News-1

Dosya

Soğuk Kuşatma: Alaska’dan Avrupa’ya Yeni Düzenin İzleri

Trump ile Putin’in Alaska’daki tarihi zirvesi ve hemen ardından Washington’da Zelenski ile yapılan görüşmeler, küresel siyasetin yeni bir “soğuk kuşatma” dönemine girdiğini gösteriyor. Ukrayna savaşı üzerinden yürütülen hesaplar, Avrupa’dan Asya’ya, Gazze’den Afrika’ya kadar bütün krizleri gölgesinde bırakıyor.

Eklenme: 29.08.2025 10:37:20 | Güncelleme: 29.08.2025 12:28:11
Bu Haberi
Paylaş

Alaska’da bir araya gelen ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in görüşmesi, sadece iki ülke ilişkilerinin değil, dünya siyasetinin geleceğinin de tartışıldığı bir döneme damga vurdu. Zirveden saatler sonra Trump’ın Beyaz Saray’da Ukrayna lideri Zelenski ve Avrupalı devlet başkanlarını kabul etmesi ise tabloyu tamamladı. Görüşmelerin bir bütün olarak verdiği mesaj netti: Dünya yeni bir “soğuk kuşatma” sürecine hazırlanıyor.

TARİHİ BULUŞMALAR VE YENİ SÜREÇ

Alaska’nın Anchorage kentinde düzenlenen Trump–Putin zirvesi, 1867’de Rusya’dan ABD’ye satılan bu toprakların taşıdığı tarihsel sembolizmi yeniden gündeme getirdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2022’den bu yana ilk kez Batı topraklarına adım atması, zirveyi başlı başına dikkat çekici hale getirdi. ABD Başkanı Donald Trump ise bu görüşmeyle, seçim sonrası dış politikasında güçlü bir çıkış yapmak istediğini gösterdi.

Yaklaşık üç saat süren buluşmada masaya konulan başlıklar, yalnızca iki ülke ilişkilerini değil, küresel dengeleri de doğrudan ilgilendiriyordu. Trump’ın başlangıçta dile getirdiği ateşkes çağrısını geri çekerek daha geniş kapsamlı bir barış planını gündeme alması, zirvenin en kritik hamlesi oldu. Putin’in Donetsk ve Luhansk üzerindeki kontrol ısrarı ve NATO tarzı güvenlik garantilerinin tartışılması, görüşmeye damgasını vurdu.

Bu buluşmanın hemen ardından Washington’da sahneye çıkan yeni toplantı, resmin ikinci parçasını tamamladı. Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ile bir araya gelirken, Avrupalı liderler de Beyaz Saray’daki masada yerini aldı. Alaska’da açılan dosyanın devamı niteliğindeki bu görüşme, Batı ittifakının sınırlarını ve dayanıklılığını test eden yeni bir süreç başlattı.

UKRAYNA MERKEZLİ KUŞATMA

Ateşkes Yerine Geniş Barış Planı

Alaska zirvesinde ilk aşamada öne çıkan başlık ateşkes oldu. Ancak Trump’ın kısa sürede bu talebi geri çekmesi, yerini daha kapsamlı bir barış planı fikrine bırakmasına yol açtı. Bu plan, Ukrayna’nın egemenliğinden çok Batı’nın güvenlik endişeleri ekseninde şekillendi.

Putin’in Talepleri

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Donetsk ve Luhansk bölgeleri üzerindeki tam kontrol talebini masaya koydu. Bu talep, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü açısından bir kırmızı çizgi oluştururken, Avrupa’nın güvenlik mimarisi için de büyük bir tehdit olarak algılandı.

NATO Tarzı Güvenlik Garantileri

Trump’ın ekibinin gündeme getirdiği bir diğer kritik nokta, Ukrayna için “NATO tarzı güvenlik garantileri” formülüydü. Bu yaklaşım, Ukrayna’nın NATO üyeliğini dışarıda bıraksa da Batı’nın Kiev’e belirli güvenceler vermesini öngörüyor. Böylece Moskova ile Batı arasında yeni bir denge zemini aranmış oldu.

