ABD ile İran arasında Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapılması beklenen ikinci tur görüşmeler, Tahran’ın heyet göndermeme kararıyla fiilen askıya alındı. İran, ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ablukasını ateşkes ihlali ve savaş girişimi olarak nitelendirirken, ABD Başkanı Donald Trump saldırıları durdurma kararını İran’dan ortak bir teklif gelene kadar uzattığını açıkladı. İran cephesi ise ateşkesin uzatılmasını kendilerinin talep etmediğini vurgulayarak Washington’ın bu adımı yeni saldırılar için zaman kazanma arayışı olarak değerlendirdi.
Eklenme: 22.04.2026 11:25ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan’dan Mareşal Asım Münir ile Başbakan Şahbaz Şerif’in talebini de dikkate aldığını öne sürerek, İran’dan ortak bir öneri gelene kadar saldırıları askıya aldığını duyurdu. Ancak Trump aynı açıklamada, orduya deniz ablukasını sürdürme ve her açıdan hazır kalma talimatı verdiğini de bildirdi. Bu durum, ateşkesin sahada tam bir sükûnet değil, kontrollü bir baskı siyasetiyle sürdürüldüğünü ortaya koydu.
İran medyasına yansıyan bilgilere göre Tahran, çeşitli gerekçelerle müzakerelerin ikinci turu için Pakistan’da bulunmama kararını kesinleştirdi ve bu karar Pakistan aracılığıyla ABD’ye iletildi. İran tarafı daha önce de ateşkesin ilk günden itibaren ihlal edildiğini, özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki Amerikan deniz ablukasının fiilen savaş anlamına geldiğini vurgulamıştı. Bu nedenle Tahran, yeni görüşmelere gitmeme kararını yalnızca diplomatik bir tercih değil, sahadaki fiili tabloya verilmiş siyasi bir yanıt olarak ortaya koydu.
İslamabad görüşmelerinin gerçekleşmemesi, son günlerde diplomasi için açıldığı düşünülen hattın ne kadar kırılgan olduğunu da gösterdi. İran’ın masaya gitmemesiyle birlikte, taraflar arasındaki temas kapısı tamamen kapanmasa da süreç açık bir belirsizlik evresine girdi. İran’ın Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Emir Said İravani de ABD’nin deniz ablukasını sonlandırması halinde ikinci tur görüşmelerin Pakistan’da yeniden yapılabileceğini belirterek, topun Washington tarafında olduğunu ima etti.
İran heyetinin Pakistan’a gitmeme kararı sonrası dikkat çeken bir diğer gelişme, görüşmelere katılması beklenen ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in de Washington’dan ayrılmaması oldu. ABD medyasına yansıyan bilgilere göre Vance, Trump’ın başkanlığında yapılan güvenlik ve politika toplantılarına katıldı ve İslamabad planı yeniden değerlendirilmeye başlandı. Beyaz Saray cephesinden resmi bir açıklama gelmemesi, Washington’ın hem diplomatik hem askeri seçenekleri aynı anda masada tuttuğu yorumlarını güçlendirdi.
Bu tablo, ABD’nin şu aşamada doğrudan yeni bir saldırı başlatmak yerine baskıyı sürdürerek İran’dan daha elverişli bir teklif beklediğini gösteriyor. Ancak bu bekleyişin sahada gerçek bir yumuşama anlamına gelmediği, ablukanın sürmesi ve tehdit dilinin korunmasıyla açık biçimde görülüyor.
Trump, yaptığı açıklamada İran yönetiminin “bölünmüş” olduğunu savunarak, liderleri ve temsilcileri ortak bir öneri sunana kadar ateşkesi uzatacağını söyledi. Ancak aynı mesajda, Amerikan ordusuna ablukayı sürdürme ve hazır olma talimatı verdiğini belirtmesi, uzatılan ateşkesin tek taraflı şartlarla tanımlanmaya çalışıldığını gösterdi. İran cephesi ise bu dili kabul etmedi.

