News-1

Gündem

Pakistan: İran'ın Son Teklifini ABD'ye İlettik

Pakistanlı kaynaklar, İran’ın savaşı sona erdirmek amacıyla hazırladığı revize edilmiş teklifin İslamabad üzerinden ABD’ye iletildiğini duyurdu. Tahran, görüşmelerin Pakistan arabuluculuğunda sürdüğünü açıklarken, İranlı yetkililer asıl önceliğin nükleer dosya değil, savaşın durdurulması olduğunu vurguladı.

Eklenme: 18.05.2026 14:52
Bu Haberi
Paylaş

İran ile ABD arasında savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik temaslarda Pakistan yeniden kritik arabulucu rolü üstlendi. Pakistanlı bir kaynak, İran’ın çatışmaları bitirmek amacıyla hazırladığı revize edilmiş teklifin İslamabad üzerinden ABD’ye iletildiğini bildirdi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de Pakistan arabuluculuğunda görüşmelerin sürdüğünü doğruladı. Tahran yönetimi, bu aşamada nükleer başlıkların değil, öncelikle savaşın sona erdirilmesinin gündemde olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi ile Tahran’da yaptıkları görüşmelerde ateşkes sürecini, bölgesel güvenliği ve ABD-İsrail saldırganlığını ele aldı.

PAKİSTAN İRAN’IN TEKLİFİNİ ABD’YE İLETTİ

Pakistanlı bir kaynak, İran’ın savaşı sona erdirmek amacıyla hazırladığı son revize teklifin Pakistan üzerinden ABD’ye iletildiğini açıkladı. Söz konusu teklifin, Tahran ile Washington arasındaki diplomatik çıkmazı aşmaya yönelik yeni bir girişim olduğu belirtildi.

Pakistan’ın arabuluculuğu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından daha kritik hale geldi. İslamabad yönetimi, taraflar arasında iletişim kanallarını açık tutmaya çalışırken, bölgede daha büyük bir savaşın önüne geçilmesi için diplomatik temaslarını sürdürüyor.

Kaynaklara göre İran’ın teklifi, savaşın durdurulması ve bölgesel gerilimin düşürülmesi üzerine yoğunlaşıyor. Ancak taraflar arasındaki güven eksikliği ve ABD’nin dayatmacı yaklaşımı müzakereleri zorlaştırıyor.

“FAZLA VAKTİMİZ KALMADI” UYARISI

Pakistanlı kaynak, sürecin oldukça hassas bir aşamaya geldiğini belirterek zamanın daraldığı uyarısında bulundu.

Kaynak, “Fazla vaktimiz kalmadı. Her iki taraf da sürekli olarak kale direklerinin yerini değiştiriyor ve hedefleri farklı noktalara çekiyor” ifadelerini kullandı.

Bu açıklama, müzakerelerde şartların sürekli değiştiğini ve diplomatik zeminin kırılganlığını koruduğunu gösteriyor. ABD’nin İran’a yönelik tehdit dilini sürdürmesi, sürecin daha da zorlaşmasına neden oluyor.

TRUMP’TAN İRAN’A TEHDİT

ABD Başkanı Donald Trump, İran’la yürütülen temasların sürdüğü bir dönemde Tahran’a yönelik tehditlerini artırdı.

Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İran için zamanın daraldığını belirterek, “İran için zaman daralıyor, çok hızlı hareket etmeleri gerekiyor yoksa onlardan geriye hiçbir şey kalmayacak. Zaman çok önemli” ifadelerini kullandı.

Trump’ın açıklaması, Washington’un müzakere masasında da askeri tehdit ve baskı politikasından vazgeçmediğini gösterdi. ABD yönetimi bir yandan arabuluculuk kanalları üzerinden teklifleri değerlendirirken, diğer yandan İran’a karşı yıkıcı sonuçlarla tehdit dilini sürdürüyor.

İRAN: PAKİSTAN ARABULUCULUĞUNDA GÖRÜŞMELER SÜRÜYOR

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, başkent Tahran’da düzenlediği basın toplantısında ABD ile yürütülen temaslara ilişkin açıklamalarda bulundu.

Bekayi, medya üzerinden müzakere yürütmeyeceklerini vurgulayarak, “Karşı taraftan iletilen teklif incelendi ve karşılık olarak bizim görüşlerimiz de ABD tarafına sunuldu. Dolayısıyla Pakistan arabuluculuğunda görüşmeler devam etmektedir. Şu an için nükleer meselelere ilişkin ayrıntıları müzakere etmiş değiliz, bu aşamada bütün odak savaşın sona erdirilmesine yöneliktir” dedi.

