Çin, ABD’nin Hürmüz hattında başlattığı abluka ve bölgedeki askeri tırmanış karşısında en net uyarılarından birini yaptı. Pekin, Hürmüz Boğazı’ndan istikrarlı, güvenli ve engelsiz geçişin uluslararası toplumun ortak çıkarı olduğunu vurgularken, krizin çözüm yolunun yeni askeri baskılar değil ateşkes ve diplomatik süreç olduğunu bildirdi. Çin’in sert tonu, İran’la enerji ilişkileri ve Hürmüz’e bağlı tedarik güvenliği nedeniyle yalnızca siyasi değil ekonomik bir alarm niteliği de taşıyor.
Eklenme: 14.04.2026 10:11 | Güncelleme: 14.04.2026 12:23Hürmüz Boğazı çevresinde gerilim tırmanırken Çin, Washington’a dolaylı ama sert bir mesaj verdi. Pekin yönetimi, boğazdaki abluka ve deniz trafiğine yönelik baskının küresel çıkarlarla bağdaşmadığını duyurdu. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, geçici ateşkes düzenlemelerine uyulması, tarafların yeniden çatışmaya dönmemesi ve siyasi-diplomatik çözüm için gerekli şartların korunması çağrısında bulundu. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi de Hürmüz Boğazı’na yönelik ablukanın uluslararası toplumun ortak çıkarına hizmet etmediğini belirtti.
Çin’in açıklamaları, ABD’nin İran limanlarına giren ve çıkan deniz trafiğini hedef alan abluka kararının ardından geldi. Washington bu adımı güvenlik gerekçesiyle savunurken, Pekin bunun bölgesel gerilimi daha da büyüteceği görüşünde. Çin tarafı, Hürmüz’de serbest ve güvenli geçişin korunmasının yalnızca bölge ülkeleri için değil, küresel mal ve enerji akışı açısından da kritik önemde olduğunu vurguladı. Aynı açıklamalarda, İran’a silah sağlandığı yönündeki suçlamalar da “asılsız karalama” olarak nitelendirildi.
Pekin’in sert çıkışının arkasında doğrudan enerji güvenliği hesabı bulunuyor. 2025 verilerine göre Çin’in ham petrol, rafine ürün, LNG ve LPG ithalatının yaklaşık yüzde 49,4’ü Orta Doğu’dan geldi. Sadece ham petrolde ise bu oran yaklaşık yüzde 52 seviyesinde gerçekleşti. Bu nedenle Hürmüz hattındaki her yeni kesinti, Çin için yalnızca dış politika başlığı değil, sanayi üretiminden rafineri akışına kadar uzanan stratejik bir risk anlamına geliyor. Üstelik savaşın ardından Orta Doğu’nun Çin’in petrol ithalatındaki payı sert biçimde düşerken, Pekin alternatif kaynaklara yönelse de açığı tamamen kapatmakta zorlanıyor.
Sahadaki veriler de Çin’in Hürmüz’den tamamen çekilmediğini gösteriyor. Abluka başladıktan sonra ABD yaptırımı altındaki Çin bağlantılı Rich Starry isimli tanker, boğazı geçerek Körfez’den çıkmayı başardı.

Geminin Çinli mürettebat taşıdığı ve yük hareketlerinin uluslararası izleme verilerinde doğrulandığı bildirildi. Bu gelişme, Pekin’in yalnızca diplomatik düzeyde değil, fiili deniz ticareti açısından da Hürmüz hattını terk etmeye niyetli olmadığını ortaya koydu.
ABD’nin uygulamayı Umman Körfezi ve Arap Denizi’ne kadar genişleten çerçevesi, denizcilik sektöründe ciddi belirsizlik oluşturdu. Ablukanın devreye girdiği ilk saatlerde bazı tankerler rota değiştirirken, uluslararası denizcilik çevreleri Körfez’de yaklaşık 1.600 gemi ile 20 bin civarında denizcinin sıkıştığını bildirdi. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ve gaz arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bir hat olduğu için, burada yaşanan her aksama küresel fiyatları ve tedarik zincirini doğrudan sarsıyor. Çin’in “engelsiz geçiş” vurgusu da tam olarak bu yüzden yalnızca bir diplomatik temenni değil, küresel ekonomi adına yapılan stratejik bir uyarı olarak öne çıkıyor.
Pekin, İslamabad’da yürütülen temasların sonuçsuz kalmasına rağmen diplomasi kapısının kapanmaması gerektiğini savunuyor. Çin yönetimi, tarafların sükunetle hareket etmesini, geçici ateşkes düzenlemelerine bağlı kalmasını ve yeni bir askeri tırmanış yerine siyasi çözüm arayışını sürdürmesini istiyor. Bu yaklaşım, Çin’in hem İran’la enerji bağlarını koruma hem de küresel tedarik zincirinde daha büyük bir şok yaşanmasını önleme hedefini aynı anda yansıtıyor. Hürmüz’de yaşanan her yeni gerilim, Pekin’in ABD’ye yönelik uyarılarının tonunu daha da yükseltmeye aday görünüyor.