ABD Başkanı Donald Trump tarafından kurulan Gazze Barış Kurulu, BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu ilk raporda ateşkesin ikinci aşamasına geçilmesinin önündeki “başlıca engelin” Hamas olduğunu savundu. Raporda Hamas’ın silahsızlandırılması talep edilirken, İsrail’in Gazze’nin büyük bölümündeki askeri varlığı ve neredeyse her gün yaşanan ateşkes ihlalleri de sürecin tıkandığını gösterdi.
Eklenme: 22.05.2026 15:19ABD öncülüğünde kurulan Gazze Barış Kurulu, BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu ilk raporda Gazze’de ateşkesin ikinci aşamasına geçilmesinin önündeki “başlıca engelin” Hamas olduğunu ileri sürdü.
Kurulun Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov tarafından sunulan raporda, Hamas’ın silahsızlandırmayı kabul etmemesi ve Gazze’de sivil geçiş sürecine izin vermemesi temel sorun olarak gösterildi. Ancak aynı raporda ateşkes ihlallerinin neredeyse her gün yaşandığı, sivillerin öldüğü, insani erişimin engellendiği ve İsrail’in Gazze’nin önemli bir bölümünde askeri varlığını sürdürdüğü de kabul edildi. Bu durum, ABD merkezli sürecin İsrail’in işgal ve kuşatma politikalarını yeterince sorgulamadığı eleştirilerini güçlendirdi.
ABD Başkanı Donald Trump tarafından oluşturulan Gazze Barış Kurulu, BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu ilk kapsamlı raporda sürecin tıkanmasından Hamas’ı sorumlu tuttu.
Raporda, “Bu aşamada tam uygulamanın önündeki başlıca engel, Hamas’ın silahsızlandırmayı kabul etmeyi, zorlayıcı kontrolünden vazgeçmeyi ve Gazze’de gerçek bir sivil geçişe izin vermeyi reddetmesidir” ifadeleri yer aldı.
Kurul, ateşkesin ikinci aşamasına geçilebilmesi için Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze’de yeni bir sivil geçiş yönetiminin kurulması ve uluslararası denetimli bir güvenlik mekanizmasının devreye alınması gerektiğini savundu.

Washington, ocak ayında Gazze planının ikinci aşamasına geçildiğini duyurmuştu. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, İsrail güçlerinin kademeli şekilde çekilmesini ve Gazze’de uluslararası bir gücün konuşlandırılmasını içeriyor.
Ancak ikinci aşamaya geçiş haftalardır tıkanmış durumda. İsrail’in sahadaki askeri varlığını sürdürmesi, Gazze’de insani yardımların kısıtlı kalması, ateşkes ihlallerinin devam etmesi ve taraflar arasındaki güven eksikliği süreci çıkmaza sürüklüyor.
Barış Kurulu ise raporunda, “Bir sonraki adımların atılması için kurumlar, kaynaklar ve planlar hazır. Bu sonraki adımların niteliği ve sıralaması, tarafların şimdi alacağı kararlarla şekillenecek” değerlendirmesinde bulundu.
Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov, raporu BM Güvenlik Konseyi’ne sundu. Mladenov, Güvenlik Konseyi üyelerine Hamas ve diğer Filistinli gruplar üzerinde baskı kurulması çağrısı yaptı.
Mladenov, Gazze’deki mevcut bölünmüşlüğün kalıcı hale gelmesi halinde milyonlarca Filistinlinin yerinden edilmiş bir hayat sürmeye mahkûm olabileceği uyarısında bulundu.
Aynı değerlendirmelerde, Gazze’nin yeniden inşası için uluslararası finansmanın sahadaki çatışmaların durmasına ve güvenlik düzenlemelerinin uygulanmasına bağlı olduğu belirtildi.

Barış Kurulu’nun raporunda Hamas’a yönelik suçlamalar öne çıkarılırken, İsrail’in ateşkes ihlalleri de tamamen yok sayılamadı.
Raporda, ateşkes ihlallerinin neredeyse her gün yaşandığı, bazı ihlallerin ciddi olduğu, sivillerin öldürülmeye devam ettiği, ailelerin korku içinde yaşadığı ve insani erişimin engellenmesinin sürdüğü kaydedildi.
Ancak raporun ana odağının Hamas’ın silahsızlandırılması olması, İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü askeri kontrolü, abluka politikasını ve sivillere yönelik ihlallerini ikinci plana itti. Bu yaklaşım, ABD destekli kurulun tarafsızlığına ilişkin soru işaretlerini artırdı.
Gazze’de ateşkes süreci devam ediyor görünse de sahada işgal rejiminin askeri varlığı belirleyici olmaya devam ediyor. İsrail güçlerinin Gazze’nin yaklaşık yüzde 60’ında varlığını sürdürdüğü, milyonlarca Filistinlinin ise dar ve yetersiz alanlara sıkıştırıldığı bildiriliyor.
Bu tablo, ateşkesin yalnızca kâğıt üzerinde ilerlediğini, Gazze halkının ise fiilen kuşatma, yıkım ve zorunlu yerinden edilme koşulları altında yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.
İsrail’in Gazze’deki askeri kontrolünün sürmesi, ikinci aşamaya geçişin önündeki en önemli engellerden biri olarak görülürken, ABD öncülüğündeki raporun bu gerçeği yeterince öne çıkarmaması dikkat çekti.

