İşgal rejimi İsrail’in, İran’la süren çatışmalar sırasında balistik füze önleyici stoklarının kritik seviyeye indiğini bu hafta ABD’ye bildirdiği öne sürüldü. ABD’li yetkililer, Washington’un bu durumu aylardır bildiğini belirtirken, yaşanan gelişme savaşın uzaması halinde hava savunma kapasitesine ilişkin kaygıları yeniden gündeme taşıdı.
Eklenme: 16.03.2026 14:19İran ile işgal rejimi İsrail arasında tırmanan savaş, yalnızca sahadaki saldırılarla değil, savunma sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından da yeni tartışmaları beraberinde getiriyor. ABD’li yetkililerin aktardığı bilgilere göre, işgal rejimi İsrail, balistik füze önleyici stoklarının ciddi biçimde azaldığını Washington yönetimine iletti.
İran’ın yoğun füze saldırıları karşısında uzun menzilli hava savunma sistemlerinin baskı altında kaldığı değerlendirilirken, özellikle son aylarda tüketilen önleyici mühimmatın İsrail’in savunma kapasitesini zorladığı belirtiliyor. Her ne kadar Tel Aviv yönetimi stok sıkıntısını kamuoyu önünde reddetse de, savaşın uzaması halinde bu eksikliğin daha görünür hale gelebileceği ifade ediliyor.
ABD’li yetkililere göre işgal rejimi İsrail, bu hafta Washington’a yaptığı bilgilendirmede balistik füze önleyici stoklarının kritik düzeye indiğini bildirdi. İddialara göre İsrail, İran ile geçen yaz yaşanan çatışmalarda kullandığı önleyiciler nedeniyle mevcut savaşa zaten düşük stokla girdi.
İran’ın son saldırılarıyla birlikte İsrail’in uzun menzilli savunma sistemleri üzerindeki baskının daha da arttığı ifade ediliyor. Özellikle İran’ın bazı füzelerinde misket mühimmatı benzeri ek unsurlar kullandığına ilişkin değerlendirmeler, önleyici stoklarının daha hızlı tükenmesine yol açabilecek yeni bir risk olarak öne çıkıyor.
ABD’li bir yetkili, işgal rejimi İsrail’in düşük önleyici kapasitesinin Washington tarafından aylardır bilindiğini belirterek, bunun beklenen bir durum olduğunu söyledi. Bu açıklama, savaşın uzaması halinde İsrail’in savunma zafiyeti yaşama ihtimalinin ABD yönetimi tarafından önceden hesaplandığını ortaya koyuyor.

Aynı yetkili, ABD’nin kendi önleyici stoklarında benzer bir kritik azalma yaşanmadığını öne sürdü. Ancak buna rağmen, İran’la daha uzun süreli bir askeri angajmanın Washington’un kendi savunma mühimmatını da baskı altına alabileceği yönündeki endişeler giderek büyüyor.
İşgal rejimi İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, ülkenin önleyici stoklarının azaldığı yönündeki iddiaları reddetti. Ancak sahadaki yoğun saldırılar ve kullanılan savunma sistemlerinin kapasitesi dikkate alındığında, bu açıklamanın kamuoyunu rahatlatmaya dönük bir siyasi mesaj olduğu değerlendiriliyor.

Stok seviyelerine ilişkin belirsizlik sürerken, ABD’nin kendi önleyici sistemlerinden bir bölümünü İsrail’e satıp satmayacağı veya doğrudan paylaşım yapıp yapmayacağı da netlik kazanmış değil. Böyle bir adımın atılması halinde, bunun ABD’nin iç savunma stokları üzerinde de ayrıca baskı oluşturabileceği belirtiliyor.
İşgal rejimi İsrail’in İran füzelerine karşı farklı savunma yöntemleri bulunsa da, uzun menzilli saldırılara karşı en etkili unsurlardan birinin füze önleyici sistemler olduğu vurgulanıyor. Savaş uçakları belirli ölçüde savunma sağlayabilse de, özellikle yoğun balistik füze saldırılarında önleyici sistemlerin önemi daha da artıyor.
