ABD ile İran arasında varılan mutabakata rağmen işgal rejimi İsrail, Lübnan’ın güneyi, Suriye ve Gazze’de işgal ettiği bölgelerde kalmaya devam edeceğini açıkladı. İşgal güçleri, ateşkese rağmen Lübnan’ın güneyindeki beldelere saldırılar düzenledi.
Eklenme: 15.06.2026 14:31 | Güncelleme: 15.06.2026 14:33ABD ile İran arasında varılan ve Lübnan dahil bölgedeki askeri faaliyetlerin durdurulmasını hedefleyen mutabakat, işgal rejimi İsrail’in saldırgan tutumu nedeniyle daha imza aşamasına gelmeden krize dönüştü.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Siyonist rejimin Lübnan’ın güneyi, Suriye ve Gazze’de işgal ettiği bölgelerde “ucu açık” şekilde kalacağını duyurdu. Katz, işgal güçlerinin Lübnan’dan çekilmesine karşı olduklarını belirtirken, İran’ın Lübnan’daki saldırılar nedeniyle işgal rejimine karşılık vermesi halinde Tahran’ın hedef alınacağını söyledi.
Aynı saatlerde işgal güçleri, ateşkese rağmen Lübnan’ın güneyindeki Kefertebnit ve Yukarı Nebatiye beldelerine saldırılar düzenledi.
İşgal rejimi İsrail Savunma Bakanı Katz, ABD ile İran arasında varılan mutabakata rağmen Siyonist güçlerin Lübnan'ın güneyinde işgal ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini söyledi.
— Afroasya Today (@afroasyatoday) June 15, 2026
⚫ Terör rejimi İsrail, ateşkese ve ABD ile İran arasında sağlanan mutabakata rağmen Lübnan'ın… pic.twitter.com/6tKNLQVtxI
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ABD ile İran arasında sağlanan mutabakata rağmen işgal güçlerinin Lübnan’ın güneyi, Suriye ve Gazze’de işgal ettiği bölgelerde kalmaya devam edeceğini açıkladı.
Katz, işgal güçlerinin Lübnan’dan çekilmesine yönelik baskılara karşı olduklarını belirterek, “Mevcut ve gelecekte oluşacak tüm baskılara rağmen, İsrail ordusunun Lübnan’dan geri çekilmesine karşı çıkıyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, işgal rejimi İsrail’in ABD-İran mutabakatını tanımadığını ve bölgede savaş, işgal ve saldırı politikasını sürdürmek istediğini ortaya koydu.

Katz, Lübnan’ın güneyinde işgal edilen bölgelerin yerel halktan “arındırılacağını” iddia etti. Bu ifade, işgal rejimi İsrail’in Gazze’de uyguladığı zorla yerinden etme politikasını Lübnan’ın güneyine de taşımak istediği yönünde tepki çekti.
Siyonist rejim, daha önce Gazze’de yüz binlerce sivili zorla göçe sürüklemiş, yerleşim alanlarını yıkmış ve sivilleri güvenli bölge iddiasıyla defalarca hedef almıştı.
Katz’ın Lübnan’a yönelik sözleri, işgal rejiminin yalnızca askeri değil, demografik mühendislik hedefiyle de hareket ettiğini gösteren yeni bir tehdit olarak değerlendirildi.
İsrail Savunma Bakanı Katz, İran’a da tehditler yöneltti. Katz, İran’ın Lübnan’daki gelişmeler nedeniyle işgal rejimine saldırması halinde Tahran’a karşılık vereceklerini söyledi.
Katz, “Eğer İran, Lübnan’daki olaylar nedeniyle İsrail’e saldırırsa, ona tüm gücümüzle saldıracağız ve aradaki güç farkını kendisine çok iyi hissettireceğiz. Biz sadece vatandaşlarımıza ve İsrail’in güvenliğine karşı sorumluyuz” dedi.
Bu açıklama, Siyonist rejimin ABD-İran mutabakatının gerilimi azaltma hedefini boşa çıkarmaya çalıştığını gösterdi.
İşgal rejimi İsrail basınında yer alan bilgilere göre Gazze kasabı Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump’a ABD-İran mutabakatının Lübnan’a ilişkin maddelerinin Tel Aviv yönetimi için bağlayıcı olmadığını iletti.

Netanyahu’nun Trump’a, işgal güçlerinin Lübnan’da işgal ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini ve saldırıların süreceğini söylediği aktarıldı.
İsrailli yetkililer, Washington yönetiminin mutabakat gereği işgal rejiminden Lübnan’dan çekilmesini veya saldırılarını sınırlandırmasını istemesi halinde Tel Aviv’in ABD baskısıyla karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor.
İşgal rejiminin aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de ABD ile İran arasında sağlanan mutabakata sert tepki gösterdi.
Ben-Gvir, “Trump’ın anlaşması bizi bağlamaz. İsrail, ABD’nin bir sömürgesi değil” ifadelerini kullandı.

