İsrail işgal rejimi, Gazze ablukasını kırmak ve insani yardım ulaştırmak için yola çıkan Küresel Sumud Filosu aktivistleri Seyf Ebu Keşk ve Thiago Avila’yı günler süren alıkoymanın ardından sınır dışı etti. Aktivistler, İsrail hapishanelerinde ağır hak ihlallerine maruz kaldıklarını açıklarken, filo bileşenleri Gazze için yola devam mesajı verdi.
Eklenme: 12.05.2026 15:33İsrail işgal rejimi, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve ablukayı kırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na yönelik müdahalesinin ardından alıkoyduğu iki aktivisti sınır dışı etti. Filonun önde gelen isimlerinden Filistin asıllı İspanya vatandaşı Seyf Ebu Keşk Yunanistan’a, Brezilyalı çevre ve insan hakları aktivisti Thiago Avila ise Mısır üzerinden ülkesine gönderildi.
Aktivistler, serbest bırakılmalarının ardından yaptıkları açıklamalarda İsrail hapishanelerinde sistematik baskı, kötü muamele ve ağır hak ihlallerine maruz kaldıklarını belirtti.
İsrail’in tehdit ve alıkoyma politikasına rağmen Küresel Sumud Filosu bileşenleri, Gazze ablukasını kırma hedefinden vazgeçmeyeceklerini duyurdu.
Küresel Sumud Filosu, Gazze Şeridi’ne insani yardım ulaştırmak ve yıllardır devam eden hukuksuz ablukaya dikkat çekmek amacıyla yola çıkmıştı. Filo, Akdeniz’de seyrini sürdürürken İsrail işgal güçleri tarafından durduruldu.

İsrail donanmasının müdahalesiyle çok sayıda tekne engellendi, aktivistler alıkonuldu ve bazı tekneler rotasından çıkarıldı. Filoda yer alan aktivistler, misyonlarının tamamen insani olduğunu, Gazze’de açlık, susuzluk, sağlık krizi ve kuşatma altında yaşayan sivillere destek amacı taşıdığını belirtti.
İşgal rejimi ise her zaman olduğu gibi insani yardım girişimini güvenlik bahanesiyle hedef aldı. İsrail makamları, aktivistlere yönelik suçlamalar yöneltse de bu suçlamalara ilişkin resmi bir mahkûmiyet ya da somut delil ortaya koymadı.
Küresel Direniş Filosu Yüksek Komitesi Üyesi Yusuf Acise, İsrail makamlarının aktivistler Seyf Ebu Keşk ve Thiago Avila’yı pazar günü sabaha karşı sınır dışı ettiğini doğruladı.
Yapılan açıklamaya göre, İspanya vatandaşlığı bulunan Filistinli aktivist Seyf Ebu Keşk Yunanistan’a, Brezilyalı çevre ve hak aktivisti Thiago Avila ise Mısır’a gönderildi. Sınır dışı işlemleri İsrail’in Göç Dairesi üzerinden yürütüldü.
Aktivistlerin, Gazze’ye yönelik insani yardım girişiminde yer almaları nedeniyle alıkonulması, uluslararası hukuk çevrelerinde İsrail’in sivil dayanışma hareketlerini kriminalize etmeye çalıştığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.
Sınır dışı edilen aktivistler, serbest bırakılmalarının ardından yaptıkları ilk açıklamalarda İsrail hapishanelerinde ağır hak ihlallerine maruz kaldıklarını dile getirdi.
Thiago Avila, İsrail tarafından alıkonulmasını “kaçırılma” olarak nitelendirdi ve gözaltı sürecinde kötü muamele gördüğünü söyledi. Avila, kendisinin ve Seyf Ebu Keşk’in baskı altında tutulduğunu, Filistinli esirlerin ise çok daha ağır şartlara maruz bırakıldığını belirtti.

