News-1

Sıcak Bölgeler

İran’ın ABD ve İsrail’le Anlaşma için Şartı Belli Oldu

İranlı yetkililer, ABD ile yapılacak herhangi bir anlaşma için yaptırımların kaldırılması ve dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılmasının ön şart olduğunu açıkladı. Tahran, Washington’un ateşkes ve mutabakat metinlerinde yaptığı değişiklikleri kabul etmediğini duyurdu.

Eklenme: 09.06.2026 14:05
Bu Haberi
Paylaş

İran ile ABD arasında yürütülen ateşkes ve mutabakat görüşmelerinde temel anlaşmazlık noktaları netleşti.

İranlı yetkililer, Washington’la herhangi bir anlaşmanın ancak İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması ve dondurulan varlıkların serbest bırakılmasıyla mümkün olacağını belirtti. Tahran yönetimi, ABD’nin son dönemde anlaşma metninde yaptığı değişiklikleri kabul etmezken, işgal rejimi İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının sürmesi halinde yeni ve daha sert karşılık verileceği mesajını verdi.

Gelişmeler, İran, ABD ve işgal rejimi İsrail hattında geçici ateşkes arayışlarının sürdüğünü ancak diplomatik sürecin ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu gösterdi.

İRAN’DAN NET ŞART: YAPTIRIMLAR KALKACAK, VARLIKLAR SERBEST BIRAKILACAK

İranlı yetkililer, ABD ile yürütülen görüşmelerde Tahran’ın ön şartlarını açık şekilde ortaya koydu. Buna göre Washington’un İran’a yönelik yaptırımları kaldırması ve yurt dışında dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılması, anlaşma için temel şart olarak görülüyor.

Üst düzey bir İranlı yetkili, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmaması ve yaptırımların kaldırılmaması halinde herhangi bir anlaşmanın mümkün olmayacağını belirtti.

Tahran yönetimi, ABD’nin yıllardır sürdürdüğü yaptırım politikasının İran ekonomisini hedef aldığını, bu nedenle anlaşma sürecinde yalnızca ateşkes değil, ekonomik kuşatmanın kaldırılmasının da zorunlu olduğunu savunuyor.

WASHINGTON’UN METİN DEĞİŞİKLİKLERİ REDDEDİLDİ

İranlı kaynaklar, ABD’nin ateşkes ve mutabakat metinlerinde birkaç kez değişiklik yaptığını, Tahran’ın ise bu değişiklikleri kabul etmediğini açıkladı.

İran tarafına göre Washington, müzakere sürecinde sahadaki baskı unsurlarını koruyarak anlaşma şartlarını kendi lehine değiştirmeye çalışıyor. Tahran ise bu yaklaşımın güven vermediğini ve kalıcı anlaşmanın ancak somut adımlarla mümkün olacağını belirtiyor.

İranlı yetkililer, ABD’nin değişiklik taleplerinin anlaşma zeminini zayıflattığını ve ateşkes sürecini kırılgan hale getirdiğini ifade ediyor.

ATEŞKES İHLALLERİ MÜZAKERELERİ TEHDİT EDİYOR

İranlı yetkililer, ateşkesin ihlal edilmesinin müzakere sürecini doğrudan olumsuz etkileyeceğini belirtti. Tahran, özellikle işgal rejimi İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının devam etmesini ateşkes ruhuna aykırı bir adım olarak görüyor.

İranlı kaynaklar, herhangi bir ihlal durumunda ciddi karşılık verileceğini vurguladı. Bu açıklama, Tahran’ın diplomasi masasını sürdürürken sahada caydırıcılığı elden bırakmak istemediğini gösteriyor.

İran, kalıcı güvenlik ve istikrarın yalnızca saldırıları caydıracak etkili bir mekanizmanın kurulmasıyla mümkün olacağını savunuyor.

DENİZ ABLUKASI ABD’NİN MÜTTEFİKLERİNİ DE ZORLUYOR

İranlı kaynaklar, ABD’nin uyguladığı deniz ablukasının şu ana kadar Washington’un müttefiklerine İran’dan daha fazla zarar verdiğini ileri sürdü.

Tahran’a göre bölgedeki deniz baskısı, enerji taşımacılığı ve ticaret yollarını tehdit ederek yalnızca İran’ı değil, küresel ekonomiyle bağlantılı birçok ülkeyi de etkiliyor.

Bu nedenle İran, anlaşma sürecinde deniz yollarına yönelik baskının da gündeme alınmasını istiyor. Hürmüz Boğazı ve çevresindeki askeri gerilim, ABD-İran müzakerelerinin en hassas başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.