Bu açıklama, İran’ın müzakerelerde önceliği savaşın durdurulmasına verdiğini gösterdi. Tahran yönetimi, nükleer dosyanın ABD baskısı altında değil, savaş sona erdikten sonra ayrı bir çerçevede ele alınması gerektiği mesajını veriyor.

İRAN NÜKLEER HAKLARINDAN VAZGEÇMEYECEK

Bekayi, İran’ın uranyum zenginleştirme hakkının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması ile tanındığını belirterek bu hakkın hâlâ mevcut olduğunu söyledi.

Tahran yönetimi, nükleer faaliyetlerinin uluslararası hukuk çerçevesinde sürdüğünü savunuyor. İran, ABD’nin ekonomik yaptırım, askeri tehdit ve diplomatik baskılarla ülkeyi teslim almaya çalıştığını belirtiyor.

Bekayi, İran’ın ekonomik baskı ve tehditlerle çıkarlarından vazgeçmeyeceğini vurguladı. ABD’nin olası bir saldırıya karşı İran’ın nasıl cevap vereceğini bildiğini söyleyen Bekayi, Tahran’ın caydırıcılık mesajını yineledi.

HÜRMÜZ BOĞAZI İÇİN UMMAN İLE TEMAS

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, Hürmüz Boğazı’na ilişkin de dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Bekayi, “Hürmüz Boğazı ile ilgili bir mekanizma oluşturmak için Umman ile iletişim halindeyiz. Geçtiğimiz hafta teknik heyetler de görüşme gerçekleştirdi. Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliği için çok çaba gösterdik. Boğazdan geçiş ücreti alınmasının hukuki ve mantıki temelleri var. Hürmüz Boğazı meselesini sadece ekonomik boyuta indirgemek meseleyi basitleştirmek ve asıl odak noktasından uzaklaştırmaktır” ifadelerini kullandı.

İran, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin bölge dışı güçlerin askeri müdahalesiyle değil, bölge ülkeleri tarafından sağlanması gerektiğini savunuyor. ABD’nin boğaz çevresindeki askeri varlığı ise Tahran tarafından deniz ticaretini tehdit eden ana unsur olarak görülüyor.

“DENİZLERDEKİ GÜVENSİZLİĞİN KAYNAĞI ABD’DİR”

Bekayi, denizlerdeki güvensizliğin ABD politikalarından kaynaklandığını söyledi.

İranlı sözcü, “Rusya ve Çin denizlerdeki güvensizliğin ve deniz ticaretine yönelik tehdidin ABD kaynaklı olduğunu biliyor. Deniz ticaretinin serbestiyeti konusunda Çin ile aynı fikirdeyiz. Korsanlıkla deniz ticaretinde sorun çıkaran ABD’dir” dedi.

Bu açıklama, İran’ın Hürmüz Boğazı ve deniz ticareti konusundaki yaklaşımını doğrudan ABD karşıtı bir zemine oturttuğunu gösteriyor. Tahran, Washington’un bölgede güvenlik değil istikrarsızlık ürettiğini savunuyor.

PEZEŞKİYAN PAKİSTAN İÇİŞLERİ BAKANI İLE GÖRÜŞTÜ

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi ile Tahran’da 90 dakika süren bir görüşme gerçekleştirdi.

Görüşmede ateşkes süreci ve Pakistan’ın arabuluculuk çabaları ele alındı. Pezeşkiyan, Pakistan’ın barış sürecinde ortaya koyduğu çabaya atıf yaparak diplomatik girişimlerin savaşın sona ermesine katkı sağlaması temennisinde bulundu.

Pezeşkiyan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile suikastlarının kabul edilemez olduğunu belirtti. İran Cumhurbaşkanı, asıl hedefin ülkede istikrarsızlık oluşturarak yönetimi devirmek olduğunu, ancak İran halkının kararlı duruşu nedeniyle bu hedefe ulaşılamadığını söyledi.

İRAN’DAN KOMŞU ÜLKELERE TEŞEKKÜR

Pezeşkiyan, ABD ve İsrail’in çeşitli ayrılıkçı grupları silahlandırarak İran içinde güvensizlik oluşturmak istediğini ifade etti.

İran Cumhurbaşkanı, Afganistan, Pakistan ve Irak’ın topraklarını İran’a yönelik saldırılar için kullandırmadığını vurgulayarak bu ülkelere teşekkür etti.

