a yönelik saldırılarının ABD’ye şu ana kadar 12 milyar dolara mal olduğunu söyledi. Hassett’in verdiği bu rakam, son günlerde Amerikan kamuoyunda giderek daha fazla sorgulanan savaş harcamalarının boyutunu ortaya koydu.

Hassett, maliyetin büyüklüğüne rağmen Washington yönetiminin bu aşamada Kongre’den ek bütçe talep etmeyi planlamadığını belirtti. ABD’nin mevcut silah stoklarının yeterli olduğunu savunan Hassett, saldırıların sürdürülebilirliği konusunda da güven vermeye çalıştı.

“AMERİKAN EKONOMİSİNE ZARAR VEREMEYECEKLER” MESAJI

Kevin Hassett açıklamasında, İran’ın karşılıklarının Amerikan ekonomisi üzerinde yıkıcı bir etki oluşturamayacağını ileri sürdü. ABD’nin 1970’li yıllardan farklı olarak bugün çok büyük bir petrol üreticisi olduğunu söyleyen Hassett, enerji piyasalarındaki olası sarsıntıların geçmişe kıyasla daha sınırlı etkiler doğuracağını ifade etti.

Bu açıklama, Washington yönetiminin İran’la yaşanan gerilimin ekonomik sonuçlarını küçümsemeye çalıştığı şeklinde değerlendiriliyor. Ancak saldırıların milyarlarca dolarlık maliyeti, sahadaki askeri gerilimin ABD bütçesi üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu da açık biçimde gösteriyor.

İLK ALTI GÜNDE 11,3 MİLYAR DOLARLIK FATURA

ABD’nin İran’ı hedef alan saldırılarının ekonomik boyutuna ilişkin daha önce de dikkat çekici veriler gündeme gelmişti. İddialara göre, saldırıların yalnızca ilk altı gününde maliyet 11,3 milyar doları aştı. Son açıklamayla birlikte toplam maliyetin 12 milyar dolara ulaşması, savaşın mali yükünün kısa sürede ne kadar büyüdüğünü ortaya koydu.

Bu tablo, askeri operasyonların yalnızca bölgesel güvenliği değil, aynı zamanda ABD’nin kamu harcamalarını, savunma bütçesini ve ekonomik önceliklerini de doğrudan etkilediğini gösteriyor. Özellikle uzun süreli çatışma ihtimali, maliyetin daha da artabileceğine işaret ediyor.

ABD-İŞGAL REJİMİ İSRAİL SALDIRILARI 28 ŞUBAT’TA BAŞLADI

İşgal rejimi İsrail ve ABD, Tahran ile Washington arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı. Böylece diplomatik temasların devam ettiği bir süreçte başlatılan saldırılar, bölgede yeni ve daha geniş çaplı bir savaşın fitilini ateşledi.

İran ise saldırılara karşılık olarak yalnızca işgal rejimi İsrail’i değil, aynı zamanda ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerindeki belirlediği hedefleri vurdu. Bu gelişme, çatışmanın sadece iki ülke arasında değil, daha geniş bir bölgesel cepheye yayılma riskini de artırdı.

İRAN’DA CAN KAYBI VE YIKIM DERİNLEŞİYOR

ABD ve işgal rejimi İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkilinin öldüğü bildirildi. İranlı yetkililerin paylaştığı verilere göre saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 1348’i, yaralı sayısı ise 17 bini aştı.

Açıklanan bu rakamlar, saldırıların İran’da ağır bir insani ve siyasi yıkıma yol açtığını ortaya koyuyor. Üst düzey isimlerin hedef alınması, saldırıların sadece askeri değil, doğrudan devlet yapısını sarsmayı hedefleyen bir strateji taşıdığı yönündeki değerlendirmeleri de güçlendiriyor.