ABD, Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen ve yaklaşık 21 saat süren İslamabad görüşmelerinin anlaşmasız sonuçlanmasının ardından 13 Nisan 2026 itibarıyla İran limanlarına giren ve bu limanlardan çıkan deniz trafiğine yönelik ablukayı devreye aldı. Washington, uygulamanın Hürmüz Boğazı’nın doğusunda kalan Umman Körfezi ve çevresinde yürütüleceğini açıklarken, Tahran bu adımı savaş girişimi olarak değerlendireceğini bildirdi. Trump ise ablukaya yaklaşan İran unsurlarının imha edileceğini duyurdu. Petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine çıkmasıyla kriz, askeri gerilimin ötesinde küresel enerji güvenliğini de sarsan yeni bir safhaya geçti.
Eklenme: 13.04.2026 19:22ABD ile İran arasında Pakistan’da yapılan yüz yüze temasların sonuçsuz kalmasının ardından Washington, Hürmüz hattında uzun süredir beklenen askeri adımı devreye soktu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, 13 Nisan 2026 Pazartesi günü Türkiye saatiyle 17.00’den itibaren İran limanları ve kıyı bölgelerine giren ya da çıkan tüm deniz trafiğine yönelik abluka uygulanacağını duyurdu. Böylece Trump’ın önce “Hürmüz’ü kapatma” söylemiyle ilan ettiği plan, sahada daha dar ama fiilen çok kritik bir uygulamaya dönüştürüldü. Yeni düzenleme, İran’a ait ya da İran limanlarıyla bağlantılı gemileri hedef alırken, İran dışındaki limanlara giden gemilerin boğazdan nötr geçişine izin verileceği açıklandı. 
ABD ordusunun yayımladığı denizcilik bildirimine göre abluka, Hürmüz Boğazı’nın doğusuna uzanan Umman Körfezi ve Arap Denizi hattında uygulanacak. Yetkisiz biçimde abluka sahasına giren ya da bu sahadan çıkan gemiler durdurma, yönlendirme ve el koyma işlemlerine tabi tutulabilecek. İnsani yardım niteliği taşıyan gıda ve tıbbi sevkiyatlara ise denetim şartıyla izin verileceği belirtildi. Washington böylece bir yandan İran’ın deniz ticaretini baskı altına almayı, diğer yandan da uluslararası kamuoyuna “boğaz tamamen kapatılmadı” mesajı vermeyi amaçlıyor. Ancak uzmanlar, sahadaki fiilî uygulamanın serbest geçiş ilkesi açısından yine de ciddi tartışmalar doğuracağına dikkat çekiyor.
Ablukanın yürürlüğe girdiği saatlerde Trump, İran’ın elinde kalan sürat tekneleri veya diğer deniz unsurlarının ABD kuvvetlerine yaklaşması halinde imha edileceğini açıkladı. ABD Başkanı, İran donanmasının büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini savunurken, özellikle hızlı saldırı botlarını öne çıkararak bunların abluka hattına yaklaşmasının doğrudan hedef alınacağını söyledi. Bu açıklama, Washington’ın yalnızca ekonomik baskıyla yetinmeyeceğini, gerektiğinde doğrudan sıcak çatışmayı göze aldığını göstermesi bakımından dikkat çekti. 
Tahran yönetimi ise ABD’nin hamlesine gecikmeden karşılık verdi. İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü Ebrahim Rezaei, deniz ablukasının bir savaş eylemi sayılacağını ve İran’ın buna karşılık vereceğini açıkladı. İran tarafı ayrıca Washington’ın mevcut gerilimi daha da karmaşık hale getirdiğini, piyasaları sarsan tablonun sorumluluğunu büyüttüğünü ve gerekirse şimdiye kadar devreye sokulmayan başka kozların da kullanılabileceğini duyurdu. İran kaynaklı açıklamalarda, ABD’nin bu adımının “blöf ile gerçeklik arasında gidip gelen tehlikeli bir tırmanış” olduğu vurgulanırken, Körfez ve Umman Denizi’ndeki bazı limanların da misilleme tehdidi altına girebileceği mesajı verildi. 
Krizin merkezinde, Pakistan’ın arabuluculuğunda İslamabad’da yürütülen yaklaşık 21 saatlik ABD-İran görüşmeleri bulunuyor. Görüşmelerin ardından taraflar kalıcı bir uzlaşı sağlayamazken, en sert anlaşmazlık başlıklarından birinin Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol ve geçiş rejimi olduğu ortaya çıktı. İran Meclis Başkanvekili Ali Nikzad, ABD’nin görüşmeler sırasında Amerikalıları da kapsayan yeni bir Hürmüz hukukî rejimi önerdiğini, Tahran’ın ise bunu kesin biçimde reddettiğini söyledi. İran tarafı ayrıca iyi niyet göstergesi olarak yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun seyreltilmesine dönük bir formül sunduğunu, ancak sürecin Washington tarafından bozulduğunu öne sürdü. Bu tablo, masadaki pazarlığın yalnızca nükleer dosya değil, aynı zamanda boğazın egemenlik rejimi ve bölgesel nüfuz alanları üzerinden yürüdüğünü gösterdi. 
Hürmüz hattındaki yeni tırmanış, enerji piyasalarını da anında etkiledi. Dünyadaki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu koridor etrafında tansiyon yeniden yükselirken, petrol fiyatları 13 Nisan itibarıyla tekrar 100 doların üzerine çıktı. Denizcilik şirketleri ve armatörler, savaş sigortası maliyetlerinin artması, sevkiyat gecikmeleri ve ablukanın pratikte nasıl uygulanacağının belirsizliği nedeniyle yeni risk hesapları yapmaya başladı. Bu gelişme, bölgesel krizin yalnızca İran ve ABD ile sınırlı kalmayıp Asya’dan Avrupa’ya kadar uzanan tedarik zincirlerini sarsabilecek daha geniş bir ekonomik baskı dalgası ürettiğini ortaya koydu. 
ABD’nin attığı adıma Batılı müttefiklerden tam destek gelmedi. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ülkesinin Hürmüz’deki ABD ablukasına katılmayacağını açık biçimde ilan ederken, önceliklerinin boğazın tamamen ve koşulsuz biçimde yeniden açılması olduğunu söyledi. Avrupa başkentlerinden gelen açıklamalarda da serbest seyrüsefer ilkesinin korunması ve krizin diplomasiyle çözülmesi gerektiği vurgulandı. Bu durum, Washington’ın sert askeri hamlesine rağmen uluslararası cephede yekpare bir destek bulamadığını ve önümüzdeki günlerde ablukanın meşruiyeti ile sürdürülebilirliğinin daha fazla tartışılacağını gösteriyor.