Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bir araya gelen 12 bölge ülkesinin dışişleri bakanları, İran’ın bölge ülkelerine yönelik balistik füze ve İHA saldırılarını sert sözlerle kınadı. Toplantı sonunda yayımlanan bildiride Tahran yönetimine saldırıları derhal durdurma, uluslararası hukuka uyma ve bölgesel istikrarı tehdit eden adımlardan vazgeçme çağrısı yapıldı.
Eklenme: 19.03.2026 13:49Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, Orta Doğu ve çevre bölgedeki güvenlik krizlerinin ele alındığı kritik bir diplomatik zirveye ev sahipliği yaptı.
Türkiye, Azerbaycan, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Suriye ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanlarının katıldığı olağanüstü toplantıda, İran’ın son dönemde bölge ülkelerine yönelik saldırıları kapsamlı biçimde değerlendirildi. Toplantı sonunda yayımlanan ortak bildiride, İran’ın askeri hamlelerinin bölgesel barışı tehdit ettiği vurgulanırken, Tahran yönetimine saldırıları derhal sonlandırma çağrısı yapıldı.
Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA’da yer alan bilgilere göre toplantı, İran’ın son dönemde Körfez ülkeleri başta olmak üzere Türkiye, Ürdün ve Azerbaycan’a yönelik saldırılarının ardından düzenlendi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da bölgedeki son gelişmeler üzerine Riyad’da gerçekleştirilen bu kritik toplantıya katılan isimler arasında yer aldı.
Toplantının ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde, İran’ın bölgedeki bazı ülkelere yönelik saldırılarının yalnızca askeri değil, aynı zamanda sivil altyapıyı hedef alan tehlikeli bir boyuta ulaştığı belirtildi. Bildiride, yerleşim alanları, petrol tesisleri, su arıtma merkezleri, havalimanları ve diplomatik temsilciliklere yönelik balistik füze ve insansız hava aracı saldırılarının kabul edilemez olduğu ifade edildi.
Ortak bildiride, İran’ın bölgesel güvenliği tehdit eden eylemlerine son vermesi gerektiği açık şekilde dile getirildi. Katılımcı ülkeler, krizlerin çözümü için diplomasinin devreye alınmasının ilk şartının saldırıların durdurulması olduğunu vurguladı. Bu çerçevede Tahran yönetiminden, saldırılarını derhal sona erdirmesi ve tansiyonu yükselten adımlardan vazgeçmesi istendi.
Bildiride ayrıca İran’a, uluslararası hukuka, uluslararası insan hakları normlarına ve iyi komşuluk ilkelerine riayet etme çağrısı yapıldı. Bölge ülkeleri, İran ile ilişkilerin geleceğinin devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi, iç işlerine müdahale edilmemesi ve tehdit dilinin terk edilmesi gibi temel ilkelere bağlı olduğunun altını çizdi.

Sonuç bildirgesinde, İran’ın saldırılarının hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamayacağı net biçimde ifade edildi. Dışişleri bakanlarının, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca devletlerin meşru müdafaa hakkına sahip olduğunu teyit ettiği belirtildi. Bu vurgu, toplantıya katılan ülkelerin kendi güvenliklerini koruma konusunda ortak bir siyasi duruş sergilediğini ortaya koydu.
Bölge başkentleri, İran’ın askeri kapasitesini komşu ülkeleri baskı altına almak veya tehdit etmek amacıyla kullanmaması gerektiğini de açık şekilde kayda geçirdi. Bu yaklaşım, son dönemde hızla artan bölgesel gerilime karşı ortak savunma ve diplomatik dayanışma mesajı olarak değerlendirildi.
Bildirinin dikkat çeken başlıklarından biri de İran’ın Arap ülkelerindeki bağlı milis unsurlara verdiği destek oldu. Katılımcı ülkeler, İran’dan bu yapılara sağladığı finansman, silah ve siyasi desteği sonlandırmasını istedi. Tahran yönetiminin bölgesel nüfuzunu milis gruplar üzerinden genişletme girişimlerinin, devlet otoritelerini zayıflattığı ve güvenlik krizlerini derinleştirdiği vurgulandı.
Ayrıca İran’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2817 (2026) sayılı kararına uyması gerektiği belirtilerek, komşu ülkelere yönelik provokatif eylemlerden ve tehditlerden vazgeçmesi çağrısı tekrarlandı.
Riyad toplantısının sonuç bildirgesinde, deniz güvenliği de öne çıkan başlıklardan biri oldu. İran’a, Hürmüz Boğazı’nda uluslararası deniz taşımacılığını sekteye uğratacak adımlardan kaçınması çağrısı yapıldı. Aynı şekilde Babu’l Mendeb’de deniz güvenliğini tehdit edecek her türlü girişimin de bölgesel ve küresel ticaret açısından ciddi sonuçlar doğuracağına işaret edildi.
Bu vurgu, enerji sevkiyatı ve ticaret yolları açısından kritik öneme sahip su yollarında yaşanabilecek bir krizin yalnızca bölgeyi değil, dünya ekonomisini de doğrudan etkileyebileceğine dair güçlü bir mesaj olarak öne çıktı.
Toplantı sonrası yayımlanan bildiride Lübnan’ın güvenliği, istikrarı ve toprak bütünlüğüne verilen destek de açık şekilde ifade edildi. Beyrut yönetiminin, ülkede silahların devletin tekelinde toplanmasına yönelik aldığı kararın desteklendiği kaydedildi. Bu tutum, Lübnan’da devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve silahlı yapıların kontrol altına alınması yönündeki bölgesel beklentiyi yansıttı.
Bildiride ayrıca İsrail işgal rejiminin Lübnan’a yönelik saldırılarına ve bölgedeki yayılmacı politikalarına tepki gösterildi. Katılımcı ülkeler, bölgedeki gelişmeleri yakından takip etmek ve ortak tutumu sürdürmek amacıyla istişare ve koordinasyon mekanizmalarının devam ettirilmesi konusunda mutabakata vardı.
İslam-Arap ülkeleri dışişleri bakanları, İran’ın saldırılarını kınayan ortak bir açıklama imzaladı:
— Afroasya Today (@afroasyatoday) March 19, 2026
1- Bakanlar; İran’ın Körfez ülkelerine, Ürdün’e, Azerbaycan’a ve Türkiye’ye yönelik kasıtlı saldırıları kınamış, hiçbir bahaneyle bu saldırıların haklı gösterilemeyeceği… pic.twitter.com/dicNwtEXp5
Bölgedeki mevcut krizin arka planında, ABD ile İsrail işgal rejiminin İran’a yönelik askeri saldırıları bulunuyor. Tahran ile Washington arasında müzakereler devam ederken 28 Şubat’ta başlatılan saldırılar, bölgesel dengeleri sarsan yeni bir çatışma sürecinin kapısını araladı.
İran ise buna karşılık olarak, İsrail işgal rejiminin yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerindeki belirli hedeflere saldırılar düzenledi. Böylece gerilim yalnızca İran ile ABD-İsrail hattında kalmadı; Körfez ve çevre ülkeleri de doğrudan güvenlik tehdidiyle karşı karşıya kaldı.
İranlı yetkililerin açıklamalarına göre ABD ve İsrail işgal rejiminin saldırılarında ölü sayısı 1348’i, yaralı sayısı ise 17 bini aştı. Saldırılarda İran lideri Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkilinin de hayatını kaybettiği bildirildi.