İşgal rejimi İsrail, Gazze Şeridi’nde ateşkes kapsamında oluşturulan “Sarı Hat”ın ötesine geçerek “Turuncu Hat” adıyla yeni bir fiili sınır oluşturdu. Gazze’nin yüzde 64’üne kadar uzanan işgal alanı, Filistinlileri deniz kıyısına sıkıştırırken, BM ve AB’den de Gazze’de herhangi bir toprak değişikliğine karşı açıklamalar geldi.
Eklenme: 07.05.2026 17:34Gazze’de ateşkesin üzerinden aylar geçmesine rağmen işgal rejimi İsrail, geri çekilmek yerine sahadaki askeri kontrolünü genişletmeye devam ediyor. Ekim 2025’teki ateşkes kapsamında Gazze Şeridi’nin yüzde 53’ünü işgal eden “Sarı Hat”ın ardından, şimdi de “Turuncu Hat” adı verilen yeni bir askeri sınır oluşturuldu.
Bu yeni hatla birlikte Gazze’de Filistinlilerin yaşayabildiği alan daha da daraltıldı. Filistinliler, deniz ile işgal güçlerinin oluşturduğu askeri hatlar arasında sıkışırken, İsrail’in Gazze’de kalıcı bir işgal düzeni kurmak istediğine dair endişeler güçlendi.
İşgal rejimi İsrail, Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes kapsamında Gazze Şeridi’nin yüzde 53’lük bölümünü işgal ederek “Sarı Hat” adı verilen bir sınır oluşturmuştu.
Ancak aradan geçen süreçte İsrail ordusu bu hattı sabit tutmak yerine batıya doğru ilerletti. Yardım kuruluşlarıyla paylaşılan yeni haritalarda, “Sarı Hat”tın ötesinde “Turuncu Hat” adı verilen yeni bir fiili askeri sınırın oluşturulduğu görüldü.
Bu durum, İsrail’in ateşkes hükümlerine uymak yerine Gazze’de işgal alanını genişlettiğini ve Filistinlileri daha küçük bir alana hapsetmeye çalıştığını ortaya koydu.
Yeni hatla birlikte Gazze Şeridi’nde işgal rejimi İsrail’in kontrol ettiği alanın yüzde 64’e kadar çıktığı belirtiliyor. Ekim 2025’te Gazze’nin yüzde 47’lik kısmına sıkıştırılan Filistinlilerin yaşam alanı, “Turuncu Hat” ile daha da daraltıldı.

Buna göre Filistinliler, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yüzde 36’lık bölümüne hapsedilmiş durumda. Bu alanın büyük bölümü ise yıkılmış binalar, çadır kampları, temel hizmetlerden mahrum bölgeler ve sürekli saldırı tehdidi altındaki yerleşimlerden oluşuyor.
Kudüs Uygulamalı Araştırma Enstitüsü Direktörü Tad Isaac, İsrail’in amacının mümkün olduğunca çok Filistinliyi en küçük alana sıkıştırmak olduğunu belirterek, Gazze’nin geri kalan kısmında yaşanabilirlik ve sürdürülebilirlik kalmadığını ifade etti.
İşgal rejiminin oluşturduğu “Turuncu Hat”, Gazze’yi adeta ince bir koridora dönüştürdü. Filistinliler batıda deniz, doğuda ise İsrail ordusunun askeri hatları arasında yaşam mücadelesi veriyor.

Gazze’deki sivil halk, hatların nerede başlayıp nerede bittiğini bilmeden günlük hayatını sürdürmeye çalışıyor. Bölge sakinleri için en büyük tehlike ise bu sınırların uyarı yapılmadan değiştirilebilmesi.
Gazze’deki Filistinli Sivil Toplum Kuruluşları Ağı Başkanı Emced eş-Şava, yeni kontrol hattının büyük bir kafa karışıklığına ve korkuya yol açtığını belirterek, “Bölge sakinleri hatların nerede başlayıp nerede bittiğini bilmiyor. Sınır bir gün bir noktadayken, ertesi gün hiçbir uyarı yapılmadan kaydırılıyor” dedi.
Birleşmiş Milletler, işgal rejimi İsrail’in Gazze’de “Sarı Hat”tın ötesinde yeni bir hat oluşturduğunu doğruladı. BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, insani yardım ekiplerine “Turuncu Hat” adı verilen yeni bir çizginin bildirildiğini açıkladı.

Dujarric, yardım ekiplerinin bu hattın ötesindeki hareketlerini İsrail ile önceden koordine etmelerinin istendiğini belirterek, bu talebin söz konusu bölgelerin güvensiz kabul edildiğine işaret ettiğini söyledi.
Dujarric, “Sarı Hat”tın barış sürecine göre Gazze sınırına doğru çekilmesi gerekirken, işgal alanını genişletecek şekilde ilerletilmesine ilişkin, “Hem kelimenin tam anlamıyla hem de mecazi olarak işlerin doğru yönde ilerlemediğinin bir işareti” değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa Birliği de işgal rejimi İsrail’in “Turuncu Hat” adımıyla Gazze’de yeni bir fiili sınır oluşturmasına tepki gösterdi.

