Soykırımcı İsrail’in Başbakanı Benjamin Netanyahu, 1915 olaylarını “Ermeni soykırımı” olarak tanıdığını söyleyerek Türkiye’yi hedef aldı. Netanyahu’nun bu açıklaması, Ankara ile Tel Aviv arasında yeni bir diplomatik sorunu gündeme getirdi.
Eklenme: 27.08.2025 17:55:46Katil Netanyahu’nun Ermeni iddialarına sahip çıkması, İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü soykırımın uluslararası tepkilerini gölgelemek için “siyasi manevra” olarak değerlendiriliyor.
Netanyahu, Amerikalı Süryani kökenli podcaster Patrick Bet-David’in programına katılarak, 1915 olaylarını açık şekilde “soykırım” olarak tanıdığını ifade etti. Gazze kasabı Netanyahu, röportajında Türkiye’ye karşı suçlamalarını sertleştirirken, İsrail işgal güçlerinin Gazze’de işlediği soykırım suçlarını perdelemeye çalıştı.
Türkiye uzun yıllardır Ermeni soykırımı iddialarını reddediyor ve bu konunun siyasi amaçlarla istismar edildiğini vurguluyor. Dışişleri Bakanlığı Netanyahu’nun açıklamalarına karşı cevap verdi. Türk yetkililer daha önce benzer girişimleri “tarihi çarpıtma ve siyasi çıkar hesapları” olarak nitelendirmişti.
Gazze'deki on binlerce masum çocuğu katleden soykırımcı Netanyahu, Türkiye'yi Ermeni ve Rumlara yönelik soykırım yapmakla suçladıklarını açıkladı.
— Afroasya Today (@afroasyatoday) August 27, 2025
🗣 Bet-David:
⚫ Türklerin Ermeni, Asuri ve Rumlara yaptığı soykırımı neden tanımadınız?
🗣 Netanyahu:
⚫ Tanıdık zaten. Meclis… https://t.co/Iq0BnC3HwR pic.twitter.com/hE9qtMlJtf
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
"Netanyahu’nun 1915 olaylarına ilişkin açıklaması, geçmişteki acı olayları siyasi saiklerle istismar etmeye yönelik bir girişimdir.
Filistin halkına karşı işlenen soykırımdaki rolünden ötürü yargılanmakta olan Netanyahu, kendisinin ve hükümetinin işlediği suçları örtbas etmeye çalışmaktadır.
Tarihi ve hukuki gerçeklerle bağdaşmayan bu beyanı kınıyor ve reddediyoruz."
Netanyahu’nun bu açıklaması “Gazze’deki savaş suçlarını perdeleme ve uluslararası gündemi değiştirme hamlesi” olarak yorumlandı.
Soykırımcı İsrail’in Gazze’de binlerce sivili hedef alması nedeniyle uluslararası toplumdan gördüğü yoğun eleştirilerin arttığı bir dönemde, Türkiye’ye yöneltilen bu suçlama dikkatleri başka yöne çekme girişimi olarak değerlendiriliyor.