Somali yönetimi, işgal rejiminin Somaliland’ı tanıması ve bu ayrılıkçı bölgeye büyükelçi atama sürecini başlatmasının ardından çok sert bir çıkış yaptı. Mogadişu, Somali’nin iç işlerine müdahale eden ve ülkenin toprak bütünlüğünü zedeleyen her aktörün sonuçlarına katlanacağını belirtirken, Babülmendep Boğazı’na erişimin kısıtlanmasının da seçenekler arasında olduğunu duyurdu. Açıklama, küresel deniz ticaretinin en hassas geçiş hatlarından biri olan Babülmendep üzerinden yeni bir bölgesel gerilim ihtimalini gündeme taşıdı.
Eklenme: 23.04.2026 11:41Somali hükümeti, işgal rejiminin Somaliland ile diplomatik ilişki kurma ve bölgeye büyükelçi atama yönündeki adımlarına sert tepki gösterdi. Cuma günü yapılan açıklamada, Somali’nin iç işlerine müdahale eden ve ülkenin egemenliği ile toprak bütünlüğünü hedef alan her ülkenin ciddi sonuçlarla karşılaşabileceği belirtildi. Mogadişu yönetimi, bu sonuçlar arasında Babülmendep Boğazı’na erişimin kısıtlanmasının da yer alabileceğini bildirdi. Bu çıkış hem Afrika Boynuzu’ndaki dengeler hem de Kızıldeniz hattındaki küresel ticaret güvenliği açısından dikkat çekici bulundu.
Somali’nin Etiyopya ve Afrika Birliği nezdindeki büyükelçisi Abdullah Warfa, ülkenin iç işlerine karışan ve toprak bütünlüğünü zedeleyen her devlete karşı sonuç doğuracak adımlar atılabileceğini söyledi. Warfa, Somali’nin egemenliğini hedef alan girişimlerin karşılıksız kalmayacağını vurgularken, Babülmendep Boğazı’na erişimin sınırlandırılmasının da bu çerçevede değerlendirilebileceğini ifade etti. Açıklama, Mogadişu’nun Somaliland meselesini yalnızca diplomatik bir kriz değil, doğrudan ulusal bütünlüğe yönelik tehdit olarak gördüğünü ortaya koydu.

Somali’nin sert tepkisi, işgal rejiminin Somaliland ile büyükelçi değişimi anlaşmasını uygulamaya koyma kararı sonrasında geldi. Tel Aviv yönetimi geçen yıl Somaliland’ı tanıyan ilk ülke olmuştu. Şimdi ise bu tanımayı diplomatik düzeyde somutlaştıracak yeni adımlar atılması, Somali açısından doğrudan ayrılıkçılığı teşvik eden ve merkezi otoriteyi hedef alan bir girişim olarak değerlendiriliyor. Mogadişu, Somaliland’ın bağımsız bir devlet olarak kabul edilmesini kesin şekilde reddediyor ve burayı Somali’nin ayrılmaz parçası olarak görüyor.

Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan ve dünya ticaretinin en kritik deniz geçiş hatlarından biri olarak kabul edilen stratejik bir boğaz konumunda bulunuyor. Bu hatta yaşanacak herhangi bir kriz, yalnızca bölge ülkelerini değil, Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasındaki mal ve enerji taşımacılığını da doğrudan etkileyebilecek sonuçlar doğuruyor. Bu nedenle Somali’den gelen Babülmendep vurgusu, kapasite tartışmalarından bağımsız olarak diplomatik ve jeopolitik açıdan yüksek ses getirdi.

Uzmanlara göre Somali’nin bu yöndeki açıklaması, özellikle Hürmüz Boğazı etrafındaki son krizlerin ardından Batılı ülkelerin son derece hassas olduğu deniz yolları meselesini daha da karmaşık hale getirebilir. Uluslararası deniz hukuku açısından tek bir devletin egemen malı sayılmayan bir deniz hattına yönelik abluka tehdidinin savaş ilanı ya da savaş eylemi şeklinde yorumlanabileceği belirtiliyor. Bu nedenle Somali’nin açıklaması, askeri kapasitesinden çok siyasi ve diplomatik etkileri bakımından önem taşıyor.
Her ne kadar Mogadişu yönetimi sert bir dil kullanmış olsa da Somali’nin böyle bir ablukayı fiilen uygulayabilecek askeri kapasiteye sahip olmadığı değerlendiriliyor. Ülkenin işlevsel bir donanmasının bulunmaması, sefer gücü taşıyan bir hava kuvvetine sahip olmaması ve balistik füze stoklarının olmaması bu görüşü destekliyor. Ancak uzmanlara göre açıklamanın etkisi sadece askeri güçle sınırlı değil. Bu tür söylemler, bölgesel ittifaklar, diplomatik dengeler ve uluslararası destek hatları üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir.