Somali’den tek taraflı bağımsızlığını ilan eden ve işgal rejimi İsrail tarafından tanınan Somaliland Bölgesi, işgal altındaki Kudüs’te sözde büyükelçilik açtı. Filistin, Hamas ve bölgedeki birçok taraf bu adımı uluslararası hukukun ihlali ve Kudüs’ün statüsünü hedef alan tehlikeli bir normalleşme hamlesi olarak nitelendirdi.
Eklenme: 16.06.2026 11:19 | Güncelleme: 16.06.2026 14:56Somali’nin ayrılmaz parçası olarak kabul edilen Somaliland Bölgesi, işgal rejimi İsrail ile ilişkilerinde tartışmalı bir adım daha attı. Somaliland Bölgesi Başkanı Abdirrahman Muhammed Abdullahi, işgal rejimi İsrail’e yaptığı ziyarette Kudüs’te sözde büyükelçilik açılışına katıldı.
İşgal rejimi İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, açılışı duyurarak bu adımı iki taraf arasındaki ilişkilerde “tarihi” olarak nitelendirdi. Ancak Filistin yönetimi ve Hamas, söz konusu hamlenin Kudüs’ün hukuki statüsüne açık saldırı olduğunu belirtti.
Açılışın arkasında ise daha önce kamuoyundan gizlenen bir temas sürecinin bulunduğu ortaya çıktı.
İsrail işgal topraklarına giden Somaliland Cumhurbaşkanı Cirro, Siyonist Cumhurbaşkanı Herzog ile kadeh tokuşturdu!
— Afroasya Today (@afroasyatoday) June 15, 2026
🗣️ Somaliland Cumhurbaşkanı Cirro:
⚫ Size, 6 milyon Somalilandlı Müslümanın selamlarını, teşekkürlerini ve takdirlerini iletmek üzere burada bulunuyorum. pic.twitter.com/D1HSH23daL
Somaliland Bölgesi, işgal altındaki Kudüs’te sözde büyükelçilik açtı. Açılışa Somaliland Bölgesi Başkanı Abdirrahman Muhammed Abdullahi ile işgal rejimi İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar katıldı.

Saar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Kudüs’te Somaliland’ın sözde büyükelçiliğinin açıldığını duyurdu. İşgal rejimi İsrail, bu adımı Somaliland ile kurduğu ilişkilerin yeni aşaması olarak sundu.
Somaliland, 1991 yılında Somali’den tek taraflı bağımsızlığını ilan etmiş ancak uluslararası toplum tarafından bağımsız bir devlet olarak tanınmamıştı. Somali ise Somaliland’ı ülkenin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor.
İşgal rejimi İsrail, Somaliland’ı bağımsız ve egemen bir yapı olarak tanıyan ilk ülke olmuştu. Bu karar, Somali’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik açık bir müdahale olarak değerlendirilmişti.
İşgal rejiminin bu hamlesi, Afrika Boynuzu’nda yeni bir jeopolitik denklem kurma girişimi olarak görülüyor. Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Babülmendep hattındaki stratejik konumu nedeniyle Somaliland, Siyonist rejimin bölgesel planlarında kritik bir noktaya yerleştiriliyor.