İRAN: YENİ CAYDIRICILIK DENKLEMİ KURULDU

İranlı bir güvenlik kaynağı, son füze saldırılarının ardından işgal rejimi İsrail’e karşı yeni bir caydırıcılık denklemi oluşturulduğunu söyledi.

Kaynak, işgal rejimi İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine yönelik saldırılarının artık doğrudan karşılık bulacağını belirtti. Ayrıca Hizbullah liderleri veya siyasi yetkililerine yönelik yeni suikast girişimlerinin önceden uyarı yapılmadan askeri yanıtla karşılaşacağı ifade edildi.

Bu açıklama, İran’ın Lübnan hattını yeni ateşkes sürecinin en kritik kırmızı çizgilerinden biri olarak gördüğünü ortaya koydu.

LÜBNAN’A SALDIRILAR ANLAŞMA SÜRECİNİ KİLİTLEYEBİLİR

İşgal rejimi İsrail’in Lübnan’ın güneyi ve Beyrut’un Dahiye bölgesine yönelik saldırıları, İran’ın tepkisine neden olmuştu. Tahran, söz konusu saldırılara füze saldırılarıyla karşılık verdi.

İran Silahlı Kuvvetleri’nin merkezi komuta karargahı olan Hatemü’l Enbiya Karargahı, daha sonra işgal rejimi İsrail’e yönelik operasyonların durdurulduğunu duyurdu. Bunun ardından Siyonist rejim de İran’a yönelik saldırılarını durdurduğunu açıkladı.

Ancak işgal rejimi İsrail, bu kararın Lübnan’ın güneyindeki operasyonları kapsamadığını belirtti. Bu açıklama, ateşkesin en zayıf halkasının Lübnan sahası olduğunu gösterdi.

ABD’NİN İKİ YÜZLÜ TUTUMU DİKKAT ÇEKİYOR

Washington yönetimi, bir yandan İran’la anlaşma arayışında olduğunu açıklarken, diğer yandan işgal rejimi İsrail’e siyasi ve askeri desteğini sürdürüyor.

ABD’nin Siyonist rejime sağladığı destek, Gazze’deki soykırım, Lübnan’a yönelik saldırılar ve İran’a karşı yürütülen baskı politikalarıyla birlikte değerlendirildiğinde bölgedeki gerilimin ana sebeplerinden biri olarak görülüyor.

Tahran yönetimi, ABD’nin güvenilir bir muhatap olabilmesi için yalnızca sözlü taahhüt değil, yaptırımların kaldırılması ve dondurulan varlıkların serbest bırakılması gibi somut adımlar atması gerektiğini savunuyor.

MÜZAKERELER SÜRÜYOR AMA GÜVEN KRİZİ DERİN

Son açıklamalar, İran, ABD ve işgal rejimi İsrail hattında ateşkesin sürdürülmesine yönelik diplomatik çabaların devam ettiğini ancak taraflar arasındaki güven krizinin derinleştiğini gösteriyor.

İran, anlaşma için ekonomik kuşatmanın sona ermesini ve dondurulan varlıklarına erişim sağlanmasını şart koşuyor. ABD ise baskı araçlarını tamamen kaldırmadan Tahran’dan yeni tavizler almaya çalışıyor.

Bu tablo, müzakerelerin yalnızca diplomatik bir metin üzerinden değil, sahadaki askeri gelişmeler, Lübnan’daki saldırılar, Hürmüz hattındaki gerilim ve işgal rejimi İsrail’in saldırganlığı üzerinden şekilleneceğini gösteriyor.

BÖLGEDE KIRILGAN ATEŞKES DÖNEMİ

İran’ın işgal rejimi İsrail’e yönelik operasyonları durdurması ve Siyonist rejimin İran’a saldırılarını askıya alması, bölgede geçici bir rahatlama oluşturdu. Ancak Lübnan’a yönelik saldırı tehdidinin sürmesi, Gazze’de soykırımın devam etmesi ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığı, ateşkesin kalıcı hale gelmesini zorlaştırıyor.

İran’ın anlaşma için ortaya koyduğu şartlar, Tahran’ın diplomasiye açık olduğunu ancak ekonomik kuşatma ve askeri tehdit altında geri adım atmayacağını gösteriyor.

Bölgedeki son gelişmeler, ABD ve işgal rejimi İsrail’in saldırgan politikaları son bulmadan kalıcı barış ve istikrarın sağlanmasının zor olduğunu bir kez daha ortaya koydu.