ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın nükleer silah sahibi olmama konusunda mutabık kaldığını belirterek “Bugün İran ile savaşı bitirdik” dedi. Tahran ise Trump’ın iddiasına rağmen ABD ile muhtemel anlaşma için henüz nihai bir karar alınmadığını duyurdu.
Eklenme: 12.06.2026 11:53ABD Başkanı Donald Trump, İran’la yürütülen görüşmelerde anlaşmanın “onay aşamasına” geldiğini ve 11 Haziran’da yapılması planlanan saldırıları iptal ettiğini açıkladı.
Trump, İran’ın hiçbir zaman nükleer silah sahibi olmamayı kabul ettiğini savunarak “Bugün İran ile savaşı bitirdik” ifadelerini kullandı. Ancak İran tarafı, Washington’la olası bir anlaşma konusunda nihai karar verilmediğini, kırmızı çizgilerden taviz verilmeyeceğini ve metnin hâlâ değerlendirme aşamasında olduğunu bildirdi.
Gelişmeler, ABD-İran hattında savaşın bitip bitmediğine dair belirsizliğin sürdüğünü, işgal rejimi İsrail’in ise süreci kendi güvenlik talepleri doğrultusunda etkilemeye çalıştığını gösterdi.
ABD Başkanı Donald Trump, Georgia valiliği için yarışan Burt Jones’ın telefon üzerinden düzenlenen mitingine katılarak İran savaşı ve müzakere sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Trump, “Duydunuz mu bilmiyorum, bugün İran ile savaşı bitirdik. Hiçbir zaman nükleer silah sahibi olmamaya razı oldular ki bu bizim ısrarcı olduğumuz bir konuydu. Tüm amacımız buydu. Amacımızın yüzde 95’i buydu” dedi.
ABD Başkanı, İran’la yürütülen görüşmelerin anlaşma aşamasına geldiğini savundu. Trump’a göre Tahran, nükleer silah sahibi olmama konusunda Washington’un temel talebini kabul etti.
ABD Başkanı Trump'tan "İran'la Savaşı Bitirdik" İddiası
— Afroasya Today (@afroasyatoday) June 12, 2026
🗣️ Trump:
⚫ Duydununuz mu bilmiyorum, bugün İran ile savaşı bitirdik.
⚫ Hiçbir zaman nükleer silah sahibi olmamaya razı oldular ki bu bizim ısrarcı olduğumuz bir konuydu. Tüm amacımız buydu. Amacımızın yüzde 95'i… pic.twitter.com/yzRicixZ1D
Trump, İran’a yönelik 11 Haziran’da yapılması planlanan hava saldırıları ve bombardımanların iptal edildiğini açıkladı.
ABD Başkanı, “İran İslam Cumhuriyeti ile yürütülen görüşmelerin İran liderliğinin en üst düzeyine taşınarak onaylanmış olması nedeniyle ABD Başkanı olarak bu akşam İran’a yönelik planlanan hava saldırılarını ve bombardımanları iptal ettim” ifadelerini kullandı.
Trump’ın bu açıklaması, son günlerde Hürmüz Boğazı, İran petrol altyapısı ve ABD üsleri üzerinden tırmanan gerilimin ardından geldi. Washington yönetimi, bir yandan askeri saldırı tehdidini artırırken, diğer yandan müzakere sürecini “savaşın bitişi” olarak sunmaya çalışıyor.
Trump’ın açıklamalarına rağmen İran basını ve resmi kaynaklar, ABD ile muhtemel anlaşma konusunda henüz nihai bir mutabakat sağlanmadığını duyurdu.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, olası anlaşmaya ilişkin hiçbir nihai karar alınmadığını belirtti. Bekayi, Tahran’ın kırmızı çizgilerinden taviz vermeyeceğini ve anlaşmanın zamanı ya da imza yeri hakkında yapılan yorumların erken olduğunu ifade etti.

İran tarafı, müzakere metninin önemli bir bölümünde ilerleme sağlanmış olsa da temel başlıklarda hâlâ değerlendirme sürecinin devam ettiğini belirtiyor. Tahran ayrıca ABD’nin görüşmeler sırasında pozisyonunu sık sık değiştirmesinden rahatsızlık duyuyor.
İran, ABD ile yapılacak herhangi bir anlaşma için yaptırımların kaldırılması, dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılması ve Washington’un bölgedeki baskı politikalarından vazgeçmesi gerektiğini vurguluyor.
Tahran yönetimi, nükleer program konusundaki müzakerenin tek başına ele alınamayacağını, ekonomik kuşatma, Hürmüz Boğazı üzerindeki baskı, işgal rejimi İsrail’in saldırganlığı ve Lübnan-Gazze hattındaki gelişmelerin de sürecin parçası olduğunu savunuyor.
İran’a göre kalıcı bir anlaşma, yalnızca Washington’un askeri tehditleri durdurmasıyla değil, somut ekonomik ve siyasi güvenceler vermesiyle mümkün olabilir.
Trump’ın anlaşmanın “onay aşamasına” geldiğini duyurmasının ardından Soykırımcı Netanyahu, ABD Başkanı ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
İşgal rejimi İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre görüşmede, İran ile “müzakereleri başlatmayı amaçlayan şekillenmekte olan mutabakat zaptı” ele alındı.