Bu açıklama, işgal rejimi içindeki aşırı sağcı kanadın yalnızca İran’a değil, ABD’nin diplomatik baskı ihtimaline karşı da direnç gösterdiğini ortaya koydu. Siyonist rejim içindeki bu tutum, bölgede barış ve istikrarın önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.
ABD-İran mutabakatına ve Lübnan’da daha önce ilan edilen ateşkese rağmen işgal güçleri Lübnan’ın güneyindeki saldırılarını sürdürdü.
Lübnan kaynaklarına göre işgal rejimine ait bir insansız hava aracı, Kefertebnit beldesinde bir aracı hedef aldı. Saldırıda yaralananlar olduğu bildirildi.
İşgal rejimi İsrail topçu birlikleri de Kefertebnit ve Yukarı Nebatiye beldelerini hedef aldı. Ayrıca Sur kentine bağlı Haris-Tebnin yolu üzerinde patlayıcı yüklü bir M113 zırhlı aracın uzaktan infilak ettirildiği, işgal edilen Hiyam beldesinde de iki ayrı patlama gerçekleştirildiği bildirildi.
İşgal rejimi İsrail, 2 Mart’ta Lübnan’a yoğun hava saldırıları başlatmış, ülkenin güneyinde çok sayıda beldeyi işgal etmişti. Lübnan hükümeti bu süreçte yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın son verilerine göre işgal rejimi İsrail’in 2 Mart’tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda 3 bin 783 kişi hayatını kaybetti.
17 Nisan’da yürürlüğe giren geçici ateşkes, 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılmıştı. Ancak Siyonist rejim, duyurulan ateşkeslere rağmen Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürdü.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ile İran arasında varılan mutabakatın Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesini kapsadığını açıklamıştı.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de ABD ile mutabakata varıldığını doğrulamış ve mutabakat zaptının 19 Haziran’da İsviçre’de imzalanacağını bildirmişti.
Mutabakatın Lübnan’ı da kapsaması, işgal rejimi İsrail’in saldırılarını ve işgal ettiği bölgelerdeki varlığını uluslararası düzeyde daha tartışmalı hale getirdi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile varılan mutabakatın uygulanmasından Washington yönetiminin sorumlu olduğunu söyledi.
Arakçi, işgal rejimi İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının ve bölgedeki istikrarsızlaştırıcı eylemlerinin tamamen durdurulması gerektiğini vurguladı.
İranlı Bakan, bölgesel istikrar için diplomatik çabaların güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, ateşkesin sağlanması ve gerilimin azaltılması için Irak ve Mısır’ın çabalarına teşekkür etti.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ABD-İran mutabakatının bölgedeki askeri faaliyetlerin durdurulmasına ilişkin unsurlar içerdiğini ve bunun Lübnan’ı da kapsadığını söyledi.
Avn, mutabakatta Lübnan’ın özel durumuna saygı gösterilmesini ve ülkenin istikrarının bölgesel istikrarın ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmesini memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.
Lübnan Cumhurbaşkanı, saldırı ve yıkıma maruz kalan Lübnan halkının mutabakatın kalıcı ateşkes ve istikrar sürecine dönüşmesini beklediğini ifade etti.

Lübnan halkı, aylarca süren saldırılar, yıkım ve zorunlu göçün ardından mutabakatın sahada gerçek bir ateşkese dönüşmesini bekliyor.
Ancak işgal rejimi İsrail’in çekilmeyi reddetmesi ve saldırıları sürdürmesi, Lübnan’da güvenli geri dönüş ve yeniden inşa sürecini belirsiz hale getiriyor.
Lübnan makamları, işgal güçlerinin varlığı ve saldırı riski nedeniyle yerinden edilen sivillere aceleyle evlerine dönmemeleri yönünde uyarılarda bulundu.
Katz’ın açıklaması yalnızca Lübnan ile sınırlı kalmadı. İşgal rejimi İsrail, Suriye ve Gazze’de işgal ettiği bölgelerde de ucu açık şekilde kalacağını duyurdu.
Gazze’de soykırımı sürdüren Siyonist rejim, ateşkes ve mutabakat çağrılarına rağmen sivilleri hedef alan saldırılarını ve askeri kontrol girişimlerini sürdürüyor.
Suriye’de ise işgal rejiminin askeri varlığı ve saldırıları, ülkenin egemenliğine yönelik açık bir ihlal olarak görülüyor. Katz’ın açıklaması, işgal rejiminin bölgedeki tüm işgal hatlarını kalıcı hale getirme niyetini ortaya koydu.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı savaşın başarısızlığının göstergesi olarak değerlendirdi.
Sanchez, “Kutlayalım ama unutmayalım. Ve bir kez daha ve sonsuza dek savaşın başarısızlık olduğunu öğrenelim. Diyalog ve diplomasi tek yoldur” ifadelerini kullandı.
İspanya Başbakanı, çatışmaların binlerce can kaybına, evlerin, okulların ve hastanelerin yıkılmasına, Avrupa dahil birçok bölgede fiyat artışlarına ve milyarlarca avroluk kayba yol açtığını belirtti.
İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares de Hürmüz Boğazı’ndan serbest ve güvenli geçişin şart olduğunu, diyalog ve müzakerenin Lübnan dahil çözülmemiş sorunları çözebileceğini ifade etti.
ABD-İran mutabakatı bölgede savaşın durdurulması için önemli bir adım olarak görülürken, işgal rejimi İsrail’in açıklamaları sürecin önündeki en büyük tehdidin Siyonist rejim olduğunu gösteriyor.
İşgal rejimi, Lübnan’da ateşkesi ihlal ediyor, Gazze’de soykırımı sürdürüyor, Suriye’de işgal alanlarını koruyor ve İran’ı yeni saldırılarla tehdit ediyor.
Bu tablo, bölgede kalıcı barışın yalnızca ABD-İran mutabakatıyla değil, işgal rejimi İsrail’in saldırganlığının durdurulmasıyla mümkün olacağını ortaya koyuyor.