ABD ile İran arasında Pakistan arabuluculuğunda ilan edilen iki haftalık geçici ateşkesin daha ilk gününde işgal rejimi İsrail, Lübnan’a yönelik en ağır saldırılarından birini düzenledi. Beyrut başta olmak üzere ülke genelindeki bombardımanda en az 254 kişi hayatını kaybederken, Lübnan bir günlük ulusal yas ilan etti. Tahran ise hem Lübnan saldırılarını ateşkes ihlali saydı hem de İran hava sahasına giren bir İHA’nın düşürüldüğünü bildirerek Washington’un yükümlülüklerini yerine getirmediğini savundu.
Eklenme: 09.04.2026 14:42 | Güncelleme: 09.04.2026 15:54ABD ve İran arasında 8 Nisan gecesi ilan edilen geçici ateşkes, daha ilk gününde ciddi biçimde sarsıldı. Ateşkesin duyurulmasının hemen ardından işgal rejimi İsrail, Lübnan’ın başkenti Beyrut ile ülkenin doğu ve güney kesimlerine çok sayıda hava saldırısı düzenledi. Saldırılar, hem şiddeti hem de sivil yerleşim alanlarını hedef alması nedeniyle son haftaların en yıkıcı bombardımanlarından biri olarak kayda geçti. Lübnan hükümeti bunun üzerine 9 Nisan Perşembe günü için ulusal yas ilan etti.
Krizin merkezindeki en büyük tartışma, ateşkesin Lübnan’ı kapsayıp kapsamadığı oldu. Pakistan ve İran cephesi, ateşkesin bölgedeki tüm çatışma alanlarını kapsaması gerektiğini savunurken; ABD ve işgal rejimi İsrail, Lübnan’ın bu mutabakatın parçası olmadığını açıkça ilan etti. Trump da Lübnan’ın anlaşmaya dahil edilmediğini, bunun nedeninin Hizbullah olduğunu söylerken; işgal rejimi Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Alman mevkidaşına Lübnan’ın ateşkesin parçası olmadığını söylediğini duyurdu. Böylece Washington ile Tel Aviv, İran’la ateşkes yaparken Lübnan cephesini bilinçli olarak açık bıraktıklarını fiilen ortaya koymuş oldu.

Lübnanlı yetkililerin açıkladığı son bilgilere göre, işgal güçlerinin saldırılarında en az 254 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. Başkent Beyrut’ta ticari ve sivil yerleşim bölgeleri doğrudan hedef alınırken, ülkenin doğusu ile güneyinde de yoğun bombardıman yaşandı. Başbakan Nevvaf Selam, saldırılarda hayatını kaybeden silahsız siviller için bir günlük yas ilan ederken, devlet kurumlarının kapatılacağını ve bayrakların yarıya indirileceğini açıkladı. İşgal rejiminin bu saldırıları, 2 Mart’tan bu yana Lübnan’a yönelik en şiddetli hava operasyonu olarak tanımlanıyor.
Siyonist teröristlerin şiddetli bombardımanı sonrasında Lübnan'daki sivil yerleşimlerde yaşanan yıkım görüntülendi.
— Afroasya Today (@afroasyatoday) April 9, 2026
🗣️ Lübnan Sağlık Bakanı:
⚫ Çarşamba günü İsrail tarafından Lübnan'a yapılan saldırılarda 200'den fazla şehit ve 1.000'den fazla yaralı var. https://t.co/WAZ07RIF7x pic.twitter.com/ap0j6Py9Vb
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Lübnan’a yönelik saldırıların ateşkesin ruhuna ve üzerinde uzlaşılan çerçeveye açıkça aykırı olduğunu söyledi. Arakçi, ABD’nin aynı anda hem ateşkes istediğini hem de işgal rejimi İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını sürdürmesine göz yumduğunu belirterek, artık karar verme sırasının Washington’da olduğunu vurguladı. İran tarafı, dünyanın ABD’nin kendi taahhütlerini gerçekten uygulayıp uygulamayacağını izlediğini savunurken, Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi de Lübnan saldırılarının tehlikeli sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Tahran cephesi, ateşkesin yalnızca Lübnan saldırılarıyla değil, İran hava sahasına yönelik ihlallerle de delindiğini savunuyor. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, üzerinde mutabık kalınan 10 maddelik çerçevenin üç temel unsurunun daha müzakereler başlamadan ihlal edildiğini açıkladı. Kalibaf’ın işaret ettiği başlıklardan biri, Fars eyaletinin Lar kenti üzerinde bir insansız hava aracının düşürülmesi oldu. İran tarafı bu olayı, ateşkes sürecinde kendi hava sahasına yönelik yeni bir ihlal olarak değerlendiriyor.
Kalibaf, ihlal edildiğini söylediği üç başlığı Lübnan’da ateşkesin uygulanmaması, İran hava sahasının ihlal edilmesi ve İran’ın uranyum zenginleştirme hakkının fiilen reddedilmesi olarak sıraladı. Bu nedenle karşılıklı ateşkesin ve müzakere sürecinin mevcut haliyle anlamını yitirdiğini söyledi. Tahran Belediye Başkanı Alirıza Zakani de benzer şekilde, ABD’nin hem açık beyanlarında hem de sahadaki uygulamalarında mutabakatın hükümlerini çiğnediğini öne sürerek, İran’ın artık ateşkese bağlı kalmasının anlamının kalmadığını savundu. Bu açıklamalar, Tahran’da ateşkese dönük güvenin ciddi biçimde zayıfladığını gösteriyor.
Ortaya çıkan tablo, ABD-İran ateşkesinin daha ilk gününde büyük bir kırılma yaşadığını gösteriyor. Bir yanda Lübnan’ın mutabakata dahil olduğunu savunan Tahran ve arabulucu taraflar, diğer yanda Lübnan’ı açıkça dışarıda bırakan Washington ve Tel Aviv bulunuyor. İsrail’in Lübnan’daki bombardımanı ile İran hava sahasına yönelik ihlal iddiaları birlikte değerlendirildiğinde, İslamabad’da başlaması beklenen müzakere sürecinin son derece kırılgan bir zeminde ilerleyeceği anlaşılıyor. Ateşkes ilan edilmiş olsa da taraflar henüz aynı anlaşmayı tarif etmiyor ve bu da bölgesel savaşın yeniden büyüme riskini artırıyor.