Afganistan yönetimi, Pakistan’ın başkent Kabil’de madde bağımlılarının tedavi edildiği büyük bir rehabilitasyon merkezini hedef aldığını ve saldırıda en az 400 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Pakistan ise hastane vurulduğu iddiasını reddederek, hedef alınan yerlerin “askeri tesisler ve terör altyapıları” olduğunu savundu.
Eklenme: 17.03.2026 11:54Afganistan ile Pakistan arasında son haftalarda yeniden tırmanan gerilim, bu kez Kabil’deki ağır bir saldırı iddiasıyla yeni bir boyut kazandı. Afganistan yönetiminin açıklamasına göre Pakistan, başkentte madde bağımlılarının tedavi edildiği 2 bin yataklı bir rehabilitasyon merkezine hava saldırısı düzenledi. Saldırıda merkezin büyük kısmının yıkıldığı, en az 400 kişinin hayatını kaybettiği ve yaklaşık 250 kişinin yaralandığı bildirildi.
İslamabad yönetimi ise bu iddiayı kesin bir dille reddederek, hedef alınan yerlerin hastane değil askeri ve lojistik altyapı olduğunu ileri sürdü. Tarafların birbirini suçladığı açıklamalar, Pakistan-Afganistan hattındaki çatışmanın daha da derinleştiğini gösterdi.
Afganistan yönetiminin sözcü yardımcısı Hamdullah Fitrat, Pakistan’ın yerel saatle akşam 21.00 sıralarında Kabil’de bulunan ve madde bağımlılarının tedavi edildiği 2 bin yataklı rehabilitasyon merkezine hava saldırısı düzenlediğini açıkladı. Fitrat, saldırının ardından hastanenin büyük bölümünün tahrip olduğunu belirtti.
Afgan yetkililere göre saldırıda şu ana kadar en az 400 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 250 kişi de yaralandı. Açıklanan bilanço, söz konusu saldırının son dönemde Afganistan’da sivilleri hedef aldığı öne sürülen en ağır olaylardan biri olarak kayda geçti.
Pakistan’ın, Ramazanın son günlerinde Afganistan’ın başkenti Kabil’e düzenlediği saldırılarda, 2 bin yataklı bir rehabilistasyon merkezi de bombalandı.
— Afroasya Today (@afroasyatoday) March 17, 2026
⚫️ Yetkililerin açıklamalarına göre can kaybı 400’e ulaştı. 250 kişinin de yaralandığı bildirildi. pic.twitter.com/1wfM84Cyiw
Pakistan Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar ise Afganistan yönetiminin iddialarını reddetti. Tarar, Kabil ve Nangarhar’daki operasyonlarda hastane değil, askeri tesisler ile teknik destek altyapılarının ve mühimmat depolama alanlarının hedef alındığını savundu.
Pakistanlı yetkili, saldırı sonrasında görülen ikinci patlamaların da bölgede büyük çaplı mühimmat depolarının bulunduğunu gösterdiğini ileri sürdü. İslamabad, Afganistan yönetiminin hastane vurulduğuna dair açıklamalarını “asılsız” olarak nitelendirirken, operasyonların belirlenen hedeflere ulaşılıncaya kadar süreceği mesajını verdi.
Afganistan tarafı saldırının doğrudan sivilleri ve tedavi gören bağımlıları hedef aldığını belirtirken, Pakistan tarafı operasyonların güvenlik tehdidi oluşturduğu ileri sürülen altyapılara yönelik olduğunu savunuyor. Bu çelişkili açıklamalar, sahadaki gerçek tabloya ilişkin uluslararası düzeyde de yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Özellikle başkent Kabil’de sağlık hizmeti verilen bir merkezin hedef alındığı iddiası, saldırının insani boyutunu daha da ağırlaştırıyor. Eğer saldırının rehabilitasyon merkezini vurduğu doğrulanırsa, bu durum sivillerin doğrudan hedef alındığına dair ciddi suçlamaları beraberinde getirebilir.
İki ülke arasındaki çatışma son aylarda giderek daha sert bir çizgiye taşındı. Pakistan, 22 Şubat’ta son dönemde ülkede Pakistan Talibanı tarafından düzenlendiğini açıkladığı bombalı saldırılara karşılık olarak Afganistan sınır hattında “terör kampı” olarak tanımladığı 7 noktayı hedef almıştı.
Afganistan yönetimi ise 26 Şubat’ta sınır boyunca Pakistan’a ait askeri tesislere saldırılar düzenlediğini duyurdu. Bunun ardından Pakistan, Kabil ve sınır bölgesindeki bazı hedeflere misilleme saldırıları gerçekleştirmeye başladı. Son Kabil saldırısı da bu karşılıklı askeri tırmanışın en yıkıcı halkalarından biri olarak öne çıktı.
Pakistan ile Afganistan daha önce de benzer krizler yaşamıştı. Ekim 2025’te yaşanan gerilimin ardından taraflar, Kasım 2025’te ateşkesin detaylarını görüşmek üzere İstanbul’da bir araya gelmişti. Ancak müzakereler sonuçsuz kalmış ve süreç askıya alınmıştı.
Bu başarısız diplomatik girişim, taraflar arasında güven eksikliğinin ne kadar derin olduğunu bir kez daha göstermişti. Bugün gelinen noktada ise askeri açıklamaların ve karşılıklı suçlamaların yeniden öne çıkması, iki ülke arasında diplomatik çözüm ihtimalini daha da zayıflatıyor.

İslamabad yönetimi, Pakistan Talibanı’nın Afganistan topraklarında konuşlandığını ve Pakistan içindeki saldırılarını buradan organize ettiğini savunuyor. Afganistan yönetimi ise bu suçlamaları reddediyor ve Pakistan’ın bu iddiaları sınır ötesi saldırılar için gerekçe haline getirdiğini öne sürüyor.
Bu nedenle Kabil’e yönelik son saldırı, yalnızca iki ülke arasındaki askeri gerilimin değil, aynı zamanda TTP ekseninde büyüyen bölgesel güvenlik krizinin de yeni bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Afganistan’ın Pakistan’ı doğrudan sivilleri hedef almakla suçlaması, Güney Asya’daki kırılgan güvenlik dengesini daha da sarsabilecek bir gelişme olarak görülüyor. Can kaybının büyüklüğü ve hedef alınan yerin niteliğine ilişkin iddialar, bu çatışmanın sadece sınır hattıyla sınırlı kalmayabileceği endişesini güçlendiriyor.
Uzmanlara göre Pakistan-Afganistan hattında yaşanan bu tırmanış, yalnızca iki ülkeyi değil, tüm bölgeyi etkileyebilecek daha geniş çaplı bir istikrarsızlık sürecinin habercisi olabilir. Diplomatik kanalların zayıfladığı, askeri misillemelerin hız kazandığı bir ortamda, yeni saldırıların ve daha ağır insani sonuçların ortaya çıkması ihtimali artıyor.