Yusuf Acise de aktivistlerin gözaltı süresince sistematik işkence gördüğünü ve en temel insani haklarından mahrum bırakıldığını ifade etti. İsrail makamları ise işkence iddialarını reddetti. Ancak İsrail hapishanelerinde Filistinli esirlere ve dayanışma aktivistlerine yönelik kötü muamele iddialarının uzun süredir gündemde olması, işgal rejiminin açıklamalarına yönelik güvensizliği artırıyor.
Küresel Sumud Filosu bileşenleri, İsrail’in alıkoyma, tehdit ve sınır dışı politikalarının Gazze ablukasını kırma çabalarını durduramayacağını vurguladı.
Acise, tüm kurumları ve gönüllüleri beklenen yeni kalkış için hazırlıklı olmaya davet etti. Filo organizatörleri, farklı ülkelerden gelen sivil toplum temsilcileri, hukukçular, aktivistler ve gönüllülerin Gazze’ye yönelik insani sorumluluklarını yerine getirmekte kararlı olduğunu açıkladı.
Uluslararası koalisyon liderliğinin Türkiye’de bir araya geldiği ve filonun geri kalanının İsrail tehditlerine rağmen Gazze’ye doğru yeniden hazırlık yaptığı bildirildi. Marmaris’te yapılan görüşmelerde filonun hukuki, siyasi ve insani stratejisinin yeniden ele alındığı belirtildi.
İsrail’in müdahalesinin ardından filo bileşenlerinin önemli bir bölümü Türkiye’ye yöneldi. Küresel Sumud Filosu yetkilileri, Marmaris’te uluslararası bir toplantı düzenleyerek Gazze’ye yönelik misyonun yeni aşamasını değerlendirdi.
Toplantıda, İsrail’in saldırgan müdahalesine rağmen filonun geri adım atmayacağı, Gazze ablukasının uluslararası kamuoyuna yeniden taşınacağı ve insani yardım girişimlerinin devam edeceği vurgulandı
Filo temsilcileri, İsrail’in uluslararası sularda sivil teknelere müdahalesinin yalnızca aktivistlere değil, Gazze halkının yaşama hakkına ve insani yardıma erişim hakkına yönelik bir saldırı olduğunu belirtti.
Sumud Filosu, adını Filistin halkının yıllardır sürdürdüğü direniş ve sebat ruhundan alıyor. Filo, Gazze’ye yönelik ablukayı kırmayı, bölgeye insani yardım ulaştırmayı ve İsrail’in soykırım politikalarına karşı uluslararası vicdanı harekete geçirmeyi hedefliyor.
Gazze’de halk açlık, susuzluk, ilaç ve yakıt yokluğu ile mücadele ederken, İsrail işgal rejimi yardım girişlerini sistematik şekilde engellemeye devam ediyor. Bu nedenle deniz yoluyla yapılan insani yardım girişimleri, yalnızca sembolik değil, aynı zamanda hukuki ve ahlaki bir sorumluluk olarak görülüyor.
İsrail’in Sumud Filosu’na müdahalesi, işgal rejiminin Gazze’ye ulaşmaya çalışan sivilleri dahi tehdit olarak gördüğünü bir kez daha ortaya koydu.

İsrail işgal rejimi, Gazze’de sivilleri açlıkla terbiye etmeye çalışan abluka siyasetini sürdürürken, uluslararası insani yardım girişimlerini de engelliyor. Sumud Filosu’na yönelik müdahale, Tel Aviv yönetiminin yalnızca Gazze halkını değil, Gazze’ye destek vermek isteyen küresel vicdan hareketlerini de hedef aldığını gösterdi.
Aktivistlerin alıkonulması, kötü muamele iddiaları ve sınır dışı edilmeleri, İsrail’in insani dayanışmayı bastırma çabasının yeni bir örneği oldu. Buna rağmen filo bileşenleri, Gazze için yola devam edeceklerini ve ablukaya karşı sivil direnişi sürdüreceklerini açıkladı.
Küresel Sumud Filosu’nun kararlılığı, Gazze halkının yalnız bırakılmadığını ve İsrail’in baskı politikalarının uluslararası dayanışmayı durduramayacağını gösteriyor.