İsrail ordusu, Litani Nehri üzerindeki stratejik köprüleri hedef alarak Lübnan’ın güneyini kuzeyden koparmaya dönük saldırılarını artırdı. Köprülerin, yerleşim alanlarının ve sivil geçiş noktalarının vurulması, bölgede ulaşımı felç ederken can kayıpları ve yıkımı da derinleştirdi.
Eklenme: 23.03.2026 17:30İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde yürüttüğü saldırılarda bu kez Litani Nehri üzerindeki geçiş noktalarını hedef aldı. Gece boyunca sürdürülen hava saldırılarında, Hasbaya ile Mercayun bölgelerini birbirine bağlayan Deallafe Köprüsü bombalandı. Söz konusu köprü, sadece iki bölge arasındaki ulaşımı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda Bekaa’dan güneye uzanan geçiş hattının da önemli bir parçasını oluşturuyordu.
İsrail’in bu saldırısı, güney Lübnan’daki sivil yaşamı daha da ağırlaştıran yeni bir adım olarak değerlendiriliyor. Bölgedeki köprülerin peş peşe hedef alınması, ulaşım ağını çökertirken halkın günlük hayatını da doğrudan etkiliyor.

İsrail savaş uçakları, Deallafe Köprüsü’nün yanı sıra Litani Nehri üzerindeki küçük Arzay-Burc Rahhal Köprüsü’nü de vurdu. Daha önce hedef alınan Kasımiye Köprüsü çevresindeki tali yolların da yeniden bombalanması, saldırıların tesadüfi değil, sistematik bir yıkım planının parçası olduğunu ortaya koydu.
Bu saldırılarla birlikte İsrail’in, Lübnan’ın güneyi ile kuzeyi arasındaki bağlantıyı koparmayı ve bölgeyi daha derin bir izolasyona sürüklemeyi amaçladığı değerlendiriliyor. Ulaşım altyapısının hedef alınması, sadece askeri değil, insani sonuçlar da doğuruyor.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, saldırılardan kısa süre önce yaptığı açıklamada Deallafe Köprüsü’nün hedef alınacağını duyurdu ve bölge halkını Zehrani Nehri’nin kuzeyine gitmeye çağırdı. Ancak bu “uyarıların”, sivilleri korumaktan çok yeni saldırıların psikolojik zeminini hazırladığı yönünde tepkiler yükseldi.
Lübnanlı yetkililer ve yerel kaynaklar, İsrail’in saldırı tehdidini bir baskı aracına dönüştürdüğünü, halkı kendi toprakları içinde zorunlu göçe maruz bıraktığını belirtiyor.

İsrail’in güney Lübnan’a yönelik saldırıları sadece altyapıyla sınırlı kalmadı. Sur kentine bağlı el-Haniyye beldesine düzenlenen topçu saldırısında bir kişi hayatını kaybetti, bir kişi yaralandı. Nebatiye vilayetinin Mercayun ilçesine bağlı Mecdel es-Silm beldesinde ise bir motosikletin hedef alınması sonucu bir kişi yaşamını yitirdi, iki kişi yaralandı.
Tebnin beldesine yapılan saldırılarda ise evler ve ticari işletmeler ağır hasar gördü. Yerleşim alanlarını hedef alan bu saldırılar, İsrail’in operasyonlarının sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.
Lübnan resmi haber ajansı NNA, İsrail ordusunun Nakura, Hamul ve Beyada beldelerine fosfor bombalarıyla saldırı düzenlediğini duyurdu. Uluslararası kamuoyunda uzun süredir tartışma konusu olan fosfor mühimmatının yerleşim alanlarında kullanıldığı iddiaları, İsrail’e yönelik eleştirileri daha da artırdı.
Sivillerin yaşadığı bölgelerde bu tür mühimmatların kullanılması, insani hukuk açısından ciddi ihlal suçlamalarını beraberinde getiriyor. Özellikle güney Lübnan’daki saldırıların kapsamı genişledikçe, bölgede yeni bir insani felaketin derinleştiği belirtiliyor.
İsrail cephesinde de dikkat çeken bir gelişme yaşandı. İsrail’in kuzeyindeki Misgav Am yerleşiminde hayatını kaybeden Ofer Moskovitz’in, ilk açıklamaların aksine Hizbullah saldırısında değil, İsrail ordusunun topçu ateşi sonucu öldüğü ortaya çıktı.
İsrail devlet televizyonu KAN’ın aktardığı bilgilere göre, askeri soruşturma Moskovitz’in yanlışlıkla İsrail topçusu tarafından vurulduğunu doğruladı. Bu gelişme, sahadaki bilgi akışının ne derece manipülatif olabildiğini ve İsrail ordusunun açıklamalarına yönelik soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla Litani üzerindeki köprülerin bombalanacağını açıklaması, saldırıların doğrudan siyasi kararlarla yürütüldüğünü ortaya koydu. Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Kasımiye Köprüsü’ne yönelik saldırıyı kınayarak, bunun İsrail’in Lübnan’daki işgalini kalıcı hale getirme ve yayma girişimi olduğunu vurguladı.
İsrail’in köprüleri, yolları ve geçiş noktalarını hedef alan saldırıları, sadece anlık askeri operasyonlar değil; bölgenin coğrafi, sosyal ve ekonomik dokusunu parçalamaya dönük bir strateji olarak değerlendiriliyor. Güney Lübnan’da her geçen saat daha fazla sivil, bu saldırıların bedelini canıyla, eviyle ve yaşam alanıyla ödüyor.