Soykırımcı Netanyahu, işgal rejiminin mutabakat zaptına taraf olmadığını belirtti. Ancak nihai anlaşmanın İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun ülke dışına çıkarılmasını, nükleer altyapısının imha edilmesini, balistik füze üretiminin kısıtlanmasını ve İran’ın bölgedeki müttefiklerine desteğinin sonlandırılmasını içermesi gerektiğini savundu.
Trump’ın İran’a yönelik saldırıları iptal ettiğini ve anlaşmanın onay aşamasına geldiğini açıklaması, işgal rejimi İsrail yönetiminde şaşkınlıkla karşılandı.
Siyonist rejim, uzun süredir İran’a karşı daha sert askeri adımlar atılmasını istiyor. Ancak Trump’ın son açıklaması, Washington’un en azından bu aşamada İran’la doğrudan savaşı büyütmek yerine diplomatik bir çıkış aradığını gösterdi.
Buna rağmen işgal rejimi İsrail, anlaşma sürecine doğrudan taraf olmadığını vurgulasa da Trump yönetimi üzerinde baskı kurarak İran’ın askeri ve bölgesel kapasitesinin sınırlandırılmasını talep ediyor.
Washington yönetimi, bir yandan “savaşı bitirdik” mesajı verirken, diğer yandan İran’a yönelik askeri tehditleri, yaptırımları ve bölgedeki askeri varlığını sürdürüyor.
ABD’nin işgal rejimi İsrail’e verdiği koşulsuz destek, Gazze’de süren soykırım, Lübnan’a yönelik saldırılar ve Hürmüz hattındaki gerilim, Tahran’ın Washington’a güvenmesini zorlaştırıyor.
Trump’ın anlaşmayı siyasi zafer olarak sunma çabası, ABD’nin bölgedeki savaş politikalarının üzerini örtemiyor. İran ise müzakerelerin ancak gerçek güvenceler ve yaptırımların kaldırılmasıyla anlam kazanacağını belirtiyor.
İran uzun süredir nükleer programının barışçıl amaçlı olduğunu savunuyor. Tahran, nükleer silah üretme hedefi olmadığını belirtirken, Batı’nın bu konuyu İran’a karşı baskı aracı olarak kullandığını ifade ediyor.
Trump ise İran’ın nükleer silah sahibi olmaması meselesini anlaşmanın merkezine koyduğunu belirterek, bunun ABD açısından “amacın yüzde 95’i” olduğunu söyledi.

Ancak İran tarafı, nükleer başlıkta herhangi bir anlaşmanın ülkenin egemen haklarını ve kırmızı çizgilerini ihlal etmemesi gerektiğini vurguluyor.
ABD-İran geriliminin en kritik başlıklarından biri Hürmüz Boğazı ve enerji güvenliği olmaya devam ediyor.
Trump daha önce İran’ın Hark Adası ve petrol altyapısını hedef göstererek, petrol ve doğal gaz piyasalarının kontrol altına alınabileceğini söylemişti. Bu açıklamalar, Washington’un İran’a yönelik politikasında enerji kaynaklarının da önemli bir rol oynadığını ortaya koymuştu.
Her ne kadar Trump son açıklamasında savaşın bittiğini savunsa da Hürmüz Boğazı’ndaki deniz güvenliği, İran’ın petrol ihracatı, yaptırımlar ve dondurulan varlıklar gibi başlıklar hâlâ çözüm bekliyor.
İran ile ABD arasındaki müzakere süreci, Gazze ve Lübnan’daki gelişmelerden bağımsız ilerlemiyor.
İşgal rejimi İsrail’in Gazze’deki soykırımı sürdürmesi, Lübnan’a yönelik saldırıları ve İran’a karşı yürüttüğü tehdit politikası, bölgesel ateşkesin en kırılgan noktaları arasında yer alıyor.
Tahran, işgal rejimi İsrail’in Lübnan’a saldırılarının devam etmesi halinde yeni karşılıklar verileceğini daha önce açıklamıştı. Bu nedenle Trump’ın “savaş bitti” sözlerine rağmen bölgede savaş riskinin tamamen ortadan kalktığını söylemek zor görünüyor.

Trump, İran’la savaşın bittiğini ve anlaşmanın onay aşamasına geldiğini söylerken, İran tarafı henüz nihai karar alınmadığını bildiriyor.
Bu tablo, ABD’nin kamuoyuna hızlı bir zafer mesajı vermeye çalıştığını, Tahran’ın ise temkinli hareket ettiğini gösteriyor. İran, anlaşmanın ancak ülkenin kırmızı çizgilerine saygı duyulması, yaptırımların kaldırılması ve dondurulan varlıkların serbest bırakılmasıyla mümkün olacağını belirtiyor.
Dolayısıyla sahada saldırıların geçici olarak durması diplomatik bir fırsat oluştursa da, Washington’un askeri baskısı, işgal rejimi İsrail’in müdahaleleri ve temel anlaşmazlıklar nedeniyle sürecin hâlâ kırılgan olduğu görülüyor.
Trump’ın “Bugün İran ile savaşı bitirdik” açıklaması, bölgede yeni bir diplomatik aşamanın başladığına işaret etse de kalıcı barış için henüz net bir tablo ortaya çıkmış değil.
İran’ın anlaşmayı resmen onaylamadığını açıklaması, işgal rejimi İsrail’in sürece baskı yapması ve ABD’nin yaptırım politikasını sürdürmesi, krizin devam ettiğini gösteriyor.
Orta Doğu’da gerçek istikrarın sağlanması için ABD’nin askeri tehditlerden vazgeçmesi, işgal rejimi İsrail’e verdiği koşulsuz desteği sonlandırması, Gazze’deki soykırımın durdurulması ve bölge halklarının egemenlik haklarına saygı gösterilmesi gerekiyor.