AB Dış İlişkiler Sözcüsü Anouar Al Anouni, Gazze Şeridi’nde herhangi bir toprak değişikliğini reddettiklerini belirterek, “Geçmişte ‘Sarı Hat’ için ne söylediysek, ‘Turuncu Hat’ için de aynı şekilde geçerlidir. Bu çerçevede, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarıyla uyumlu olarak, Gazze Şeridi’nde herhangi bir toprak değişikliğini reddediyoruz” dedi.
Al Anouni, Gazze’nin Filistin Yönetimi altında Batı Şeria ile birleştirilmesinin önemine dikkat çekerek, İsrail’in Gazze’yi işgal veya ilhak etmemesi gerektiğini vurguladı.
Filistinliler, işgal rejiminin “Sarı Hat” ve “Turuncu Hat” uygulamalarıyla Gazze’de kalıcı yeni bir sınır çizmeye çalıştığını düşünüyor.
İsrail ordusu, ateşkesin ilk aşamasında belirlenen hatlardan kademeli olarak çekilmek ve ilerleyen süreçte Gazze’den tamamen çıkmak zorundaydı. Ancak sahadaki gelişmeler bunun tam tersini gösteriyor.

İşgal güçleri, sokak aralarına yerleştirdiği beton bloklarla “Sarı Hat”tı fiilen belirlemeye çalıştı. Zamanla bu hattı batıya doğru genişletti ve yeni askeri noktalar oluşturarak Filistinlilerin yaşam alanlarını daha da daralttı.
Han Yunus, Gazze kentindeki Zeytun Mahallesi ve Cibaliya çevresinde yaşayan çok sayıda Filistinli aile, işgal güçlerinin ilerleyişi ve saldırıları nedeniyle evlerini ve çadırlarını terk etmek zorunda kaldı.
İşgal rejimi İsrail, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkese rağmen “Sarı Hat” çevresinde Filistinlileri hedef almaya devam ediyor.
İsrail ordusu, Filistinlileri sık sık “Sarı Hat”tı geçmekle suçlayarak ateş açıyor, insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenliyor ve sivillerin yaşadığı bölgeleri baskı altında tutuyor.
Son günlerde Gazze’deki hastanelere yeni şehit ve yaralıların getirildiği bildirildi. Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025’ten bu yana İsrail saldırılarında yüzlerce Filistinli şehit oldu, binlercesi yaralandı.
Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlenen saldırılarda toplam şehit sayısının 72 bin 599’a, yaralı sayısının ise 172 bin 411’e yükseldiği bildirildi.
Soykırımcı İsrail, Gazze'de Yine Sivilleri Bombaladı!
— Afroasya Today (@afroasyatoday) May 6, 2026
⚫ İşgalci İsrail savaş uçakları, seyir halindeki sivil bir araca hava saldırısı düzenledi.
⚫ Çok sayıda şehit ve yaralı olduğu bildirildi. pic.twitter.com/B1rdJnpbAO
İşgal rejimi İsrail’in Gazze’deki askeri hatları genişletmesi, Filistinlileri Gazze’den sürme planlarına ilişkin endişeleri artırıyor.
İsrail hükümetindeki aşırı sağcı isimler, daha önce Filistinlilere Gazze’yi terk etmeleri yönünde açık çağrılarda bulunmuştu. Bu açıklamalar, sahadaki askeri ilerlemeyle birlikte değerlendirildiğinde, Gazze’de demografik yapıyı değiştirmeye yönelik bir planın adım adım uygulandığı yorumlarına neden oluyor.
İsrail’in “Sarı Hat”tın gerisinde kalan bölgelerde sivilleri zorla tahliye etmesi, ayakta kalan binaları yıkması ve bu bölgeleri askeri alanlara dönüştürmesi, Gazze’de kalıcı işgal düzeni kurma niyetini güçlendiren gelişmeler arasında gösteriliyor.

Gazze’de işgal alanının genişlemesi, zaten ağır olan insani krizi daha da derinleştiriyor. Filistinliler daha dar alanlarda, yetersiz gıda, temiz su, sağlık hizmeti ve barınma imkânlarıyla hayatta kalmaya çalışıyor.
AB, İsrail’e Gazze’ye büyük ölçekte ve engelsiz insani yardım girişine izin verme çağrısı yaptı. Ancak sahadaki askeri hatlar, yardım kuruluşlarının hareketini de kısıtlıyor.
İnsani yardım ekipleri, “Turuncu Hat” çevresinde hareket edebilmek için İsrail ordusuyla koordinasyon yapmak zorunda bırakılıyor. Bu durum, yardım faaliyetlerinin siyasi ve askeri denetim altına alınması anlamına gelirken, sivillerin ihtiyaç duyduğu yardıma erişimini de geciktiriyor.

İşgal rejimi İsrail’in Gazze’deki askeri hatları genişletmesi, sahada yeni bir saldırı hazırlığı yapıldığı yönündeki endişeleri güçlendiriyor.
“Sarı Hat”tın ardından oluşturulan “Turuncu Hat”, yalnızca bir güvenlik sınırı değil, Filistinlileri daha dar bir alana hapseden yeni bir işgal planı olarak değerlendiriliyor.

Ateşkesin tüm aşamalarıyla uygulanması için yürütülen diplomatik süreçten hâlâ somut bir sonuç alınamaması da İsrail’in sahadaki oldubittilerini kolaylaştırıyor.
Gazze’de yaşanan gelişmeler, işgal rejiminin ateşkesi kalıcı barış için değil, sahada yeni sınırlar çizmek ve Filistin halkını daha fazla kuşatmak için kullandığını gösteriyor. Filistinliler ise tüm baskılara rağmen Gazze’den sürülmeyi reddediyor ve topraklarında kalma iradesini sürdürüyor.