News-1

Sıcak Bölgeler

30 Yıllık Anlaşmayı Fesheden İsrail El-Halil'i Resmen İşgale Hazırlanıyor

İşgal rejimi İsrail, 1997’de imzalanan El-Halil Anlaşması’nı fiilen feshederek işgal altındaki Batı Şeria’nın en hassas şehirlerinden El-Halil’de yeni bir ilhak adımı attı. Aşırı sağcı Bakan Bezalel Smotrich, Harem-i İbrahim Camisi ve çevresindeki yetkilerin Filistin yönetiminden alınarak işgal kurumlarına devredileceğini duyurdu.

Eklenme: 16.06.2026 18:12
Bu Haberi
Paylaş

İşgal rejimi İsrail, Batı Şeria’yı adım adım işgal etme planında yeni ve tehlikeli bir aşamaya geçti. Aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, El-Halil kentinin idari ve güvenlik yapısını belirleyen 1997 tarihli El-Halil Anlaşması’nın fiilen iptal edildiğini açıkladı.

Kararla birlikte Harem-i İbrahim Camisi dahil kutsal mekanlar ve işgal yerleşim alanlarına ilişkin planlama ve inşaat yetkilerinin Filistin yönetiminden alınarak işgal güçlerine bağlı paralel belediye yapısına devredilmesi hedefleniyor.

Bu adım, işgal rejimi İsrail’in El-Halil’i resmen işgale hazırladığını gösteren en açık hamlelerden biri olarak değerlendiriliyor.

İŞGAL REJİMİ EL-HALİL ANLAŞMASI’NI FİİLEN FESHETTİ

İşgal rejimi İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, El-Halil kentinin idari ve güvenlik yapısına ilişkin El-Halil Anlaşması’nı fiilen feshettiklerini duyurdu.

Smotrich, El-Halil’in güneyinde kurulan yasa dışı Doren yerleşiminin açılışında yaptığı konuşmada, kentin işgalına yönelik bu adımı “tarihi bir düzeltme” olarak nitelendirdi.

Aşırı sağcı bakan, “Oslo Anlaşmaları’nın en saçma protokollerinden biri yıllardır yürürlükteydi. Bu protokol uyarınca Yahudi topluluğuna ve kutsal mekanlara ilişkin yetkiler El-Halil Belediyesine bağlıydı. Dün buna bir son verdik” ifadelerini kullandı.

HAREM-İ İBRAHİM CAMİSİ ÜZERİNDE YETKİ GASP EDİLİYOR

İşgal rejimi İsrail’in tek taraflı kararı, El-Halil’deki en hassas noktalardan biri olan Harem-i İbrahim Camisi’ni de doğrudan hedef alıyor.

Karara göre kentteki inşaat izinleri, planlama süreçleri ve Harem-i İbrahim Camisi dahil kutsal mekanlara ilişkin yetkiler, Filistin kurumlarından alınarak işgal güçlerine bağlı paralel belediye yapılanmasına devredilecek.

Bu adım, hem Filistinlilerin tarihi ve dini haklarını hedef alıyor hem de işgal rejimi İsrail’in El-Halil’de kalıcı egemenlik kurma planını hızlandırıyor.

EL-HALİL’DE PARALEL BELEDİYE PLANI

İşgal rejimi İsrail, El-Halil’de Filistin Belediyesinin yetkilerini devre dışı bırakacak paralel bir belediye sistemi kurmayı amaçlıyor.

Bu yapı, kentteki yasa dışı Siyonist işgalcilerin ihtiyaçlarını doğrudan karşılayacak, inşaat ve planlama süreçlerini işgal kurumlarının denetimine verecek ve Filistin yönetiminin kentsel yetkilerini aşındıracak.

Filistinliler açısından bu karar, yalnızca idari bir düzenleme değil; El-Halil’in kimliğini, demografisini ve tarihi dokusunu değiştirmeye yönelik yeni bir işgal hamlesi anlamına geliyor.

1997 EL-HALİL ANLAŞMASI NE GETİRİYORDU?

Filistin yönetimi ile işgal rejimi İsrail arasında 1997’de imzalanan El-Halil Anlaşması, kenti H1 ve H2 olmak üzere iki bölgeye ayırmıştı.

Anlaşmaya göre H1 bölgesinde güvenlik ve idari yetkiler Filistin yönetimine bırakılmıştı. H2 bölgesinde ise yaklaşık 500 yasa dışı Yahudi Siyonist işgalci ile 30 binden fazla Filistinli yaşamasına rağmen güvenlik işgal güçlerinin kontrolüne verilmişti.

