News-1

Sıcak Bölgeler

İsrail Batı Şeria'da Büyük Çaplı Operasyon Başlattı: Onlarca Filistinliyi Esir Aldı

İsrail işgal güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’da Kalandiya Mülteci Kampı, El-Ram, Kafr Akab ve Nablus çevresinde geniş çaplı baskınlar düzenledi. 15 saati aşan operasyonlarda 35’ten fazla Filistinli esir alınırken, çok sayıda ev boşaltıldı, bazı yapılar askeri sorgu noktalarına dönüştürüldü. Aynı saatlerde Nablus’un güneyindeki Celud köyünde işgalci yerleşimciler Filistinlilerin evlerine saldırdı.

Eklenme: 29.04.2026 10:00
Bu Haberi
Paylaş

İsrail işgal güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’da büyük çaplı baskın ve esir alma operasyonu başlattı. Kudüs’ün kuzeyindeki Kalandiya Mülteci Kampı, El-Ram ve Kafr Akab bölgelerinde onlarca Filistinli esir alınırken, birçok aile zorla evlerinden çıkarıldı.

27 Nisan gecesi başlayan baskınlar pazartesi günü boyunca sürdü. İsrail işgal güçleri, Filistinlilere ait evlere baskın düzenledi, bazı konutları askeri noktalara çevirdi ve bölgede yoğun askeri konuşlanma gerçekleştirdi.

Operasyonla eş zamanlı olarak Nablus ve çevresinde de baskınlar yaşandı. Nablus’un güneyindeki Celud köyünde işgalci yerleşimciler Filistinlilerin evlerine saldırırken, bir çocuk ve bir genç yaralandı.

KALANDİYA’DA 15 SAATİ AŞAN BASKIN

İsrail işgal güçleri, Kudüs’ün kuzeyindeki Kalandiya Mülteci Kampı’na gece saatlerinde baskın düzenledi. Baskın, El-Ram ve Kafr Akab beldelerini de kapsayacak şekilde genişledi.

Filistin kaynaklarına göre operasyon 15 saatten fazla sürdü. Bu süreçte en az 35 Filistinli esir alındı. İsrail işgal güçleri, çok sayıda evi bastı, arama yaptı ve bölgedeki sivil yaşamı askeri kuşatma altına aldı.

Baskın sırasında birçok aile evlerinden zorla çıkarıldı. Bazı evlerin askeri karargah ve sorgu noktası olarak kullanıldığı bildirildi.

EVLER BOŞALTILDI, BÖLGE ASKERİ SORGU ALANINA ÇEVRİLDİ

İsrail işgal güçleri, Kalandiya ve çevresindeki baskınlarda Filistinlilerin yaşadığı sivil mahalleleri askeri alana dönüştürdü. Bölgeye takviye birlikler sevk edilirken, insansız hava araçlarıyla yoğun gözetleme yapıldı.

Filistinli yetkililer, baskınlar sırasında bazı evlerin zorla boşaltıldığını ve sivillerin uzun süre sokakta bekletildiğini belirtti.

Operasyonla eş zamanlı olarak çok sayıda konut ve ticari yapı için yıkım tebligatı verildi. Bu adım, İsrail’in askeri baskınları yalnızca esir alma operasyonu olarak değil, aynı zamanda Filistinlileri yerinden etmeye yönelik daha geniş bir politika kapsamında yürüttüğünü gösterdi.

CANLI MERMİ, DARP VE GAZLA MÜDAHALE

Baskın sırasında çok sayıda Filistinli yaralandı. Yaralanmalar arasında canlı mermi isabeti, darp ve göz yaşartıcı gazdan etkilenme vakaları olduğu bildirildi.

İsrail işgal güçleri, yerleşim alanlarının içinde gerçek mermi ve gaz bombası kullandı. Bu müdahaleler, özellikle çocuklar, yaşlılar ve hastalar için ciddi risk oluşturdu.

Kalandiya Mülteci Kampı ve çevresindeki baskınlar, İsrail’in Batı Şeria’da sivilleri doğrudan hedef alan askeri baskı politikasının yeni örneklerinden biri oldu.

SERBEST BIRAKILAN FİLİSTİNLİLER YENİDEN ESİR ALINDI

İsrail işgal güçleri, aynı süreçte Kafr Akab ve El-Ram bölgelerine de baskın düzenledi. Daha önce serbest bırakılan Filistinli esirlerden Mecid Ebu Garbiye ve Ahmed Ebu Garbiye’nin yeniden alıkonulduğu bildirildi.

Bu gelişme, İsrail’in Filistinlilere yönelik esir alma siyasetini süreklileştirdiğini ve serbest bırakılan kişileri dahi yeniden hedef aldığını ortaya koydu.

Batı Şeria genelinde her gün düzenlenen baskınlar, Filistinli aileler için kalıcı bir korku ve baskı düzenine dönüşmüş durumda.

NABLUS VE ESKİ ŞEHİR DE HEDEF ALINDI

İsrail işgal güçleri, Kalandiya çevresindeki operasyonlarla aynı dönemde Nablus ve Eski Şehir bölgesine de baskın düzenledi.

Nablus, son yıllarda İsrail’in en sık hedef aldığı Batı Şeria şehirlerinden biri haline geldi. Şehirde düzenlenen baskınlar genellikle ev aramaları, esir almalar, silahlı müdahaleler ve uzun süreli kuşatmalarla devam ediyor.

Nablus’taki baskınlar, işgalci yerleşimcilerin saldırılarının arttığı bir döneme denk geldi. Bu tablo, İsrail işgal güçleri ile yerleşimci grupların sahada birbirini tamamlayan bir baskı mekanizması oluşturduğunu gösteriyor.

