İran bağlantılı Handala hacker grubunun yayımladığı sızıntılar, işgal rejiminin eski Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi’nin Ürdün, Katar ve BAE ile temaslarını yeniden tartışmaya açtı. Sızdırılan görüntülerde Halevi’nin Ürdün’de üst düzey askeri görüşmeler yaptığı, 1967 savaşında öldürülen bir Ürdünlü askere ait olduğu belirtilen bir hançeri Ürdün tarafına hediye ettiği ve Katar’da da üst düzey temaslarda bulunduğu öne sürüldü. İsrail’de büyük yankı uyandıran sızıntı, Siyonist rejimin güvenlik zafiyetini ve Arap ülkeleriyle perde arkasındaki koordinasyonu yeniden gündeme taşıdı.
Eklenme: 10.04.2026 11:49İran bağlantılı olduğu belirtilen Handala hacker grubu, işgal rejiminin eski Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi’nin telefonuna uzun süreli erişim sağladığını ve buradan on binlerce hassas dosya elde ettiğini duyurdu. Sızdırılan materyaller arasında özel fotoğraflar, videolar, toplantı kayıtları ve üst düzey askeri temaslara ilişkin görüntüler yer aldı. İsrail basınında da yankı bulan olay, işgal rejiminin en kritik güvenlik halkalarından birinde ciddi bir siber açık yaşandığı yorumlarına yol açtı. Bazı yayınlarda sızdırılan dosya sayısının 19 bini aştığı, materyallerin Halevi’nin görev dönemiyle bağlantılı çok sayıda içeriği kapsadığı aktarıldı.
Sızdırılan görüntülerde en dikkat çeken başlıklardan biri, Halevi’nin Ürdün, Katar ve BAE’ye yaptığı öne sürülen gizli ziyaretler oldu. Arapça yayın yapan kaynaklarda yer alan bilgilere göre Halevi’nin Ürdün’de dönemin üst düzey askeri yetkilileriyle bir araya geldiği, Katar’da ise hem askeri hem güvenlik boyutu taşıyan görüşmelerde görüntülendiği iddia edildi. Bazı yayınlar, sızdırılan görüntülerde Halevi’nin Katar’da ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ile bağlantılı isimlerle de aynı karelerde yer aldığını belirtti. Bu görüntüler, işgal rejimi ile bazı Arap başkentleri arasında perde arkasında yürütülen güvenlik koordinasyonuna dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Arap kamuoyunda en fazla dikkat çeken görüntü ise Halevi’nin Ürdün’de bir toplantı sırasında, 1967 Altı Gün Savaşı’nda öldürülen bir Ürdünlü askere ait olduğu belirtilen hançeri Ürdünlü yetkililere hediye ettiği an oldu. Arap medyasında bu sahne, hem sembolik hem de siyasi açıdan son derece rahatsız edici bir görüntü olarak yorumlandı. Özellikle Ürdün kamuoyunda, bir yanda Filistin meselesi ve işgal rejiminin Gazze’de sürdürdüğü saldırılar devam ederken, diğer yanda böylesi bir jestin ortaya çıkmasının ciddi tepki ürettiği ifade edildi. Söz konusu görüntüler, Ürdün ile işgal rejimi arasındaki güvenlik ilişkisinin kamuoyundan gizlenen boyutlarını da yeniden gündeme taşıdı.
İsrail Eski Genelkurmay Başkanı’nın Telefonu Hacklendi: Ürdün’e Şehit Ettikleri Askerin Hançerini Hediye Etmişler
— Afroasya Today (@afroasyatoday) April 9, 2026
⚫️ İran’dan Handala hacker grubu tarafından yayımlanan sızdırılmış fotoğraflar, İsrail eski Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi'nin Ürdün, BAE ve Katar'a yaptığı gizli… pic.twitter.com/bgAQsghKUq
İsrail basınında yer alan değerlendirmelerde, olayın doğrulanması hâlinde bunun işgal rejimi güvenlik bürokrasisi açısından son yılların en çarpıcı “hack and leak” vakalarından biri olacağı belirtildi. Sızdırılan içeriklerin yalnızca diplomatik veya askeri temaslarla sınırlı olmadığı, aynı zamanda kişisel belgeler, aile fotoğrafları ve gizli kabul edilen bazı çevrelere dair materyalleri de içerdiği öne sürüldü. Bu durum, Siyonist rejimde hem kişisel cihaz güvenliği hem de üst düzey askeri kadroların dijital korunma prosedürleri konusunda ciddi soru işaretleri doğurdu.

Handala grubu, son dönemde işgal rejimini hedef alan bir dizi siber operasyonla öne çıkıyor. Siber güvenlik araştırmalarında, grubun İran istihbaratıyla bağlantılı daha geniş bir yapı içerisinde değerlendirildiğine dair analizler yer aldı. Bu nedenle Halevi’ye yönelik sızıntı yalnızca bireysel bir veri ihlali değil, aynı zamanda İran-İsrail hattındaki siber savaşın yeni bir aşaması olarak okunuyor. Filistin yanlısı yayınlar ise operasyonu, işgal rejiminin en mahrem alanlarına kadar uzanan bir sarsıntı ve psikolojik üstünlük hamlesi olarak değerlendirdi.
Sızıntıların ardından özellikle Ürdün ve Filistin eksenli çevrelerde, işgal rejimi ile bazı Arap ülkeleri arasında sürdürülen gizli güvenlik iş birliğinin mahiyeti yeniden sorgulanmaya başladı. Gazze’deki yıkım ve katliam sürerken ortaya çıkan bu görüntülerin, kamuoyunda normalleşme, güvenlik koordinasyonu ve kapalı kapılar ardındaki ilişkiler konusunda yeni bir öfke dalgası ürettiği kaydedildi. İsrail tarafında ise olayın etkisinin yalnızca bir siber saldırı boyutuyla sınırlı kalmayabileceği, bölgesel ilişkiler ve güvenlik mimarisi açısından da artçı sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.