İsrail işgal güçleri ve emniyet birimlerinde intihar vakaları, Gazze’ye yönelik saldırıların başladığı Ekim 2023’ten bu yana son 15 yılın en yüksek seviyesine çıktı. 2026’da 12 asker ve polisin intihar ettiği, yalnızca nisan ayında 6 vakanın yaşandığı belirtilirken, İsrail güvenlik yapısında derinleşen ruh sağlığı krizi dikkat çekiyor.
Eklenme: 29.04.2026 15:29İsrail işgal rejiminin Gazze’de yürüttüğü soykırım savaşı, yalnızca Filistin halkına karşı büyük bir yıkım üretmekle kalmadı, işgal güçleri içinde de ağır bir psikolojik çöküşe yol açtı. İsrail ordusu ve emniyet birimlerinde intihar vakaları, Ekim 2023’ten bu yana belirgin şekilde artarak son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
İsrail basınında yer alan bilgilere göre, Ekim 2023’ten önceki 10 yılda ordudaki yıllık ortalama intihar sayısı 12 olarak kaydedilmişti. Ancak Gazze saldırılarının başlamasının ardından intihar vakaları hızla arttı.
2023 yılında İsrail ordusu ve emniyetinde 17 intihar vakası yaşanırken, bunların 7’si yalnızca Ekim-Aralık döneminde gerçekleşti. 2024’te 21, 2025’te ise 22 asker ve polis intihar etti. 2026’da ise şu ana kadar 12 intihar vakası kayda geçerken, bunların 6’sının yalnızca nisan ayında yaşandığı bildirildi.
İsrail ordusu ve emniyetinde 2010 yılında 28, 2011 yılında ise 21 intihar vakası kayıtlara geçmişti. Ekim 2023 öncesindeki 10 yıllık dönemde ordudaki yıllık ortalama intihar sayısı 12 seviyesindeydi.
Ancak Gazze’ye yönelik saldırıların başlamasıyla birlikte bu tablo değişti. 2024 ve 2025 yıllarında vakaların son 15 yılın en yüksek seviyesine çıkması, İsrail işgal güçleri içinde derinleşen ruh sağlığı krizini gözler önüne serdi.
2026’da yalnızca nisan ayında 6 asker ve polisin intihar etmesi, krizin daha da büyüdüğünü gösterdi. Ruh sağlığı uzmanları, yılın aynı dönemlerinde bu ölçekte bir artışın daha önce görülmediğine dikkat çekiyor.

İsrail ordusundan adı açıklanmayan bir yetkili, intihar vakalarındaki artışa ilişkin dikkat çekici bir itirafta bulundu.
Yetkili, "Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılar başladığında durumun kontrol altında olduğunu sanıyorduk fakat bu durum kelimenin tam anlamıyla elimizde patladı" ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, İsrail ordusunun Gazze’de yürüttüğü savaşın kendi personeli üzerindeki psikolojik etkilerini öngöremediğini ve destek mekanizmalarının yetersiz kaldığını ortaya koydu.
İntihar vakalarındaki artışın temel nedenleri arasında, işgal askerlerinin Gazze’de tanık olduğu ağır yıkım, sivil katliamlar, uzun süreli çatışma ortamı ve travmatik görevler gösteriliyor.
Bazı askerlerin yakın çevrelerine "savaşın dehşetine artık dayanamadıklarını" söylediği, bu ifadelerin intihar eden kişilerle ilgili değerlendirmelerde öne çıktığı belirtiliyor.
Gazze’de çocukların, kadınların, hastanelerin, okulların, camilerin, kiliselerin, su tesislerinin ve yerleşim alanlarının hedef alındığı savaş, İsrail işgal güçleri içinde de psikolojik yıkımı büyüttü.

İsrail ordusunda intihar vakalarının artmasında, ruh sağlığı desteğinin daraltılmasının da etkili olduğu belirtiliyor.
İsrail ordusu, Şubat 2026’da yedek askerlerin terhis olmadan önce aldığı “psikolojik destek ve sivil hayata hazırlık” toplantılarını tamamen iptal etti.

İran ile yaşanan savaşın ardından savunma bütçesinin artırılmasıyla bu destek programlarının yeniden başlatıldığı duyuruldu. Ancak uygulamada bu hizmetlerin birçok birliğe ulaşmadığı bildirildi.
Özellikle kuzey sınırı ve işgal altındaki Batı Şeria gibi yoğun çatışma bölgelerinde görev yapan askerlerin, son haftalarda herhangi bir psikolog ya da uzmanla görüşmeden evlerine gönderildiği ifade ediliyor.
İsrail’de daha önce yayımlanan haberlerde de Gazze’de yürütülen savaşın ülke içinde büyük bir psikolojik çöküşe neden olduğu belirtilmişti.
İsrail toplumunda, aralarında çok sayıda askerin de bulunduğu milyonlarca kişinin psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğu, uyuşturucu bağımlılığı vakalarında ciddi artış yaşandığı ve ailelerin parçalandığı ifade edilmişti.
Bu tablo, Gazze’deki soykırımın yalnızca Filistin halkı üzerinde değil, işgal rejiminin kendi toplumu ve güvenlik yapısı üzerinde de yıkıcı sonuçlar oluşturduğunu gösteriyor.

İsrail işgal rejimi, Gazze’deki saldırılarını “güvenlik” gerekçesiyle savunmaya çalışsa da ortaya çıkan tablo, işgalci savaş makinesinin kendi içinde de derin bir kriz ürettiğini gösteriyor.
Artan intihar vakaları, ordudaki disiplin ve moral sorunları, psikolojik destek eksikliği ve travma birikimi, İsrail güvenlik aygıtının sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri oluşturuyor.
İşgal güçleri sahada Filistin halkına karşı büyük bir yıkım uygularken, aynı savaşın ruhsal yükü asker ve polislerin psikolojisinde ağır bir çöküşe dönüşüyor.
İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 72 binden fazla Filistinli şehit oldu, 172 binden fazla kişi yaralandı.
Gazze’de enkaz altında hâlâ binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor. Ateşkese rağmen işgal rejiminin saldırıları, abluka, açlık, susuzluk ve sağlık sisteminin çökertilmesiyle devam ediyor.
İsrail ordusu ve emniyetindeki intihar vakalarındaki artış, Gazze’de yürütülen soykırım savaşının işgal rejiminin kendi yapısını da içeriden sarstığını gösteren en çarpıcı göstergelerden biri olarak öne çıkıyor.