İran basınında yer alan değerlendirmelerde, ateşkesin uzatılması talebinin Tahran’dan gelmediği özellikle vurgulandı. Ayrıca Hürmüz’de ablukanın sürmesinin, ABD’nin İran’a yönelik düşmanlığının devam ettiğinin açık göstergesi olduğu ifade edildi. Bu nedenle İran’ın, abluka kalkmadıkça Hürmüz Boğazı’nı tam olarak açmayacağı mesajı yeniden öne çıktı.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın danışmanı Mehdi Muhammedi, Trump’ın ateşkesi uzatma açıklamasına sert tepki göstererek “Kaybeden taraf şartları belirleyemez” dedi. Muhammedi, ABD’nin Hürmüz’de sürdürdüğü deniz ablukasının bombardımandan farksız olduğunu ve bunun askeri karşılık gerektirdiğini savundu. İran cephesinde yapılan değerlendirmelerde, Washington’ın ateşkesi uzatma söylemini yeni saldırılar için zaman kazanma ve baskıyı yeniden organize etme aracı olarak kullandığı görüşü öne çıktı.
Bu yaklaşım, Tahran’ın ABD’nin uzatma kararını yapıcı bir diplomatik adım olarak değil, güç dengesini kendi lehine çevirmeye dönük taktik bir hamle olarak gördüğünü ortaya koyuyor. İran yönetimi, masaya ancak ablukayı sona erdirmeye dönük somut adımlar atılması halinde dönülebileceği mesajını vermeyi sürdürüyor.
ABD ile İran arasında yaşanan son gerilimin en kritik başlıklarından biri Hürmüz Boğazı olmaya devam ediyor. İran tarafı, ABD’nin deniz ablukasını ateşkes ihlali sayarken, Washington ise bu baskıyı müzakere sürecinin parçası olarak sürdürüyor. İran’ın BM Daimî Temsilcisi İravani, ABD’den ablukayı durduracağına dair işaret aldıklarını ve bu gerçekleşirse İslamabad’da ikinci tur görüşmelerin yapılabileceğini söyledi. Bu açıklama, diplomatik kapının tamamen kapanmadığını ancak temel şartın Hürmüz’deki askeri baskının sona ermesi olduğunu gösterdi.

İran’a göre Hürmüz’deki mevcut tablo yalnızca deniz güvenliği sorunu değil, doğrudan egemenlik ve savaş başlığıdır. Bu nedenle boğaz meselesi çözülmeden müzakere sürecinin ilerlemesi zor görünüyor.
Müzakerelerin tıkandığı ve ateşkesin tartışmalı biçimde uzatıldığı saatlerde İran’ın başkenti Tahran’da binlerce kişi ABD ve İsrail karşıtı gösteriler düzenledi. İnkılap ve Venek meydanlarında toplanan kalabalıklar İran bayrakları taşıyarak sloganlar attı. Gösteriler sırasında İran Silahlı Kuvvetleri’nin bazı balistik füzeleri fırlatma rampalarıyla birlikte meydanlara getirmesi dikkat çekti. Bu görüntü, İran’ın kamuoyuna ve dış dünyaya aynı anda verilmiş caydırıcılık mesajı olarak yorumlandı.

İran Silahlı Kuvvetleri’nin savaşı yürüten birimi Hatemül Enbiya Merkez Karargâhı da ayrı bir açıklama yaparak ABD Başkanı ile Amerikan komutanlarını uyardı ve “Elimiz tetikte” mesajını verdi. Açıklamada, İran’a yönelik herhangi bir saldırı halinde önceden belirlenmiş hedeflere daha sert şekilde karşılık verileceği bildirildi.
Son gelişmeler, Washington’ın şu aşamada savaşı büyütmekten çok İran üzerinde askeri ve ekonomik baskıyı koruyarak yeni bir diplomatik pozisyon oluşturmaya çalıştığı yönündeki yorumları artırdı. İran’ın İslamabad’a gitmemesi ve Vance’in Washington’da kalması, ABD’nin beklenmedik bir diplomatik boşlukla karşılaştığını gösterdi. Trump’ın ateşkesi süresiz uzatma açıklaması da bu bağlamda, doğrudan saldırı yerine zaman kazanma ve yeni teklif bekleme hamlesi olarak öne çıktı.
Ancak İran cephesi bu yaklaşımı kabul etmiyor. Tahran, ateşkesin ancak sahada gerçek karşılığı varsa anlam taşıyacağını, abluka ve tehdit sürdüğü müddetçe uzatma açıklamalarının tek başına güven vermeyeceğini savunuyor. Bu nedenle ABD-İran hattında kriz şimdilik kontrol altına alınmış görünse de İslamabad sürecinin çökmesi taraflar arasındaki derin güvensizliğin sürdüğünü ve yeni bir tırmanış ihtimalinin hâlâ masada olduğunu gösteriyor.
📂 Dosya | Doların Tahtı Sarsılırken Yeni Bir Düzen mi Kuruluyor?https://t.co/AWV937KN0j
— Afroasya Today (@afroasyatoday) April 17, 2026