Somali hükümeti ise Somaliland’la ilgili uluslararası temas ve anlaşmaların yalnızca Mogadişu yönetiminin yetkisinde olduğunu vurguluyor.
Filistin Dışişleri Bakanlığı, Somaliland’ın işgal altındaki Kudüs’te sözde büyükelçilik açmasını uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendirerek kınadı.
Bakanlık açıklamasında, bu adımın işgal rejimi İsrail ile Somaliland yönetiminin, üzerinde hiçbir hukuki ya da siyasi hakka sahip olmadıkları bir toprak parçasındaki varlıklarını meşrulaştırma girişimi olduğu belirtildi.
Filistin tarafı, Kudüs’ün statüsünü, hukuki konumunu, coğrafi yapısını ve demografik özelliklerini değiştirmeye yönelik tüm diplomatik ve siyasi girişimlerin hükümsüz olduğunu vurguladı.
Filistin Dışişleri Bakanlığı, işgal altındaki Kudüs’te herhangi bir devlet veya oluşum tarafından diplomatik temsilcilik açılmasının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olduğunu belirtti.
Açıklamada, özellikle 476 ve 478 sayılı kararların işgal rejimi İsrail’in Kudüs’ün statüsünü değiştirmeye yönelik adımlarını geçersiz ve hukuka aykırı saydığı hatırlatıldı.
Filistin yönetimi, bu tür adımların işgal rejimi İsrail’in yerleşim, ilhak ve Yahudileştirme politikalarını teşvik ettiğini bildirdi.
Hamas, Somaliland Bölgesi Başkanı Abdullahi’nin işgal rejimi İsrail’e gerçekleştirdiği ziyareti ve Kudüs’te sözde büyükelçilik açma adımını şiddetle kınadı.
Hamas açıklamasında, işgal rejimi İsrail’in Filistin halkına karşı suç işlediği, Filistin, Suriye ve Lübnan topraklarını işgal ettiği, Kudüs’ü ve Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa’yı Yahudileştirmek için gece gündüz çalıştığı vurgulandı.
Açıklamada, ayrılıkçı bölge yönetiminin işgal altındaki Kudüs’te büyükelçilik açmasının siyasi bir hata olduğu ve Kudüs’e ilişkin tüm uluslararası norm ve yasaların ihlali anlamına geldiği belirtildi.
Hamas, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı’na çağrıda bulunarak Somaliland yönetiminin Filistin meselesine ilişkin ortak Arap ve İslam tutumunu bozma girişimlerine karşı harekete geçilmesini istedi.
Açıklamada, işgal rejimi İsrail’le normalleşme adımlarının yalnızca Filistin davasına zarar vermekle kalmadığı, aynı zamanda Kudüs’ün İslam dünyasındaki merkezi konumunu hedef aldığı ifade edildi.
Hamas, Kudüs’ün işgal altındaki bir şehir olduğunu ve hiçbir diplomatik adımın bu gerçeği değiştiremeyeceğini vurguladı.
Somaliland Bölgesi Başkanı Abdullahi, işgal rejimi İsrail ziyareti kapsamında Gazze kasabı Netanyahu ile de bir araya geldi.

Görüşmede işgal rejimi İsrail ile Somaliland arasında iş birliğini güçlendirmeye yönelik ortak bildiri imzalandı. Netanyahu, su, tarım, teknoloji, güvenlik ve farklı alanlarda iş birliği yapılacağını söyledi.
Siyonist rejim, Somaliland üzerinden Afrika Boynuzu’nda yeni nüfuz alanı açmaya çalışırken, bu iş birliklerini kalkınma ve teknoloji söylemiyle meşrulaştırmaya çalışıyor.
Abdullahi, işgal rejimi İsrail ziyareti sırasında İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile de görüştü.

Somaliland yönetimi, bu ziyareti diplomatik tanınma ve uluslararası meşruiyet arayışının parçası olarak sunarken, Filistin ve Somali tarafı bu hamleyi bölgesel istikrarı tehdit eden bir adım olarak değerlendiriyor.
Kudüs’te sözde büyükelçilik açılması ise ziyaretin en tartışmalı başlığı oldu.
Açılışın ardından dikkat çeken bir detay daha ortaya çıktı. İşgal rejimi İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Somaliland Bölgesi Başkanı Abdullahi’nin Ekim 2025’te gizlice İsrail’i ziyaret ettiğini açıkladı.
Saar, Batı Kudüs’teki Dışişleri Bakanlığı’nda Abdullahi ile daha önce gizli bir görüşme yaptıklarını belirtti. “Bu odadaki ikinci görüşmemiz. Geçen Ekim ayında burada gizlice bir araya gelmiştik” sözleri, Somaliland ile işgal rejimi İsrail arasındaki ilişkilerin kamuoyuna açıklanmadan önce gizli temaslarla ilerlediğini ortaya koydu.
Bu itiraf, Kudüs’teki sözde büyükelçilik adımının uzun süredir planlanan bir normalleşme sürecinin sonucu olduğunu gösterdi.
Filistin Dışişleri Bakanlığı, işgal rejimi İsrail’in Somaliland’ı tanımasını da reddederek Somali Federal Cumhuriyeti’nin egemenliği, birliği ve toprak bütünlüğüne destek verdiğini açıkladı.
Somali, Somaliland’ın bağımsızlık iddiasını kabul etmiyor ve bölgeyi ülkenin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor.
İşgal rejimi İsrail’in Somaliland’ı tanıması ve Kudüs’te sözde büyükelçilik açtırması, hem Filistin’in haklarını hem de Somali’nin toprak bütünlüğünü hedef alan iki yönlü bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Somaliland’ın Kudüs’te sözde büyükelçilik açma adımı daha önce birçok Arap ve İslam ülkesi tarafından da kınanmıştı.
Açıklamalarda, işgal altındaki Kudüs’te yeni bir diplomatik temsilcilik açılmasının uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler kararlarına ve Kudüs’ün tarihi statüsüne açık saldırı olduğu vurgulandı.
Arap ve İslam ülkeleri, Kudüs’ün 1967’den bu yana işgal altındaki Filistin toprağı olduğunu ve bu gerçeği değiştirmeye dönük tüm tek taraflı adımların yok hükmünde olduğunu belirtti.
Yemen’deki Husiler de Somaliland Bölgesi Başkanı Abdullahi’nin işgal rejimi İsrail ziyaretini kınadı.
Husilere bağlı yönetimin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, işgal rejimi İsrail’in Somali ve Afrika Boynuzu’ndaki planlarının takip edileceği belirtildi.