Bu düzenleme zaten Filistinliler aleyhine dengesiz bir yapı oluştururken, işgal rejimi İsrail şimdi bu sınırlı yetkileri de ortadan kaldırarak El-Halil’i daha açık biçimde kendi kontrolüne almaya çalışıyor.

H2 BÖLGESİNDE FİLİSTİNLİLER ABLUKA ALTINDA

El-Halil’in H2 bölgesi, uzun yıllardır işgal güçlerinin ağır askeri varlığı, kontrol noktaları, sokak yasakları ve Siyonist işgalci şiddetiyle anılıyor.

Bölgede yaşayan Filistinliler, günlük hayatlarını işgal güçlerinin izin ve baskıları altında sürdürmek zorunda kalıyor. Birçok cadde Filistinlilere kapatılırken, yasa dışı Siyonist işgalciler işgal güçlerinin koruması altında hareket ediyor.

Yeni karar, H2 bölgesindeki baskının daha da kurumsallaşmasına ve Filistinlilerin kent merkezindeki varlığının daha fazla hedef alınmasına yol açabilir.

SMOTRICH’TEN İŞGAL MESAJI

Bezalel Smotrich’in açıklamaları, işgal rejimi İsrail’in Batı Şeria’yı işgal planını açıkça ortaya koyuyor.

Aşırı sağcı bakan, uzun süredir Batı Şeria’da Filistin yönetiminin yetkilerinin tasfiye edilmesini, yasa dışı yerleşimlerin genişletilmesini ve bölgenin işgal rejimi İsrail’e bağlanmasını savunuyor.

El-Halil Anlaşması’nın fiilen feshedilmesi, bu planın sahaya yansıyan en somut adımlarından biri oldu.

BATI ŞERİA’DA İŞGAL ADIMLARI HIZLANDI

Gazze kasabı Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı hükümet, 8 Şubat’ta Batı Şeria’daki statükoyu Filistinliler aleyhine değiştirecek bir dizi karar almıştı.

Bu kararlar arasında yasa dışı Siyonist işgalcilerin doğrudan arazi satın almasının önündeki engellerin kaldırılması, Filistin yönetiminin sorumluluğundaki alanların çeşitli bahanelerle gasp edilmesine kapı açılması ve El-Halil’de paralel belediye kurulması yer alıyordu.

İşgal rejimi İsrail, 15 Şubat’ta ise Batı Şeria’da tek taraflı arazi kayıt süreci başlatarak Filistin topraklarının gasbedilmesini resmi hale getirecek yeni bir kararı onayladı.

FİLİSTİN TOPRAKLARI “RESMİ” GASP SÜRECİNE SOKULUYOR

İşgal rejimi İsrail’in başlattığı arazi kayıt süreci, Batı Şeria’daki Filistin topraklarının sistematik biçimde gasbedilmesi için yeni bir araç olarak görülüyor.

Bu süreçle birlikte Filistinlilere ait arazilerin yasa dışı Siyonist işgalcilere geçirilmesi, sahte satış işlemleri, baskı yoluyla mülkiyet devri ve işgal kurumları üzerinden kayıt oyunları daha kolay hale gelebilir.

Filistinli uzmanlara göre bu kararlar, Batı Şeria’nın parçalanması, Filistin devletinin coğrafi bütünlüğünün yok edilmesi ve işgalin fiilen tamamlanması anlamına geliyor.

FRANSA YAPTIRIMLARININ ARDINDAN GELEN HAMLE

El-Halil Anlaşması’nın fiilen iptal edildiğinin duyurulması, Fransa’nın aşırı sağcı Smotrich ve Filistin topraklarını gasbeden bazı Siyonist işgalci kişi ve kurumlara yaptırım uygulama kararının ardından geldi.

Fransa’nın kararı, Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim faaliyetlerine karşı uluslararası tepkinin arttığını gösterirken, işgal rejimi İsrail bu baskıya geri adım atmak yerine yeni işgal adımlarıyla karşılık verdi.

Bu tablo, Siyonist rejimin uluslararası hukuku ve diplomatik tepkileri hiçe sayarak sahada oldubitti üretmeye devam ettiğini gösteriyor.

ULUSLARARASI HUKUKUN AÇIK İHLALİ

Uluslararası hukuka göre işgal rejimi İsrail’in 1967’de işgal ettiği Batı Şeria, Filistin toprağı kabul ediliyor. İşgal rejimi İsrail ise bu bölgede işgalci güç statüsünde bulunuyor.

