Danimarka’da hükümet, camilerden hoparlörle okunan ezanın ülke genelinde yasaklanıp yasaklanamayacağını yeniden değerlendirmeye aldı. Göç ve Uyum Bakanı Morten Bødskov’un “Ezan Danimarka’nın çatılarında duyulmamalı” sözleri, ülkedeki Müslümanlara yönelik yeni bir baskı adımı olarak tepki çekti.
Eklenme: 25.06.2026 15:25Danimarka’da yaklaşık 6 milyonluk nüfus içinde Müslümanların dini özgürlüklerini yakından ilgilendiren yeni bir tartışma başladı.
Göç ve Uyum Bakanı Morten Bødskov, camilerden hoparlörle okunan ezanın kamusal alanda duyulmasına karşı olduğunu belirterek, ülke çapında yasak veya kısıtlama getirilip getirilemeyeceğinin yeniden inceleneceğini açıkladı. Bakanın ezanı “İslamlaşma” tartışmasıyla ilişkilendirmesi ve bazı bölgeleri “İslamabad’ın banliyösü” ifadesiyle hedef alması, Danimarka’daki Müslüman toplumu rahatsız etti.
Bu girişim, ülkede 2020 ve 2025 yıllarında gündeme gelen benzer yasak tartışmalarının ardından üçüncü adım olarak değerlendiriliyor.
Danimarka hükümeti, camilerden hoparlörle okunan ezanın ülke genelinde yasaklanıp yasaklanamayacağına ilişkin hukuki ve idari incelemeyi yeniden başlatıyor.
Göç ve Uyum Bakanı Morten Bødskov, ezanın kamusal alanda duyulmasının Danimarka toplumunda tartışma konusu haline geldiğini savundu.
Bødskov, “Ezan Danimarka’nın çatılarında duyulmamalı” diyerek, kamusal alanda İslami sembol ve ibadetlerin görünürlüğüne karşı sert bir tutum ortaya koydu.

Bakan Bødskov, yaptığı açıklamada ezanın Danimarka’da yeri olmadığını savundu.
Bødskov, “Danimarka’da dolaşırken kendinizi İslamabad’ın bir banliyösünde gibi hissetmemelisiniz” ifadelerini kullandı.
Bu sözler, ülkedeki Müslümanları hedef alan ayrımcı ve dışlayıcı bir yaklaşım olarak değerlendirildi. Müslüman toplum temsilcileri, ezanın bir tehdit değil, dini ibadetin doğal bir parçası olduğunu vurguluyor.
Bødskov, ezan tartışmasını “yaygınlaşan İslamlaşma” iddiası üzerinden gündeme taşıdı.
Bakan, İslam’ın kamusal alanda fazla görünür hale geldiğini savunarak, ezan sesinin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdü.
Bu yaklaşım, Avrupa’da son yıllarda artan İslam karşıtı siyasetin Danimarka’daki yeni yansıması olarak görülüyor.

Danimarka’da ezanın sınırlandırılması veya yasaklanması daha önce de gündeme gelmişti.
2020’de Kovid-19 salgını döneminde bazı camilerin dayanışma amacıyla ezanı hoparlörle okutması ülkede tartışma başlatmıştı.
2025 yılında da benzer bir yasak talebi hükümet gündemine taşınmış, ancak süreç seçimler ve hukuki değerlendirmeler nedeniyle tamamlanmamıştı.
Bødskov’un son açıklaması, Sosyal Demokrat hükümet içinden ezana yönelik üçüncü kısıtlama girişimi olarak değerlendiriliyor.
Danimarka’da bazı bölgelerde camilerden hoparlörle ezan okunması hâlihazırda yerel gürültü düzenlemeleri nedeniyle fiilen kısıtlanmış durumda.
Özellikle Kopenhag’da belediye ve çevre düzenlemeleri, camilerin dışarıya ses yaymasını sınırlayabiliyor.
Yeni tartışma ise bu yerel kısıtlamaların ülke genelinde yasal bir yasağa dönüştürülüp dönüştürülemeyeceği sorusunu gündeme taşıyor.
Bakan Bødskov, olası bir yasağın Danimarka Anayasası’ndaki din ve inanç özgürlüğü ilkeleriyle uyumlu olup olmadığının inceleneceğini açıkladı.
Danimarka hukukunda din özgürlüğü güvence altında olsa da hükümet, kamu düzeni, gürültü ve toplumsal uyum gerekçeleriyle yeni düzenleme arayışına girebilir.
Hukukçular ise yalnızca ezanı hedef alan bir yasağın Müslümanlara yönelik ayrımcı bir uygulama sayılabileceği uyarısında bulunuyor.
Danimarka’daki tartışma, Avrupa’da Müslümanların ibadet hakkı, görünürlüğü ve kamusal alandaki varlığına yönelik baskıların yeni bir örneği olarak görülüyor.
Daha önce başörtüsü, peçe, mescitler, helal uygulamalar ve İslami eğitim kurumları üzerinden yürütülen tartışmalar, bu kez ezan üzerinden yeniden alevlendi.
Müslüman toplumlar, ezanın yasaklanmasının sadece bir ses düzenlemesi değil, İslam’ın kamusal alandan silinmesine yönelik siyasi bir adım olduğunu belirtiyor.

Danimarka, son yıllarda Avrupa’da Müslüman göçmenlere ve İslami sembollere yönelik en sert politikaların tartışıldığı ülkelerden biri oldu.
2018’de kamusal alanda peçe ve burka yasağı yürürlüğe girmiş, ihlal edenlere para cezası uygulanmaya başlanmıştı.
Son dönemde eğitim kurumlarında dini kıyafetler, mescitler ve Müslüman öğrencilerin ibadet alanları da siyasetin hedefi haline geldi.
Bu nedenle ezan yasağı tartışması, Danimarka’nın Müslümanlara yönelik kısıtlayıcı politikasının devamı olarak değerlendiriliyor.
Danimarka hükümeti, benzer düzenlemeleri çoğu zaman “uyum” ve “toplumsal bütünleşme” gerekçesiyle savunuyor.
Ancak Müslümanlar açısından bu politikalar, inançlarını kamusal alanda görünür şekilde yaşama hakkını sınırlayan bir asimilasyon baskısı anlamına geliyor.
Ezanın hedef alınması, Müslümanların yalnızca özel alanda görünür olmasını isteyen dışlayıcı bir yaklaşımın parçası olarak görülüyor.
Bødskov’un açıklamaları sonrası Danimarka’da ezan yasağı tartışmasının hem siyasi hem hukuki düzeyde büyümesi bekleniyor.
Hükümetin hazırlayacağı inceleme sonucunda ülke çapında bir yasak teklifi gündeme gelebilir. Ancak böyle bir düzenleme, din özgürlüğü, eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı açısından ciddi itirazlarla karşılaşabilir.
Müslüman toplum temsilcileri ise ezanın yasaklanmasının Danimarka’daki Müslüman vatandaşların inanç hakkına doğrudan müdahale anlamına geleceğini vurguluyor.