News-1

Afroasya Today Dosya

İran’daki Protestolar Bu Kez Farklı: Eriyen Alım Gücü, İsrail Endişesi

İran’da ekonomik krizle tetiklenen protestolar dördüncü gününe girerken, yükselen enflasyon, çöken riyal ve İsrail kaynaklı güvenlik baskısı sokaklardaki öfkeyi derinleştiriyor. Ülke genelinde yayılan gösteriler, yalnızca ekonomik talepler değil; İran’ın dış politikası ve bölgesel gerilimlerin bedeline karşı bir toplumsal itiraz niteliği taşıyor.

Eklenme: 01.01.2026 11:38 | Güncelleme: 01.01.2026 15:46
Bu Haberi
Paylaş

İran’da haftalardır derinleşen ekonomik kriz, İsrail ile yaşanan askeri gerilimlerin ardından geniş çaplı protestolara dönüştü. Tahran’dan Meşhed’e, İsfahan’dan Şiraz’a kadar birçok kentte esnaf, öğrenciler ve emekçiler sokaklara çıktı. Resmî rakamlara göre yıllık enflasyon yüzde 42’yi aşarken, gıda fiyatları son üç ayda yüzde 70’in üzerinde arttı.

Gösteriler sırasında bir Besic mensubunun hayatını kaybetmesi, çok sayıda güvenlik görevlisinin yaralanması ve İsrail’den gelen tehdit içerikli açıklamalar, protestoların salt ekonomik bir tepki olmaktan çıktığını gösteriyor. Uzmanlara göre İran, son yılların en kırılgan iç siyasi dönemlerinden birini yaşıyor.

RİYALDE TARİHİ DÜŞÜŞ

İran ekonomisinde son aylarda yaşanan hızlı bozulma, halkın günlük yaşamını doğrudan etkiliyor. Serbest piyasada dolar kuru 1 milyon 450 bin riyale kadar yükselirken, Aralık ayından bu yana riyal yaklaşık yüzde 20 daha değer kaybetti.

Gıda fiyatlarındaki artış yüzde 72’ye, sağlık ürünlerindeki artış ise yüzde 50’ye ulaştı. İranlılar alışverişlerini artık riyal yerine geleneksel ölçü olan “tümen” üzerinden ifade ediyor. Ancak bu da alım gücündeki erimeyi gizleyemiyor.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, protestoların “halkın geçim sıkıntısından kaynaklandığını” kabul ederek diyalog mesajı verse de sahadaki tablo toplumsal öfkenin derinleştiğini gösteriyor.

İSRAİL ENDİŞESİ

Haziran ayında İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük çatışma, ülkedeki ekonomik baskıyı daha da ağırlaştırdı. İsrail’in İran’daki askeri ve nükleer tesisleri hedef alması, üst düzey askeri isimlerin öldürülmesi ve ardından ABD’nin sürece dâhil olması, kamuoyunda büyük bir tedirginliğe neden oldu.

İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın son olarak Şah dönemine ait İran bayrağıyla yaptığı “Yalnız değilsiniz” paylaşımı, Tahran’da açık bir psikolojik savaş mesajı olarak algılandı. Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in de benzer açıklamaları, İran yönetiminin iç istikrarına yönelik baskının sürdüğünü gösterdi.

Washington’da Trump–Netanyahu görüşmesinde İran’a yönelik yeni askeri senaryoların masaya yatırıldığına dair bilgiler ise sokaktaki kaygıyı artırdı.

ÖFKE SOKAĞA TAŞTI: DIŞ MÜDAHALE İDDİASI

Protestolar sırasında Loristan eyaletinde bir Besic mensubunun hayatını kaybetmesi, güvenlik güçlerinin de hedef alındığını ortaya koydu. Yetkililer 13 polis ve bir Besic mensubunun yaralandığını açıkladı.

Öte yandan İran İstihbarat Bakanlığı, protestoları şiddete dönüştürmeye çalıştıkları gerekçesiyle “ABD ve Avrupa bağlantılı” 7 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Bu kişilerden bazılarının Şah ailesiyle irtibatlı olduğu öne sürüldü. Operasyonlarda çok sayıda silahın ele geçirildiği bildirildi.

Bu gelişmeler, protestoların yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda güvenlik boyutuna taşındığını gösteriyor.

TOPLUMSAL PSİKOLOJİ: KORKUDAN ÇOK UMUTSUZLUK

Sokaklara yansıyan görüntülerde dikkatleri çeken unsur, öfkenin yanında derin bir çaresizlik duygusu. Sosyal medyada yayılan ve güvenlik güçlerinin önünde yere oturmuş bir adamın görüntüsü, İran’daki ruh hâlinin sembolü hâline geldi.

Uzmanlara göre İran’da protestolar artık ideolojik değil; hayatta kalma temelli. Yükselen fiyatlar, eriyen maaşlar, işsizlik ve gelecek kaygısı toplumun geniş kesimlerini etkiliyor.

PEKİ YA BUNDAN SONRA?

İran yönetimi bir yandan diyalog mesajları verirken, diğer yandan güvenlik aygıtını hazır tutuyor. Geçmiş deneyimler, ekonomik protestoların kısa sürede siyasi bir karakter kazanabildiğini gösteriyor.

Eski Cumhurbaşkanlığı danışmanı Hesameddin Aşena’nın şu sözleri dikkatleri çekti:

“Eğer bu huzursuzluk doğru okunmazsa, bastırılmaya çalışıldıkça daha büyük patlamalara yol açar.”

Uzmanlara göre İran yönetimi iki yol arasında: Ya ekonomik reform ve toplumsal rahatlama adımları atacak ya da artan baskı politikalarıyla krizi daha da derinleştirecek.