Avrupa’ya Yüklenen Sorumluluk

Ukrayna’ya yapılacak mali ve askeri yardımların büyük ölçüde Avrupa’nın sırtına yüklenmesi dikkat çekti. ABD diplomatik öncülüğü üstlenirken, ekonomik yükün paylaşımını Avrupa’ya kaydırması, Washington’un “soğuk kuşatma” stratejisinin önemli bir parçası olarak değerlendirildi.

Ukrayna’nın Stratejik Konumu

Sonuç olarak Ukrayna, yalnızca cephe hattında savaşın merkezinde değil, aynı zamanda uluslararası diplomasi masasında da Batı’yı kuşatma stratejisinin odak noktasında tutuluyor. Bu durum Kiev’i bir yandan desteklenen, diğer yandan pazarlıklarda kullanılan kırılgan bir aktöre dönüştürüyor.

AVRUPA’NIN DARALAN ALANI

Enerji Bağımlılığından Güvenlik Çıkmazına

Avrupa, Ukrayna savaşıyla birlikte giderek derinleşen bir enerji krizi içinde. Rusya’ya olan enerji bağımlılığı azaltılsa da tamamen bitirilemedi. LNG ve alternatif hatlar devreye girse de bu, maliyetlerin yükselmesine ve ekonomilerin kırılganlaşmasına neden oldu. Alaska zirvesinde ortaya çıkan tablo, bu bağımlılığın hâlâ Batı’nın stratejik hesaplarında güçlü bir koz olduğunu gösterdi.

Ekonomik Yükün Artan Ağırlığı

Washington’un Ukrayna’ya yapılacak yardımları Avrupa’nın üzerine yıkma eğilimi, kıta içinde ciddi tartışmalara yol açıyor. Almanya ve Fransa, mali destek konusunda isteksiz davranırken, Doğu Avrupa ülkeleri daha fazla güvence talep ediyor. Bu durum Avrupa Birliği içinde kuzey–güney ve doğu–batı eksenlerinde yeni fay hatları oluşturuyor.

Siyasi Baskılar ve Toplumsal Tepkiler

Avrupa kamuoyu, savaşın uzaması ve ekonomik yükün artması karşısında giderek daha fazla sorgulayıcı hale geliyor. Sokak protestoları, artan enerji faturaları ve enflasyon, siyasi liderler üzerindeki baskıyı artırıyor. Alaska ve Washington görüşmeleri sonrasında bu tepkilerin yeniden güçlenmesi bekleniyor.

NATO ve Avrupa’nın Savunma Çıkmazı

NATO içindeki dengeler de bu süreçten etkileniyor. ABD, Avrupa’dan daha fazla askeri katkı talep ederken, bazı ülkeler bunu ekonomik açıdan sürdürülemez buluyor. Aynı zamanda Ukrayna için düşünülen “NATO tarzı güvenlik garantileri”, Avrupa’yı doğrudan Rusya ile yeni bir cepheleşmeye sürükleyebilir.

Avrupa’nın Daralan Manevra Alanı

Bütün bu gelişmeler, Avrupa’yı iki uç arasında sıkıştırıyor:

  • Bir tarafta Rusya’nın güvenlik tehdidi,
  • Diğer tarafta ABD’nin artan talepleri.

Sonuç olarak Avrupa, kendi stratejik özerkliğini kaybederek hem Washington’un yükümlülüklerine hem de Moskova’nın baskılarına aynı anda maruz kalıyor. Bu, “soğuk kuşatma”nın Avrupa üzerindeki en görünür etkisi.

KÜRESEL ETKİLER: GÖLGELENEN CEPHELER

Gazze’nin Gündemden Düşürülmesi

Alaska ve Washington görüşmelerinin dünya gündemini işgal etmesi, Gazze’deki soykırımın uluslararası medyada geri plana itilmesine yol açtı. Siyonist rejimin saldırıları sürerken, diplomasi masasında Ukrayna savaşının tek başlık haline getirilmesi, Filistin halkının dramını görünmez kılmanın bir başka aracı oldu. Böylece Batı, kendi merkezli krizini büyütürken, İslam dünyasının en yakıcı meselesi olan Gazze’ye dair sorumluluktan sıyrılıyor.