Bu açıklama, İran’ın komşu Müslüman ülkelerle ilişkilerini güçlendirme arayışını yansıtıyor. Tahran yönetimi, bölge dışı güçlerin saldırılarına karşı İslam ülkelerinin daha fazla dayanışma içinde hareket etmesi gerektiğini belirtiyor.

İSLAM ÜLKELERİNE BİRLİK ÇAĞRISI

Pezeşkiyan, İran ile Pakistan arasındaki ticaret hacminin artırılması için önemli fırsatlar bulunduğunu söyledi.

İran Cumhurbaşkanı, İslam ülkelerinin özellikle bölge dışından gelen saldırılara karşı birlik içinde hareket etmesinin önemine dikkat çekti.

Nakvi ise Pakistan’ın ateşkes sürecindeki rolüne işaret ederek İran ile her zaman yakın ilişki içinde olduklarını vurguladı. Görüşmede İran İçişleri Bakanı İskender Mümini ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de hazır bulundu.

KALİBAF: ABD’NİN VARLIĞI GÜVENSİZLİK ÜRETİYOR

Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ile görüşmesinin ardından İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile de bir araya geldi.

Görüşmede ateşkes süreci ve iki ülke ilişkileri ele alındı. Kalibaf, bölgede bazı ülkelerin ABD’nin varlığının güvenlik sağlayacağına inandığını ancak son olayların bunun tam tersini gösterdiğini belirtti.

Kalibaf, “Son olaylar, ABD’nin bölgedeki varlığının güvensizliğe neden olduğunu gösterdi” dedi.

İran Meclis Başkanı, Pakistan’a savaş sırasında gösterdiği iş birliğinden dolayı teşekkür ederek iki ülke arasındaki ilişkilerin daha fazla geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

BÖLGESEL GÜVENLİK BÖLGE ÜLKELERİYLE SAĞLANABİLİR

Kalibaf, bölgede oluşan ABD kaynaklı güvensizliğin yine bölge ülkeleri arasındaki iş birliğiyle ortadan kalkacağını savundu.

Bu yaklaşım, İran’ın ABD ve İsrail merkezli güvenlik mimarisine karşı bölgesel dayanışma modelini öne çıkardığını gösteriyor. Tahran’a göre Washington’un askeri varlığı, savaşları ve yaptırımları bölgede istikrar sağlamıyor; aksine güvensizlik, çatışma ve ekonomik kriz üretiyor.

Pakistan İçişleri Bakanı Nakvi ise ülkesinin müzakerelerden sonuç alınmasını temenni ettiğini belirtti. Nakvi, savaş sürecinin iki ülke halkını daha fazla yakınlaştırdığını söyledi.

ABD-İSRAİL BASKISINA KARŞI DİPLOMASİ ARAYIŞI

İran’ın revize teklifinin Pakistan üzerinden ABD’ye iletilmesi, bölgede savaşın diplomatik yollarla sona erdirilmesi için hâlâ bir kanal bulunduğunu gösteriyor.

Ancak ABD’nin tehdit dili, İsrail’in saldırgan tutumu ve Washington’un İran’dan tek taraflı taviz beklentisi süreci zorlaştırıyor. İran ise savaşın sona erdirilmesini önceleyen, nükleer başlıkları sonraki aşamaya bırakan bir yaklaşımı savunuyor.

Pakistan’ın arabuluculuğu, Müslüman ülkeler arasında diplomatik çözüm üretme kapasitesinin önemli bir örneği olarak öne çıkıyor. Tahran-İslamabad hattındaki temaslar, bölge dışı güçlerin yıkıcı müdahalelerine karşı bölgesel diplomasinin güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

İRAN TESLİMİYETİ DEĞİL SAVAŞIN BİTMESİNİ İSTİYOR

İran’ın son teklifi, Tahran’ın ABD’nin dayatmalarını kabul etmek yerine savaşın sona erdirilmesini merkeze alan bir diplomatik zemin aradığını ortaya koyuyor.

Tahran yönetimi, ekonomik baskı, askeri tehdit ve İsrail destekli saldırılar karşısında geri adım atmayacağını vurgularken; savaşın bölge halklarına zarar verdiğini, çözümün ise dış müdahalede değil, adil ve karşılıklı saygıya dayalı müzakerelerde olduğunu savunuyor.

Pakistan’ın arabuluculuk rolü, İslam ülkelerinin bölgesel krizlerde daha etkin rol üstlenebileceğini gösterirken, ABD ve İsrail’in saldırgan politikaları bölgeyi daha büyük bir felaketin eşiğine sürüklemeye devam ediyor.