İsrail işgal rejimi, ABD destekli sözde ateşkese rağmen Gazze’de sivilleri hedef almaya devam ediyor. Han Yunus’ta yerinden edilmiş bir ailenin çadırına düzenlenen saldırıda 18 yaşındaki Filistinli bir genç kadın şehit olurken, son 24 saatte aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda Filistinli şehadete erişti.
Eklenme: 05.06.2026 12:45Gazze’de “ateşkes” adı altında yürütülen süreç, İsrail işgal rejiminin her gün tekrarladığı saldırılarla fiilen yok hükmüne dönüştü. İşgal güçleri, 5 Haziran Cuma günü şafak vakti Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’ta yerinden edilmiş bir ailenin sığındığı çadırı hedef aldı.
Saldırıda 18 yaşındaki Filistinli bir genç kadın şehit oldu, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu çok sayıda kişi yaralandı. Bir gün önce Gazze kentinin farklı bölgelerine eş zamanlı düzenlenen saldırılarda ise aynı aileden 5 kişi, bir karı-koca ve çocukların da aralarında bulunduğu siviller şehit edildi.
İsrail’in sözde ateşkes sürecinde dahi evleri, çadırları, okulları, araçları ve sivillerin toplandığı alanları hedef alması, Gazze’de yaşananların bir ateşkes değil, sistematik bir imha politikası olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
İsrail işgal güçleri, Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’ta yerinden edilmiş bir ailenin sığındığı çadırı hedef aldı.
Şafak vakti düzenlenen saldırıda 18 yaşındaki Filistinli bir genç kadın şehit oldu. Saldırıda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu çok sayıda kişi yaralandı.
Gazze’de evleri yıkıldığı için çadırlarda yaşam mücadelesi veren ailelerin hedef alınması, İsrail işgal rejiminin sivilleri doğrudan hedef alan politikasının yeni bir örneği oldu.
Ateşkes iddiasına rağmen yerinden edilmiş ailelerin kaldığı kamplar, çadırlar ve sığınma alanları İsrail saldırılarından korunamıyor.
Gazze'de Ateşkes Yalanı: Soykırımcı İsrail Her Gün Bombalıyor!
— Afroasya Today (@afroasyatoday) June 5, 2026
⚫ Gazze'nin kuzeyinde Siyonist savaş uçaklarının düzenlediği bombardımanda çok sayıda Filistinlinin uykularında alevlerin arasında kalarak şehit düştüğü bildirildi. https://t.co/yufX49h1Gw pic.twitter.com/3pJToaoA2G
İsrail işgal güçleri, son 24 saatte Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerine saldırılar düzenledi. Saldırılarda aralarında bir ailenin tamamına yakın fertleri ve çocukların da bulunduğu en az 11 Filistinli şehit oldu.
Gazze kentinde gece saatlerinde farklı bölgelerdeki dört daire aynı anda hedef alındı. Saldırıların Şeyh Rıdvan Mahallesi, sahildeki Eş-Şati Mülteci Kampı ve Gazze kentinin güneyindeki Tel el-Hava Mahallesi çevresinde yoğunlaştığı bildirildi.
Kuzey Gazze’de bir eve düzenlenen saldırıda aynı aileden baba, anne ve üç çocuk şehit oldu. Aileden yalnızca 9 yaşındaki bir kız çocuğu saldırıdan sağ kurtuldu.
Bir başka saldırıda karı-koca şehit edilirken, farklı bir saldırıda yine evli bir çiftin hayatını kaybettiği bildirildi.
İşgal rejiminin saldırıları yalnızca konutlarla sınırlı kalmadı. Gazze kentinin kuzeybatısında bir konut kulesinin saldırı sonrası alevlere teslim olduğu, kentin birçok bölgesinde bombardıman nedeniyle yangınlar çıktığı bildirildi.
Han Yunus’ta bir şarj noktası yakınındaki siviller hedef alındı ve çok sayıda kişi yaralandı.
Tel el-Hava Mahallesi’nde bir araç iki ayrı saldırıyla hedef alındı. Kısa süre sonra aynı bölgede, yerinden edilmiş ailelerin sığındığı bir okulun yakınındaki kalabalığa saldırı düzenlendi.
Yaklaşık iki saat sonra ise yerel bir dondurmacının girişi hedef alındı. Bu saldırıda da çok sayıda kişi yaralandı.
Bütün bu saldırılar, İsrail işgal rejiminin Gazze’de günlük hayatın en sıradan noktalarını dahi hedef aldığını gösteriyor.
Gazze’de Mayıs ayı, 2026’nın en kanlı ayı olarak kayıtlara geçti. Sağlık verilerine göre yalnızca Mayıs ayında İsrail saldırılarında en az 119 Filistinli şehit oldu.
Şehit edilenlerin yüzde 30’unu kadınlar, çocuklar ve yaşlılar oluşturdu. Bu kapsamda 19 çocuk ve 10 kadın hayatını kaybetti.
27-30 Mayıs tarihleri arasındaki Kurban Bayramı günlerinde ise en az 33 Filistinli şehit oldu, 130’dan fazla kişi yaralandı.
İsrail işgal rejimi, Müslümanların bayram günlerinde bile Gazze’de saldırılarını durdurmadı. Bu tablo, sözde ateşkesin Filistin halkı için güvenlik sağlamadığını açıkça ortaya koydu.