Açıklamada, Siyonist rejimin Somali ve Afrika Boynuzu’ndaki “sinsi planlarını” gerçekleştiremeyeceği ve bu planlara karşı teyakkuz halinde olunacağı ifade edildi.
Husiler, Hargeisa yönetiminin işgal rejimi İsrail’le yakınlaşmasının kendisine Arap ve İslam dünyasından uzaklaşmaktan başka bir sonuç getirmeyeceğini belirtti.
Açıklamada, Arap ülkelerinden Somaliland yönetiminin attığı adımlara karşı yalnızca kınama ile yetinmemeleri, somut bir tavır ortaya koymaları istendi.
Husiler, Somali, Afrika Boynuzu ve bölgenin tamamını hedef alan Siyonist projeye karşı Somali’nin yanında yer aldıklarını duyurdu.
İşgal rejimi İsrail’in Somaliland hamlesi, yalnızca diplomatik bir tanıma kararı olarak görülmüyor. Afrika Boynuzu, Kızıldeniz ve Aden Körfezi hattındaki stratejik konumu nedeniyle Siyonist rejim için askeri, ticari ve istihbari açıdan kritik önem taşıyor.
Somaliland’ın Berbera Limanı ve deniz yollarına yakınlığı, işgal rejimi İsrail’in bölgedeki çıkarları açısından dikkat çekiyor.
Bu nedenle Kudüs’te sözde büyükelçilik açılması, Filistin davasına karşı sembolik bir meydan okuma olduğu kadar, Afrika Boynuzu’nda yeni bir nüfuz planının parçası olarak da değerlendiriliyor.
İşgal rejimi İsrail, uzun süredir Kudüs’ün uluslararası statüsünü değiştirmek ve şehri fiilen kendi başkenti olarak dayatmak için farklı ülkeleri büyükelçiliklerini Kudüs’e taşımaya teşvik ediyor.
Somaliland’ın sözde büyükelçilik açması da bu politikanın yeni bir halkası olarak görülüyor. Siyonist rejim, uluslararası alanda sınırlı tanınmaya sahip bir bölge yönetimi üzerinden Kudüs’e ilişkin hukuksuz iddialarına destek üretmeye çalışıyor.
Filistin tarafı ise bu adımların Kudüs’ün gerçek statüsünü değiştirmeyeceğini ve şehrin işgal altındaki Filistin toprağı olmaya devam ettiğini vurguluyor.
Somaliland’ın işgal rejimi İsrail’le yakınlaşması, Filistin davasına destek veren çevrelerde büyük tepki topladı.
Gazze’de soykırımı sürdüren, Lübnan ve Suriye topraklarını hedef alan, Mescid-i Aksa’ya yönelik baskılarını artıran Siyonist rejimle aynı dönemde diplomatik ilişki geliştirilmesi, İslam dünyasında “Filistin’e ihanet” olarak değerlendirildi.
Kudüs’te sözde büyükelçilik açılması ise tepkinin merkezinde yer aldı.
Filistin yönetimi, Somaliland’ın veya başka herhangi bir oluşumun Kudüs’te temsilcilik açmasının şehrin uluslararası statüsünü değiştirmeyeceğini vurguladı.
Kudüs, Filistin halkının tarihi, dini ve siyasi haklarının merkezinde yer alıyor. Mescid-i Aksa’nın bulunduğu şehir, İslam dünyası için de vazgeçilmez bir kutsal emanet olarak kabul ediliyor.
İşgal rejimi İsrail’in tüm baskılarına, diplomatik oyunlarına ve normalleşme girişimlerine rağmen Kudüs’ün işgal gerçeği ortadan kalkmıyor.