İsrail’in Demir Kubbe sistemi daha çok kısa menzilli tehditlere karşı tasarlanırken, İran’ın uzun menzilli füze kapasitesi karşısında farklı katmanlardaki savunma sistemlerine ihtiyaç duyuluyor. Bu da stokların hızla tükenmesini daha ciddi bir güvenlik sorunu haline getiriyor.
Bir Füzeyi Düşürememek 16 Milyon Dolar
— Afroasya Today (@afroasyatoday) March 15, 2026
⚫️İran'ın İsrail'e saldırılarında füzeleri düşürmek için kullanılan Patriot füzelerinin başarısızlığı kaydedildi. 4 adet önleyici füze atılmasına rağmen İran füzesi hedefini isabetli bir şekilde vurdu. pic.twitter.com/PO79F2SCNy
ABD Başkanı Donald Trump, ayın başında yaptığı açıklamada ülkesinin “neredeyse sınırsız” bir mühimmat stokuna sahip olduğunu savundu. Ancak uzun süredir savunma analistleri, ABD’nin mevcut mühimmat rezervlerinin ordunun arzu ettiği seviyenin altında olduğuna dikkat çekiyor.
Geçen yıl haziran ayında İran ile yaşanan 12 günlük savaş sırasında ABD’nin 150’den fazla THAAD önleyicisi kullandığı ve bunun o dönemki envanterin yaklaşık dörtte birine denk geldiği belirtilmişti. Ayrıca bazı raporlara göre, bu savaşın ilk beş gününde yaklaşık 2,4 milyar dolar değerinde Patriot önleyicisinin de kullanıldığı öne sürülüyor. Bu veriler, yalnızca İsrail’in değil, ABD’nin de uzun süreli savaşlarda stok baskısıyla karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor.
ABD Savunma Bakanlığı’nın ocak ayında THAAD füze savunma sisteminin üretimini kayda değer ölçüde artırmak için adım attığı bildirildi. ABD’li yetkililer, yönetimin elinde yeterli sayıda THAAD sistemi, savaş uçağı ve orta menzilli önleyici bulunduğunu savunuyor.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell da yaptığı açıklamada, bakanlığın Trump’ın belirleyeceği zaman ve yerde herhangi bir görevi yerine getirmek için ihtiyaç duyduğu her şeye sahip olduğunu ileri sürdü. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt ise ABD stoklarının İran’a karşı belirlenen hedeflere ulaşmak için fazlasıyla yeterli olduğunu iddia etti.
ABD Dışişleri Bakanlığı geçen hafta işgal rejimi İsrail’e 12 bin adet genel maksatlı 1000 poundluk bomba gövdesi satışını duyurdu. Satışın Kongre onayına sunulmayacağı, Trump yönetiminin mevcut “acil durum” gerekçesiyle bu süreci devre dışı bıraktığı belirtildi.
Bu gelişme, Washington’un yalnızca savunma desteği değil, saldırı kapasitesini artıracak silah sevkiyatlarıyla da işgal rejimi İsrail’e desteğini sürdürdüğünü ortaya koydu. Böylece ABD’nin savaşın tarafı olarak rolünün daha da belirginleştiği değerlendiriliyor.
Trump daha önce savaşın “yakında” sona erebileceğini ve bunu kısa süreli bir askeri süreç olarak gördüğünü söylemişti. Ancak hem ABD hem işgal rejimi İsrail hem de İran tarafından gelen açıklamalar, tarafların gerektiği kadar savaşmaya hazır olduklarını gösteriyor.
Trump, çatışmaların ne kadar süreceği sorusuna verdiği yanıtta, bunun gerekli olduğu kadar devam edeceğini söyledi. İran tarafı da şu an için diplomasi seçeneğinin gündemde olmadığını ve uzun süreli bir mücadeleye hazır olduklarını açıkladı. Bu açıklamalar, savaşın kısa vadede sona ermesinden çok, daha geniş ve uzun soluklu bir bölgesel çatışmaya dönüşme riskini güçlendiriyor.