ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik “Hürmüz Boğazı’nı açın, yoksa cehennemde yaşayacaksınız” tehdidi, Tahran’dan sert karşılık gördü. İran dini lideri Mücteba Hamaney’in Danışmanı Ali Ekber Velayeti, Beyaz Saray’ın “aptalca hatalarını” tekrarlaması halinde yalnızca Hürmüz’ün değil, Babülmendep hattının da küresel enerji ve ticaret akışını sarsabilecek bir krize dönüşebileceği mesajını verdi.
Eklenme: 06.04.2026 13:51 | Güncelleme: 06.04.2026 15:18ABD ile İran arasındaki gerilim, Hürmüz Boğazı üzerinden yeni bir tehdit diline dönüştü. ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İran’a Hürmüz Boğazı’nı açması çağrısında bulunarak, aksi halde ülkenin çok daha ağır sonuçlarla karşılaşacağını söyledi.
Trump’ın enerji altyapısı ve köprüleri hedef alan tehditleri, zaten savaşın yükünü taşıyan bölgede tansiyonu daha da yükseltirken; İran cephesi ise bu baskıya karşılık yalnızca Hürmüz değil, Babülmendep hattının da denklemde olduğunu ima ederek Washington’a açık uyarı verdi.
Trump, yaptığı paylaşımda İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açması gerektiğini belirterek sert ifadeler kullandı ve ülkenin enerji altyapısı ile köprülerinin hedef alınabileceğini söyledi. Aynı açıklamalarda İran’da düşürülen ABD savaş uçağının mürettebatına ilişkin kurtarma operasyonundan da söz eden Trump, Oval Ofis’te askeri yetkililerle yeni bir basın toplantısı düzenleyeceğini duyurdu. Bu söylem, Washington’un Hürmüz meselesini yalnızca deniz güvenliği başlığı olarak değil, doğrudan askeri baskı aracı olarak kullandığını gösterdi.
Trump’ın açıklamalarına Tahran’dan gelen en dikkat çekici yanıt ise Ali Ekber Velayeti’den geldi. Velayeti, “Direniş Cephesi’nin komuta merkezi, Babülmendep’i Hürmüz Boğazı gibi görüyor. Beyaz Saray aptalca hatalarını tekrarlamayı planlıyorsa, enerji akışının ve küresel ticaretin tek bir hareketle sekteye uğratılabileceğini yakında anlayacaktır” ifadeleriyle Washington’a karşı bölgesel ölçekte daha geniş bir karşılık verilebileceğini ima etti. Bu çıkış, İran’ın krizi yalnızca Basra Körfezi ile sınırlı görmediğini, Kızıldeniz hattını da stratejik baskı unsuru olarak gündeme taşıdığını ortaya koydu.

Velayeti’nin açıklaması, enerji koridorları savaşının yeni aşamasına işaret ediyor. Hürmüz Boğazı dünya petrol ticaretinin en kritik geçişlerinden biri olarak görülürken, Babülmendep de Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasında küresel ticaretin can damarlarından biri kabul ediliyor. İran’ın bu iki boğazı aynı stratejik başlık altında anması, savaşın yalnızca askeri değil, küresel enerji ve deniz ticareti boyutuyla da derinleşebileceği anlamına geliyor. Bu nedenle Tahran’ın son mesajı, Washington’a verilen sıradan bir siyasi yanıt değil; aynı zamanda küresel piyasalara yönelik dolaylı bir uyarı niteliği taşıyor.
Trump’ın Hürmüz çıkışı ile İran’ın Babülmendep cevabı birlikte değerlendirildiğinde, çatışmanın merkezine enerji akışını kontrol etme mücadelesinin yerleştiği görülüyor. Washington, boğazın açılmasını askeri baskıyla sağlamaya çalışırken; Tahran ise enerji nakil hatlarının çok daha geniş bir coğrafyada kırılgan hale getirilebileceğini savunuyor. Bu tablo, ABD-İran geriliminin artık yalnızca cephe hattındaki saldırılarla değil, petrol sevkiyatı, ticaret rotaları ve küresel ekonomik istikrar üzerinden de şekillendiğini gösteriyor.
Ortaya çıkan son tablo, Hürmüz merkezli krizin artık tek başına bir deniz güvenliği başlığı olmaktan çıktığını gösteriyor. Trump’ın doğrudan tehdit diliyle yürüttüğü baskı siyasetine karşı İran, Babülmendep kartını masaya sürerek savaşın maliyetini bölgesel ve küresel ölçekte büyütebileceği mesajını verdi. Böylece ABD ile İran arasındaki gerilim, yalnızca hava saldırıları ve füze operasyonlarıyla değil, boğazlar üzerinden yürüyen jeopolitik ve ekonomik bir bilek güreşine dönüşmüş oldu.