İşgalci gücün işgal ettiği topraklara kendi nüfusunu taşıması, yerleşim kurması, mülkiyet yapısını değiştirmesi ve yerel idari yetkilere el koyması uluslararası hukuka aykırı kabul ediliyor.

El-Halil’deki son karar, hem işgalin kalıcılaştırılması hem de Filistin halkının dini, tarihi ve idari haklarının gasp edilmesi bakımından açık bir hukuk ihlali olarak öne çıkıyor.

HAREM-İ İBRAHİM CAMİSİ’NİN TARİHİ HASSASİYETİ

Harem-i İbrahim Camisi, Müslümanlar için büyük öneme sahip kutsal mekanlardan biri olarak kabul ediliyor.

El-Halil’in kalbinde yer alan bu kutsal mekan, uzun yıllardır işgal rejimi İsrail’in kontrol, bölme ve Yahudileştirme politikalarının hedefinde bulunuyor.

1994 yılında fanatik bir Siyonist işgalcinin Harem-i İbrahim Camisi’nde namaz kılan Müslümanlara yönelik gerçekleştirdiği katliam, El-Halil’in hafızasında derin bir yara olarak yer alıyor. İşgal rejiminin bugün aynı kutsal mekan üzerindeki yetkileri gasp etmesi, geçmişteki acıların ve yeni saldırı risklerinin yeniden gündeme gelmesine neden oluyor.

FİLİSTİN YÖNETİMİNDEN TEPKİ

Filistin tarafı, işgal rejimi İsrail’in El-Halil’deki yetkileri gasp etmesini kentin siyasi ve hukuki statüsüne saldırı olarak değerlendiriyor.

Filistin yönetimi, işgal rejiminin tek taraflı kararlarının hiçbir meşruiyet taşımadığını ve El-Halil’in Filistin toprağı olduğunu vurguluyor.

Filistinli yetkililere göre bu adım, yalnızca El-Halil’i değil, tüm Batı Şeria’yı hedef alan işgal planının bir parçası.

YERLEŞİMCİ ŞİDDETİ VE İŞGAL POLİTİKASI BİRBİRİNİ TAMAMLIYOR

Batı Şeria’da son dönemde yasa dışı Siyonist işgalcilerin Filistinlilere yönelik saldırıları artarken, işgal rejimi İsrail’in hükümet kararları bu şiddeti siyasi ve idari işgal adımlarıyla tamamlıyor.

Siyonist işgalciler Filistin köylerine saldırıyor, evleri yakıyor, tarım arazilerini tahrip ediyor ve sivilleri yerinden etmeye çalışıyor. İşgal güçleri ise çoğu zaman bu saldırıları koruyor veya görmezden geliyor.

El-Halil’de alınan son karar, Siyonist işgalci şiddetinin devlet eliyle kurumsal işgale dönüştürüldüğü yeni bir aşamayı işaret ediyor.

EL-HALİL FİLİSTİN DİRENİŞ HAFIZASININ MERKEZLERİNDEN

El-Halil, Filistin halkı için hem dini hem siyasi hem de tarihi açıdan sembol şehirlerden biri olarak öne çıkıyor.

Harem-i İbrahim Camisi, eski şehir dokusu, çarşıları ve direniş hafızasıyla El-Halil, işgal rejimi İsrail’in uzun süredir hedef aldığı merkezlerden biri oldu.

Siyonist rejimin bu şehri işgal sürecinin odak noktalarından biri haline getirmesi, Filistin halkının kimliğini ve tarihi sürekliliğini hedef alan daha geniş bir planın parçası olarak değerlendiriliyor.

EL-HALİL’DE KRİTİK EŞİK

30 yıla yaklaşan El-Halil düzeninin işgal rejimi İsrail tarafından tek taraflı şekilde bozulması, şehirde yeni bir gerilim döneminin kapısını aralayabilir.

Harem-i İbrahim Camisi, Filistin belediyesi yetkileri ve yasa dışı yerleşim alanları üzerindeki yeni gasp kararları, El-Halil’de hem siyasi hem dini tansiyonu yükseltecek nitelikte görülüyor.

Filistinliler açısından bu adım, yalnızca bir protokolün feshi değil; işgal rejimi İsrail’in El-Halil’i resmen işgal ve işgal düzenine bağlama girişimi olarak okunuyor.