Gazze’de Ekim ayında yürürlüğe girdiği duyurulan ABD destekli ateşkes, İsrail işgal rejiminin saldırıları nedeniyle kağıt üzerinde kaldı.
İşgal rejimi, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana binlerce kez ihlalde bulundu. Saldırılar, hedef gözetmeksizin sivil alanlara, evlere, çadırlara, araçlara, sağlık tesislerine ve okullara yöneldi.
Ateşkes sürecinden bu yana 930’dan fazla Filistinli şehit edildi. Şehit edilenler arasında 300’den fazla çocuk, kadın ve yaşlı bulunuyor.
Bu rakamlar, Gazze’de yaşananların ateşkes değil, İsrail’in kontrol altında tuttuğu düşük yoğunluklu fakat sürekli bir imha süreci olduğunu gösteriyor.
7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail işgal rejiminin Gazze’ye yönelik saldırılarında şehit sayısı 72 bin 900’ü aştı. Yaralı sayısı ise 172 binin üzerine çıktı.
Bombardımanlar, abluka, açlık, ilaçsızlık, susuzluk ve sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle gerçek kayıpların açıklanan rakamlardan çok daha yüksek olduğu değerlendiriliyor.
Gazze’de binlerce kişi hâlâ enkaz altında kayıp durumda. Aileler, yakınlarının cenazelerine ulaşamadan çadırlarda ve yıkıntılar arasında yaşamaya çalışıyor.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Gazze’de devam eden saldırıları kınayarak, Filistinlilerin evlerinde, sığınaklarda, yerinden edilmiş ailelerin çadırlarında, sokaklarda, araçlarda, sağlık tesislerinde ve sınıflarda öldürülmeye devam ettiğini belirtti.
Türk, Gazze’deki öldürme modelinin İsrail’in geniş cezasızlık ortamından beslendiğini ifade etti.
BM’nin işgal altındaki Filistin topraklarındaki insan hakları ofisinin başındaki Ajith Sunghay da Gazze’de savaş suçları işlendiğine yönelik endişelerin sürdüğünü belirtti.
Sunghay, Gazze’de insanların sürekli yerinden edilme, abluka ve yıkım altında yaşam mücadelesi verdiğini; sağlık, eğitim, gıda üretimi, kolluk düzeni ve sivil altyapının neredeyse tamamen yok edildiğini vurguladı.
Soykırımcı Netanyahu, Gazze Şeridi’nin yüzde 70’inde kontrol sağlanması için orduya talimat verdiğini açıkladı.
Bu açıklama, işgal rejiminin sözde ateşkes sürecini Filistinlileri daha küçük bir alana hapsetmek için kullandığını gösterdi.

Ekim ayında ilan edilen ateşkes anlaşmasında belirlenen hatların ötesine geçen İsrail ordusunun, Gazze’de fiili kontrol alanını genişlettiği bildiriliyor.
Netanyahu’nun bu planı, yaklaşık 2 milyon Filistinliyi daralan ve yıkıma uğramış bir alana sıkıştırmayı hedefleyen yeni bir işgal ve tehcir stratejisi olarak değerlendiriliyor.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz da Gazze’deki Filistinlilerin büyük kısmının çıkarılmasına yönelik planları savunmaya devam ediyor.
Katz, bunu “gönüllü göç” olarak adlandırsa da insan hakları savunucuları, Gazze’de yaşam koşullarının kasıtlı olarak dayanılmaz hale getirilmesinin zorla yerinden etme ve etnik temizlik planı olduğunu belirtiyor.

İşgal rejimi, bombardıman, açlık, yardım engeli, yakıt ambargosu ve altyapı yıkımıyla Filistin halkını Gazze’den koparmayı hedefliyor.
Gazze’deki son saldırılar, ABD destekli ateşkesin Filistin halkını korumadığını bir kez daha gösterdi.
Washington yönetimi, İsrail işgal rejimine askeri, siyasi ve diplomatik destek vermeyi sürdürürken, Gazze’de siviller her gün hedef alınmaya devam ediyor.
ABD’nin garantörlük ettiği süreç, Filistinliler için güvenlik değil, İsrail’in saldırılarını daha düşük yoğunlukla sürdürmesine imkan sağlayan bir diplomatik kalkan haline geldi.
İsrail’in her gün ateşkesi ihlal etmesine rağmen ciddi bir yaptırımla karşılaşmaması, uluslararası sistemin Filistin söz konusu olduğunda nasıl işlevsiz kaldığını ortaya koyuyor.
Gazze’de yaşanan son gelişmeler, “ateşkes” söyleminin sahadaki gerçeklikle bağdaşmadığını gösteriyor.
Han Yunus’ta çadırların, Gazze kentinde apartmanların, Tel el-Hava’da araçların ve okul çevrelerinin hedef alınması, İsrail işgal rejiminin sivilleri koruma yükümlülüğünü açıkça ihlal ettiğini ortaya koyuyor.
Gazze halkı ise evleri yıkılmış, aileleri parçalanmış, sağlık sistemi çökmüş ve temel ihtiyaçlardan mahrum bırakılmış halde hayatta kalmaya çalışıyor.
Buna rağmen İsrail işgal rejimi her gün bombalamaya, ABD ise bu saldırı düzenine siyasi kalkan olmaya devam ediyor.