İngiltere’de Reform UK lideri Nigel Farage, küçük teknelerle ülkeye gelen sığınmacıların topluca sınır dışı edilmesini öngören planını duyurdu. “Adaletin Yeniden Tesisi Operasyonu” adını verdiği strateji kapsamında insan hakları yasalarından çekilme, devasa gözaltı merkezleri ve Afganistan İslam Emirliği ile anlaşmalar gündeme geldi.
Eklenme: 28.08.2025 15:31:03 | Güncelleme: 28.08.2025 16:32:06İngiltere siyasetinde dikkatleri üzerine çeken Reform UK lideri Nigel Farage, 600 bin göçmeni hedef alan radikal “toplu sınır dışı” planını açıkladı. Plan, insan hakları yasalarının askıya alınmasını, mültecilerin büyük merkezlerde tutulmasını ve anlaşmalı ülkelere geri gönderilmesini içeriyor.
Farage’ın açıkladığı plana göre:
Farage, bu stratejinin beş yıl içinde uygulanabileceğini, bunun için 2 milyar sterlinlik fon ayrılacağını söyledi. Fonla, Afganistan İslam Emirliği ve Eritre gibi ülkelerin geri kabul için ikna edilmesi planlanıyor.
Planın basına yansımasının ardından Afganistan İslam Emirliği’nden üst düzey bir yetkili, Afganistan’ın bütün Afganların evi olduğunu belirterek, “Kendi insanımız için para almayız” ifadesiyle bunun bir ticaret konusu olmadığını özellikle vurguladı. Bununla birlikte geri dönenlerin barınma ve gıda ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için yapılacak uluslararası yardımı memnuniyetle karşılayacaklarını dile getirdi. Bu açıklama, Afganistan’ın geri kabul sürecinde siyasi işbirliğine kapı araladı.
Nigel Farage, İngiltere’de uzun süredir aşırı sağ siyasetin sembol isimlerinden biri. 1993’te kurucuları arasında yer aldığı İngiltere Bağımsızlık Partisi (UKIP), ülkenin Avrupa Birliği’nden ayrılması için yıllarca kampanya yürüttü. 2016’daki Brexit referandumunda önemli bir rol oynayan Farage, 2018’de Brexit Partisi’ni kurdu ve bu parti 2021’de Reform UK adını aldı. 2025 itibarıyla Reform UK’in yalnızca dört milletvekili bulunmasına rağmen anketler, yapılacak bir seçimde partinin ciddi bir sıçrama yaparak iktidara gelebileceğini gösteriyor.
Farage’ın yükselişi, İngiltere’deki aşırı sağcı hareketlerle paralel ilerliyor. 2024 yazında “Farage ayaklanmaları” olarak anılan şiddet olaylarında camiler, göçmenlerin kaldığı oteller ve azınlık mahalleleri saldırıya uğramıştı. Olayların fitilini ateşleyen gelişme ise Güney Galler’de üç kız çocuğunun öldüğü bıçaklı saldırının yanlış bir şekilde “Müslüman göçmen”e mal edilmesiydi. Halbuki saldırıyı gerçekleştiren kişi, Hristiyan Rwandalı bir ailenin Galler doğumlu çocuğuydu. Buna rağmen sosyal medyada yayılan yalanlar sokaklarda şiddeti körükledi ve göçmenler hedef haline getirildi.
İsrail işgal rejiminin Gazze’de sürdürdüğü soykırımın ardından İngiltere’de Müslümanlara yönelik nefret suçlarında büyük artış kaydedildi. İçişleri Bakanlığı verilerine göre 2025 yılı itibarıyla tüm din temelli nefret suçlarının yüzde 40’ı Müslümanlara karşı işlendi. Toplamda 3.866 olay kayda geçti. Müslüman Konseyi, bu artışı “şok edici ve derin endişe verici” olarak nitelendirdi ve siyasi söylemlerdeki kutuplaştırıcı dilin bu sürece doğrudan katkı sağladığını vurguladı.
Farage, bazı aşırı sağ figürleri partiye almamayı tercih etse de Reform UK içinden birçok isim doğrudan İslamofobik söylemlerde bulundu. Reform Milletvekili Sarah Pochin, parlamentoda burkanın yasaklanmasını gündeme getirdi. Partinin başkan yardımcısı Richard Tice ise İngiltere’de şeriatın yasaklanması çağrısında bulundu.