İngiltere, Hürmüz Boğazı’na savaş gemisi, Typhoon jetleri, mayın temizleme dronları ve dron savar sistemleri göndereceğini açıkladı. İran ise bölge dışı güçlerin askeri varlığının krizi tırmandıracağını belirterek, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin İran tarafından sağlandığını vurguladı.
Eklenme: 13.05.2026 14:09 | Güncelleme: 13.05.2026 14:11İngiltere, Hürmüz Boğazı’nda “seyrüsefer güvenliği” gerekçesiyle bölgeye ek askeri unsurlar gönderme kararı aldı.
Londra yönetimi, Doğu Akdeniz’de bulunan HMS Dragon savaş gemisinin bölgeye yönlendirildiğini, buna ek olarak Eurofighter Typhoon savaş uçakları, mayın temizleme dronları, dron savar sistemleri ve uzman personelin de görevlendirileceğini açıkladı. İngiltere ve Fransa öncülüğünde planlanan misyonun savunma amaçlı olduğu ileri sürülse de İran, bölge dışı ülkelerin Hürmüz Boğazı’na savaş gemisi göndermesinin gerilimi tırmandıracağı uyarısında bulundu.

Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı’nın bölge dışı güçlerin askeri hesaplarına açık bir alan olmadığını ve güvenliğin İran tarafından sağlandığını bildirdi.
İngiltere Savunma Bakanlığı, Hürmüz Boğazı’nda güvenliği sağlama iddiasıyla bölgeye yeni askeri unsurlar sevk edeceğini duyurdu. Açıklamada, İngiltere ve Fransa’nın öncülüğünde 40’tan fazla ülkenin katılımıyla yapılan çevrim içi toplantıda Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin ele alındığı belirtildi.
Londra yönetimi, Doğu Akdeniz’deki HMS Dragon savaş gemisinin bölgeye yönlendirildiğini, bu gemiye ek olarak Typhoon savaş uçakları, mayın temizleme dronları, dron savar sistemleri ve mayın temizleme uzmanlarının da görevlendirileceğini açıkladı.

İngiltere, bu adımı ticari gemi taşımacılığını koruma ve müttefiklerini savunma gerekçesiyle duyursa da bölge ülkeleri açısından bu hamle, Hürmüz Boğazı’nın daha fazla askerileştirilmesi anlamına geliyor.
İngiltere Savunma Bakanı John Healey, mayın temizleme ve dron savar sistemleri için 115 milyon sterlinlik yeni fon ayrılacağını açıkladı.
Healey, “İngiltere, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamada öncü bir rol oynuyor. Bugün de bölgedeki çıkarlarımızı korumak için son teknolojiyi kullanarak bunu gösteriyoruz” ifadelerini kullandı.

Londra yönetimi, bu fonun ticari gemi taşımacılığını güçlendireceğini ve bölgedeki krizin İngiltere üzerindeki etkisini azaltacağını savunuyor. Ancak İran ve bölgedeki birçok gözlemci, Batılı ülkelerin “güvenlik” söylemiyle askeri varlığını artırmasının krizi yatıştırmak yerine daha da büyüteceğini belirtiyor.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, İngiltere ve Fransa’nın Hürmüz Boğazı’na savaş gemisi gönderme hazırlığına sert tepki gösterdi.
Garibabadi, bölge dışı ülkelerin Hürmüz Boğazı’nı koruma iddiasıyla bölgeye savaş gemisi göndermesinin krizi tırmandıracağını ve bölgenin askerileşmesine yol açacağını belirtti.

İranlı yetkili, “Hürmüz Boğazı’nın güvenliği yalnızca İran tarafından sağlanmaktadır” açıklamasında bulundu.
Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı’nın bölge dışı ülkelerin ortak malı olmadığını vurgulayarak, İran Silahlı Kuvvetleri’nin boğazda savaş gemisi bulundurma girişimlerine karşılık vereceği uyarısında bulundu.
İran, İngiltere ve Fransa’nın askeri adımlarını bölgeyi istikrarsızlaştıran yeni bir hamle olarak değerlendiriyor. Tahran’a göre Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, bölge ülkeleri tarafından sağlanmalı ve Batılı ülkelerin savaş gemileriyle bölgeye müdahalesine izin verilmemeli.
İngiltere’nin halihazırda bölgede 1000’in üzerinde askeri personeli bulunuyor. İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından Londra yönetimi bölgeye ek savaş uçakları, dron savar helikopterler, gözlem helikopterleri, hava savunma sistemleri ve askeri uzmanlar göndermişti.
Bu tablo, İngiltere’nin Hürmüz Boğazı’ndaki yeni hamlesinin tek başına deniz güvenliği meselesi olmadığını, İran’a karşı kurulan Batı merkezli askeri baskı zincirinin bir parçası olduğunu gösteriyor.
Fransa ve İngiltere, Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere eskortluk edecek savunma amaçlı bir misyon kuracaklarını açıklamıştı. Planlanan misyonun, bölgede şartlar oluştuğunda devreye sokulacağı belirtiliyor.
Batılı ülkeler bu misyonu ticari gemilerin güvenliği için gerekli bir adım olarak sunsa da İran, bu hazırlığı bölge dışı güçlerin Hürmüz Boğazı üzerindeki nüfuz arayışı olarak değerlendiriyor.
Tahran’ın sert uyarıları, İngiltere ve Fransa’nın askeri varlığının sahada yeni gerilimlere yol açabileceğini gösteriyor.

İran’ın İngiltere ve Fransa’ya verdiği mesaj, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği konusunda geri adım atılmayacağını ortaya koydu. Tahran yönetimi, bölgenin güvenliğinin dış müdahalelerle değil, bölge ülkelerinin sorumluluğuyla sağlanabileceğini savunuyor.
İngiltere’nin savaş gemisi, savaş uçağı ve dron sistemleriyle bölgeye yönelmesi, Hürmüz Boğazı’nı daha kırılgan bir askeri alana dönüştürme riski taşıyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik baskı politikasıyla birlikte değerlendirildiğinde, Londra’nın bu adımı bölgede yeni bir tırmanma ihtimalini güçlendiriyor.
Müslüman coğrafyanın enerji hatları ve stratejik geçiş noktaları üzerinde Batılı güçlerin askeri baskısını artırması, bölge halklarının güvenliği ve egemenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturmaya devam ediyor.