Afrika’daki İnsani Krizlerin İkinci Plana İtilmesi

Sahel’den Sudan’a, Somali’den Kongo’ya kadar Afrika’nın çok sayıda bölgesi açlık, iç savaş ve zorunlu göçle boğuşuyor. Ancak Ukrayna merkezli kuşatma siyaseti, bu krizlerin uluslararası gündeme taşınmasını engelliyor. Batı’nın medyası ve diplomasi kanalları, Ukrayna’ya kilitlenmiş durumda. Bu da Afrika halklarını “sessiz felaketler” içinde bırakıyor.

Asya-Pasifik Gerilimlerinin Donuklaştırılması

Çin ile ABD arasındaki Pasifik rekabeti, Tayvan üzerinden yükselen tansiyon ve Güney Çin Denizi’ndeki çatışma ihtimalleri, normal şartlarda küresel siyasetin başlıca gündemlerinden biri olmalıydı. Ancak Alaska’daki zirve ve sonrasında şekillenen Ukrayna dosyası, bu cephedeki gelişmeleri de gölgede bırakıyor. Washington yönetimi, dikkatini Ukrayna’ya sabitleyerek Asya-Pasifik’te stratejik bir “bekletme” politikası izliyor.

Medyanın Tek Yönlü Odaklanması

Uluslararası medyanın önemli bir bölümü, Gazze, Afrika ve Asya’daki krizleri geri plana iterken, Ukrayna’yı her gün manşetlerde tutuyor. Bu tek yönlü odaklanma, Siyonist etki ağlarının küresel iletişim stratejisi ile de uyumlu bir tablo çiziyor. Sonuçta dünya kamuoyunun ilgisi tek cepheye yönlendirilmiş, diğer cepheler sessiz bir kuşatma içine alınmış oluyor.

“Soğuk Kuşatma”nın Evrensel Boyutu

Bütün bu gelişmeler, “soğuk kuşatma”nın yalnızca Avrupa veya Rusya’yı değil, küresel kriz alanlarını da kapsayan bir strateji olduğunu ortaya koyuyor. Ukrayna’nın merkezde tutulması, diğer cephelerde yaşanan trajedilerin görünmez kılınmasını sağlıyor. Böylece Batı’nın çıkarları doğrultusunda tek merkezli bir gündem inşa ediliyor.

SİYONİZMİN SOĞUK KUŞATMA STRATEJİSİ

Küresel Ağın Merkezinde Ukrayna

Siyonizmin ördüğü küresel ağ, Ukrayna savaşını yalnızca bölgesel bir çatışma değil, Batı dünyasını tek merkezden yönlendirme aracına dönüştürüyor. Alaska’da masaya gelen Donetsk–Luhansk tartışması ve Washington’da Avrupa’ya yüklenen yeni sorumluluklar, bu stratejinin somut adımları. Ukrayna, Batı’nın sürekli canlı tuttuğu bir cephe haline getirilerek dünyanın dikkati tek bir alana sabitleniyor.

Avrupa’nın Kontrol Altına Alınması

Avrupa, enerji bağımlılığı ve güvenlik açmazları üzerinden iki yönlü bir baskı altında tutuluyor. Bir yandan Rusya tehdidi sürekli gündemde tutuluyor, diğer yandan Ukrayna’ya yapılacak yardımların finansmanı Avrupa’ya yükleniyor. Böylece kıta, hem tehdit algısıyla korkutuluyor hem de ekonomik yükle bağımlı hale getiriliyor. Bu, “soğuk kuşatma”nın Avrupa’daki en belirgin yansıması.

“Soğuk Kuşatma”nın Amacı

Bütün bu adımlar, kısa vadeli bir barış ya da kriz çözümünden öte, uzun vadeli bir hegemonya inşasının parçaları. Görünürde diplomatik müzakereler yürütülüyor, ancak perde arkasında tek merkezden yürütülen bir kuşatma modeli işliyor. Alaska’dan Washington’a uzanan süreç, bu stratejinin en yeni halkalarını oluşturuyor.

Sonuçta Alaska’dan Washington’a uzanan diplomasi trafiği, dünyaya şunu gösterdi: Artık yalnızca savaş veya barış dönemlerinden değil, “soğuk kuşatma” olarak adlandırılabilecek yeni bir dönemden söz ediyoruz. Bu dönemde krizler çözülmüyor, yalnızca donduruluyor; aktörler rahatlatılmıyor, sürekli baskı altında tutuluyor.