YERLEŞİMCİLER CELUD KÖYÜNE SALDIRDI

Nablus’un güneyindeki Celud köyü, 27 Nisan’da işgalci yerleşimcilerin saldırısına uğradı. Filistinli kaynaklar, büyük gruplar halinde köye giren yerleşimcilerin evleri hedef aldığını bildirdi.

Saldırı sırasında bazı Filistinli gençlerin bir ahırda mahsur kaldığı, akıbetlerine ilişkin bir süre bilgi alınamadığı aktarıldı.

Aynı günün erken saatlerinde köye yönelik başka bir yerleşimci saldırısında bir çocuk ve bir gencin yaralandığı belirtildi. Celud’daki saldırılar, Batı Şeria’da yerleşimci şiddetinin giderek daha örgütlü ve pervasız hale geldiğini ortaya koydu.

YERLEŞİMCİ ŞİDDETİ NETANYAHU DÖNEMİNDE ARTTI

Batı Şeria’da yerleşimci şiddeti, Binyamin Netanyahu hükümetinin 2022 sonunda göreve gelmesinden bu yana ciddi şekilde arttı.

İsrail işgal rejimi, bu süreçte Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimleri genişletme, Filistinlileri topraklarından koparma ve bölgeyi fiilen ilhak etme planlarını hızlandırdı.

Yerleşimci grupların Filistinlilere ait evlere, zeytinliklere, araçlara, tarım alanlarına ve ibadethanelere saldırıları artık neredeyse günlük hale geldi. Bu saldırılar çoğu zaman İsrail işgal güçlerinin koruması altında gerçekleşiyor.

İŞGAL ADIMLARI HIZLANDI

İsrail hükümeti, 2026 Şubat ayında işgal altındaki Batı Şeria’da toprak kayıt sürecini onayladı. Bu süreç, Filistinlilerin mülkiyetlerini belgeleyememesi halinde toprakların “devlet arazisi” ilan edilmesinin önünü açıyor.

Söz konusu karar, Batı Şeria’nın fiilen ilhak edilmesi yönündeki en kritik adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Birkaç hafta sonra onlarca yeni yasa dışı yerleşim birimi de onaylandı. Bu adımlar, İsrail’in Batı Şeria’da geçici askeri kontrol değil, kalıcı işgal düzeni kurmayı hedeflediğini gösteriyor.

C BÖLGESİNDE TAM KONTROL PLANI

İsrail kabinesi, 2025 yılında işgal altındaki Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 60’ını oluşturan C Bölgesi’nde toprak kaydı sorumluluğunu tamamen üstlenme yönünde karar almıştı.

C Bölgesi, İsrail’in yasa dışı yerleşimlerinin büyük bölümüne ev sahipliği yapıyor. Bu bölgenin kontrol altına alınması, Filistinlilerin toprak bütünlüğünü daha da parçalamayı hedefleyen bir stratejinin parçası olarak görülüyor.

İsrail Meclisi’nde geçen yıl ekim ayında kabul edilen bir tasarıda da Batı Şeria’daki tüm yasa dışı yerleşimlere İsrail “egemenliğinin” uygulanması çağrısı yapılmıştı.

BATI ŞERİA’DA BİLANÇO AĞIRLAŞIYOR

7 Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria’da İsrail işgal güçleri ve yerleşimci saldırıları nedeniyle 1154’ten fazla Filistinli hayatını kaybetti. Yaklaşık 11 bin 750 kişi yaralanırken, 22 bine yakın Filistinli de esir alındı.

Bu rakamlar, Batı Şeria’da yaşananların münferit baskınlar ya da güvenlik operasyonlarıyla açıklanamayacağını gösteriyor.

İsrail işgal rejimi, Gazze’de sürdürdüğü soykırım ve yıkım politikasını Batı Şeria’da da askeri baskınlar, toplu esir almalar, ev yıkımları, yerleşimci saldırıları ve fiili ilhak adımlarıyla genişletiyor.

BM UZMANLARINDAN BATI ŞERİA UYARISI

BM uzmanları, Mart 2026’da yaptıkları açıklamada Gazze’deki soykırımın Batı Şeria’ya yayıldığı uyarısında bulundu. Uzmanlar, İsrail’in Kudüs ve Batı Şeria’daki politikalarının geri dönülmez bir “Filistinsizleştirme” sürecine yol açabileceğini belirtti.

Bu uyarı, Kalandiya, Nablus ve Celud’da yaşanan son gelişmelerin daha geniş bir stratejinin parçası olduğunu ortaya koyuyor.

Batı Şeria’da askeri baskınlar, yerleşimci saldırıları ve toprak gasbı aynı anda ilerliyor. İsrail işgal rejimi, Filistinlileri hem fiziksel şiddetle hem de mülkiyet ve yaşam alanlarını hedef alan yasal düzenlemelerle kuşatma altına alıyor.

İSRAİL’İN HEDEFİ BATI ŞERİA’DA KALICI İŞGAL

Kalandiya Mülteci Kampı’nda onlarca Filistinlinin esir alınması, Nablus’ta baskınların sürmesi ve Celud’da yerleşimci saldırılarının artması, İsrail’in Batı Şeria’daki asıl hedefinin kalıcı işgal olduğunu gösteriyor.

İsrail işgal rejimi, bir yandan askeri operasyonlarla Filistin toplumunu sindirmeye çalışırken, diğer yandan yasa dışı yerleşimler ve toprak kayıt düzenlemeleriyle Batı Şeria’nın coğrafi yapısını değiştiriyor.

Son baskınlar, Batı Şeria’da Filistinlilerin yalnızca güvenlik tehdidi altında değil, aynı zamanda evlerini, topraklarını ve geleceğini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu bir kez daha ortaya koydu.