Hamas, Barış Kurulu’nun raporunu reddetti. Hareket, raporun gerçekleri çarpıttığını ve İsrail’in Gazze’deki ihlallerini meşrulaştırdığını savundu.
Hamas’a göre silahsızlanma talebi, İsrail’in işgali, ablukası ve saldırıları devam ederken Filistin halkını savunmasız bırakmayı amaçlıyor. Hareket, İsrail’in ateşkes şartlarını yerine getirmediğini, Gazze’den çekilmediğini ve insani yardımları engellemeyi sürdürdüğünü belirtiyor.
Filistin tarafı, gerçek bir barış süreci için öncelikle İsrail’in saldırılarını durdurması, Gazze’den çekilmesi, ablukayı kaldırması ve Filistin halkının meşru haklarının tanınması gerektiğini vurguluyor.
Gazze Barış Kurulu’nun raporu, ABD’nin Gazze yaklaşımının merkezinde İsrail’in güvenlik taleplerinin bulunduğunu bir kez daha gösterdi.
Plan, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve uluslararası bir güvenlik gücünün konuşlandırılmasını öne çıkarırken, Gazze’de yaşanan yıkımın sorumluluğu, İsrail’in bombardımanları, zorla yerinden etme politikası ve yardım engellemeleri yeterince merkeze alınmıyor.
ABD, Gazze’de barıştan söz ederken İsrail’e verdiği askeri, siyasi ve diplomatik desteği sürdürüyor. Bu çelişki, Washington’un Gazze konusunda güvenilir bir arabulucu olup olmadığı tartışmasını daha da derinleştiriyor.

Raporda da kabul edildiği üzere Gazze’de insani erişim hâlâ ciddi şekilde engelleniyor. Siviller gıda, temiz su, ilaç, yakıt ve barınma imkânlarına erişimde ağır zorluklar yaşıyor.
Ateşkese rağmen Gazze’de aileler korku içinde yaşamaya devam ediyor. Yerinden edilen Filistinliler, yıkılmış şehirlerin arasında çadırlarda ve geçici barınma alanlarında hayatta kalmaya çalışıyor.
Uluslararası toplumun vaat ettiği yeniden inşa ve yardım süreci ise sahadaki güvenlik gerekçeleri, İsrail’in kısıtlamaları ve siyasi belirsizlikler nedeniyle istenen hızda ilerlemiyor.
ABD öncülüğündeki Gazze Barış Kurulu, Filistin kamuoyunda ve bölgedeki birçok çevrede Gazze üzerinde yeni bir vesayet mekanizması kurulmak istendiği endişesine yol açıyor.
Kurulun Hamas’ı temel engel olarak gösteren dili, İsrail’in işgal politikalarını ve Gazze halkının kendi kaderini tayin hakkını geri plana itiyor. Bu nedenle planın gerçek bir barış mı, yoksa Gazze’nin dışarıdan yönetilmesini hedefleyen yeni bir düzen mi olduğu tartışılıyor.
Filistinliler açısından kalıcı çözüm, dış güçlerin dayattığı yönetim modellerinden değil, işgalin sona ermesi, ablukaların kaldırılması ve Filistin halkının siyasi iradesine saygı gösterilmesinden geçiyor.
Gazze Barış Kurulu’nun ilk raporu, sürecin merkezine Hamas’ın silahsızlandırılmasını yerleştirirken, İsrail’in Gazze’de devam eden askeri varlığı, abluka politikası ve ateşkes ihlallerini yeterince güçlü şekilde hedef almadı.
Oysa Gazze’de kalıcı barışın yolu, Filistin halkını savunmasız bırakacak tek taraflı güvenlik planlarından değil, İsrail işgalinin sona erdirilmesinden geçiyor.
İsrail’in Gazze’den tamamen çekilmediği, insani yardımların serbest bırakılmadığı, sivillere yönelik saldırıların durmadığı ve Filistin halkının siyasi hakları tanınmadığı sürece, “barış” adı verilen her plan eksik ve adaletsiz kalacaktır.