ABD ve işgal rejimi İsrail’in İran’da demiryolu ve köprü altyapısını hedef alan saldırıları yeni bir aşamaya taşındı. İran basınında Rey, Kum, Kaşan ve Zencan-Miyane hattında en az dört köprünün hedef alındığı aktarılırken, Netanyahu Devrim Muhafızları’nın kullandığını öne sürdüğü köprü ve demiryollarını bizzat vurduklarını açıkladı. Bu saldırıların hemen ardından Trump’ın “bu gece koca bir medeniyet yok olacak” tehdidi geldi, Tahran ise sivil altyapıya yönelik her yeni saldırının çok daha geniş ve sert bir misillemeyle karşılanacağını duyurdu.
Eklenme: 07.04.2026 17:58İran’da savaşın seyri, doğrudan sivil ve ulaştırma altyapısını hedef alan yeni saldırılarla daha tehlikeli bir eşiğe ulaştı. Gün boyunca İran basınında yer alan haberlerde, Tahran’ın Rey ilçesindeki demiryolu köprüsü, Kum yakınlarındaki köprü, Kaşan’daki demiryolu köprüsü ve Zencan-Miyane hattındaki köprüye yönelik saldırılar bildirildi. Böylece ülke genelinde hedef alındığı belirtilen köprü sayısı en az dörde çıkarken, saldırıların yalnızca askeri değil, doğrudan ulaşım ve ekonomik akışı sekteye uğratmayı amaçlayan bir hat üzerinden ilerlediği görüldü.
İşgal rejimi İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yayımlanan görüntülü mesajında İran’da Devrim Muhafızları’nın kullandığını iddia ettiği demiryolları ve köprüleri vurduklarını açıkça söyledi. Aynı gün işgal ordusu da Farsça uyarı mesajları yayımlayarak İran halkına tren kullanmamalarını ve demiryolu hatlarından uzak durmalarını bildirdi. Bu açıklamalar, gün içinde vurulan köprü ve demiryolu hatlarının tesadüfi değil, önceden ilan edilmiş bir saldırı planının parçası olduğunu ortaya koydu.
İran tarafı, köprü ve demiryolu saldırılarını sivil altyapıyı felç etmeye dönük yeni bir safha olarak değerlendiriyor. Kaşan’daki demiryolu köprüsüne yönelik saldırıda can kaybı yaşandığı, başka bölgelerde de demiryolu hatları, ana yollar ve bağlantı geçişlerinin zarar gördüğü bildirildi. Gün içindeki diğer raporlar, Meşhed istasyonu, Karac çevresindeki demiryolu hatları ve Tebriz-Tahran güzergâhındaki karayolu bağlantılarının da baskı altında kaldığını gösterdi. Böylece saldırıların yalnızca nokta hedeflere değil, İran’ın ülke içi lojistik omurgasına yöneldiği anlaşıldı.
🗣️ ABD Başkanı Donald Trump:
— Afroasya Today (@afroasyatoday) April 7, 2026
⚫ Bu gece bütün bir medeniyet yok olacak ve bir daha asla geri gelmeyecek. Bunun olmasını istemiyorum, ama muhtemelen olacak.
⚫ Ancak artık farklı, daha akıllı ve daha az radikalleşmiş zihinlerin hakim olduğu tam ve kapsamlı rejim değişimi… https://t.co/qlqQXbIXz0 pic.twitter.com/Mo1f1hXuOu
Sahadaki saldırılar sürerken ABD Başkanı Donald Trump da tehdit dilini sertleştirdi. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Bu gece koca bir medeniyet yok olacak ve bir daha asla geri getirilmeyecek” diyerek İran’a açık tehdit savurdu. Daha önce de Hürmüz Boğazı’nın açılmaması halinde İran’daki köprüler ve enerji altyapısının vurulacağını söyleyen Trump’ın bu çıkışı, saldırıların yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmayabileceğine dair endişeleri büyüttü.
Trump’ın açıklamalarına İran cephesinden gelen yanıt ise son derece sert oldu. Hatem el-Enbiya Merkezi Karargâhı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, sivil altyapının yeniden hedef alınması halinde İran’ın sonraki aşamadaki karşılıklarının “çok daha yıkıcı ve çok daha geniş çaplı” olacağını söyledi. İran tarafı ayrıca, bu tür saldırıların sürmesi halinde bölgedeki ABD üslerinin yanı sıra Körfez’deki enerji, petrol ve su altyapısının da hedef alanına gireceği mesajını verdi. Böylece Tahran, sivil altyapı savaşının tek taraflı kalmayacağını açık biçimde ilan etmiş oldu.
Köprüler, demiryolları ve enerji altyapısına yönelik saldırılar, savaşın klasik cephe hattından çıkıp doğrudan ekonomik ve sivil hayatı hedef alan bir yıpratma modeline dönüştüğünü gösteriyor. Hürmüz Boğazı üzerindeki baskı sürerken İran ulaştırma ağının vurulması, Washington ve Tel Aviv’in Tahran’ı hem içeriden hem de bölgesel düzlemde boğma stratejisini hızlandırdığı yorumlarına yol açtı. Buna karşılık İran’ın misilleme hattını yalnızca kendi coğrafyasıyla sınırlı tutmayıp Körfez ve çevre enerji koridorlarına yayma tehdidi, çatışmanın çok daha geniş bir bölgesel kırılmaya dönüşebileceğini ortaya koyuyor.