News-1

Sıcak Bölgeler

ABD ile İran Ateşkes Anlaşmasını Resmen İmzaladı

ABD ile İran arasında “İslamabad Mutabakat Anlaşması” olarak duyurulan ateşkes metni elektronik imzayla yürürlüğe girdi. Mutabakat; savaşın tüm cephelerde durdurulması, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, ABD deniz ablukasının kaldırılması, yaptırımların ele alınması ve 60 gün içinde nihai anlaşmaya ulaşılması gibi kritik maddeler içeriyor.

Eklenme: 18.06.2026 11:34
Bu Haberi
Paylaş

ABD ile İran arasında haftalardır süren savaş gerilimini durdurmayı hedefleyen 14 maddelik mutabakat resmen imzalandı.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, “İslamabad Mutabakat Anlaşması”nın ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından elektronik olarak imzalandığını duyurdu. Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle ilk aşamada İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açması, ABD’nin ise İran’a yönelik deniz ablukasını kaldırması öngörülüyor.

Mutabakat, ABD’nin baskı ve savaş politikası karşısında İran’ın sahadaki direncinin diplomasi masasına yansıması olarak değerlendirilirken, Trump’ın anlaşmayı överken aynı zamanda “60 gün içinde sonuç alınmazsa bombalamaya geri döneriz” sözleri Washington’un tehdit dilini sürdürdüğünü gösterdi.

İSLAMABAD MUTABAKATI ELEKTRONİK OLARAK İMZALANDI

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ve İran’ın “İslamabad Mutabakat Anlaşması”nı elektronik olarak imzaladığını açıkladı.

Şerif, anlaşmanın iki ülkenin en üst düzey yöneticileri tarafından imzalanmasının, tarafların çatışmayı diplomatik yollarla çözme iradesini gösterdiğini belirtti.

Mutabakatın derhal yürürlüğe girdiğini bildiren Şerif, ilk adım olarak İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açacağını, ABD’nin ise İran’a uyguladığı deniz ablukasını kaldıracağını duyurdu.

TRUMP VERSAY’DA İMZALADI

ABD Başkanı Donald Trump’ın mutabakat zaptını Fransa’da, Versay Sarayı’nda imzaladığı bildirildi.

Trump, G7 Zirvesi’nin ardından ülkesine dönmeden önce Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un kendisi onuruna verdiği akşam yemeğine katıldı. Beyaz Saray tarafından paylaşılan görüntülerde Trump’ın İran ile varılan mutabakat zaptını burada imzaladığı görüldü.

Pakistan’ın açıklamasına göre İran tarafındaki imza ise İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından elektronik ortamda atıldı.

MUTABAKAT DERHAL YÜRÜRLÜĞE GİRDİ

İran Dışişleri Bakanlığı, mutabakat zaptının iki ülke tarafından imzalanmasının ardından yürürlüğe girdiğini açıkladı.

İran tarafı, son 24 saat içinde yapılan istişarelerin ardından imzanın yüz yüze tören yerine dijital yöntemle atılmasının daha uygun görüldüğünü bildirdi.

Bu yöntemin tercih edilmesinde, anlaşmanın doğrudan iki ülkenin liderleri tarafından imzalanması halinde ihlal edilmesinin siyasi maliyetinin daha yüksek olacağı değerlendirmesinin etkili olduğu belirtildi.

İSVİÇRE’DE TEKNİK SÜREÇ BAŞLAYACAK

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, eş arabulucu Katar’ın desteğiyle teknik düzeydeki görüşmelerin başlatılması için 19 Haziran 2026’da İsviçre’de resmi bir süreç yürütüleceğini açıkladı.

Mutabakatın imzalanmasının ardından tarafların kısa süre içinde nihai anlaşma müzakerelerine başlaması bekleniyor.

Bu süreçte İran’ın nükleer programı, yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması, Hürmüz Boğazı’nın gelecekteki yönetimi ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığı gibi başlıklar masaya yatırılacak.

14 MADDELİK METİN KAMUOYUNA AÇIKLANDI

ABD’li üst düzey bir yetkili, İran ile varılan 14 maddelik mutabakat metnini ilk kez kamuoyuyla paylaştı.

Metinde, ABD ile İran’ın Lübnan dahil olmak üzere tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdiğini ilan ettiği belirtildi.

Taraflar, birbirlerine karşı savaş veya askeri operasyon başlatmamayı, güç kullanmaktan veya güç kullanma tehdidinde bulunmaktan kaçınmayı ve birbirlerinin egemenliğine saygı göstermeyi taahhüt etti.

Mutabakat Zaptı şu şekilde;

1- ABD ile İran İslam Cumhuriyeti, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan etmek, bundan böyle birbirlerine karşı herhangi bir savaş veya askeri operasyon başlatmamayı taahhüt etmek, birbirlerine karşı güç kullanmaktan veya güç kullanma tehdidinde bulunmaktan kaçınmak ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini güvence altına almak amacıyla bu mutabakat zaptını imzalamaktadırlar. Nihai anlaşma, Lübnan dahil olmak üzere tüm cephelerdeki savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesini ve bu paragrafın diğer hükümlerini teyit edecektir.

2- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine karışmamayı taahhüt ederler.

3- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, en fazla 60 gün içinde nihai anlaşmayı müzakere edip sonuçlandırmayı taahhüt eder, bu süre, karşılıklı rıza ile uzatılabilir.

4- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının hemen ardından ABD, İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik deniz ablukasını ve her türlü engellemeyi veya aksaklığı kaldırmaya başlayacak ve deniz ablukasını 30 gün içinde tamamen sona erdirecektir. Bu süre zarfında, gemilerin trafiği, İran İslam Cumhuriyeti tarafından yeniden tesis edilen savaş öncesi trafik hacmine orantılı olacaktır. ABD ayrıca, nihai anlaşmanın imzalanmasından sonraki 30 gün içinde İran İslam Cumhuriyeti sınırları yakınındaki kuvvetlerini geri çekmeyi taahhüt eder.

5- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının ardından İran İslam Cumhuriyeti, ticari gemilerin İran Körfezi'nden Umman Denizi'ne ve tersi yönde, yalnızca 60 gün süreyle, ücretsiz ve güvenli bir şekilde geçiş yapabilmeleri için elinden gelen tüm çabayı göstererek gerekli düzenlemeleri yapacaktır. Ticari gemilerin trafiği derhal başlayacak ve İran İslam Cumhuriyeti tarafından teknik ve askeri engellerin kaldırılması ve mayın temizliği gerekliliği göz önünde bulundurularak, bu düzenlemeler 30 gün içinde yürürlüğe girecektir. İran İslam Cumhuriyeti, geçerli uluslararası hukuk ve Hürmüz Boğazı kıyı devletlerinin egemenlik hakları çerçevesinde, diğer Basra Körfezi kıyı devletleriyle görüşerek Hürmüz Boğazı'ndaki gelecekteki idare ve denizcilik hizmetlerini belirlemek üzere Umman Sultanlığı ile diyalog kuracaktır.

6- ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte İran İslam Cumhuriyeti'nin yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için en az 300 milyar ABD doları tutarında, kesin ve karşılıklı olarak mutabık kalınan bir plan hazırlamayı taahhüt etmektedir. Bu planın uygulanmasına yönelik mekanizma, 60 gün içinde imzalanacak nihai anlaşmanın bir parçası olarak kesinleştirilecektir. İlgili finansal işlemler için gerekli olan tüm lisanslar, muafiyetler ve izinler ABD tarafından verilecektir.

7- ABD, nihai anlaşmanın bir parçası olarak, üzerinde mutabık kalınan bir takvime göre, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu kararları, tüm tek taraflı ABD yaptırımları, birincil ve ikincil yaptırımlar dahil olmak üzere kaldırmayı taahhüt eder. İran İslam Cumhuriyeti ve ABD, yukarıda bahsedilen yaptırımların kaldırılması konusunun kritik önemini kabul eder ve bu konularda karşılıklı mutabakat sağlamak amacıyla müzakerelerde bu meseleleri derhal ele alma niyetlerini ifade ederler.

8- İran İslam Cumhuriyeti, nükleer silah temin etmeyeceğini veya geliştirmeyeceğini bir kez daha teyit etmektedir. ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, yedinci paragrafta belirtilen takvime uygun olarak karşılıklı olarak mutabık kalınacak bir mekanizma çerçevesinde, zenginleştirilmiş malzeme stoklarının imhasını, UAEA gözetimi altında yerinde seyreltme yoluyla gerçekleştirilecek asgari yöntemle çözüme kavuşturmak üzere anlaşmışlardır. Taraflar ayrıca, nihai anlaşmada üzerinde mutabık kalınacak tatmin edici bir çerçeve temelinde, zenginleştirme meselesini ve İran İslam Cumhuriyeti'nin nükleer ihtiyaçlarıyla ilgili diğer karşılıklı olarak kararlaştırılan konuları görüşmeyi kabul etmişlerdir. Nihai anlaşma, bu paragrafın hükümlerini teyit edecek ve İran İslam Cumhuriyeti, yukarıda belirtilen nükleer meselelerin hayati önemini kabul edecektir. Taraflar, bu meseleler üzerinde karşılıklı mutabakat sağlamak amacıyla müzakerelerde bu konuları derhal ele alma niyetlerini ifade etmektedirler.

9- Nihai anlaşma imzalanana kadar, ABD ve İran İslam Cumhuriyeti mevcut durumu korumayı kabul ederler. İran İslam Cumhuriyeti nükleer programının mevcut durumunu koruyacak, ABD ise herhangi bir yeni yaptırım uygulamayacak ve bölgeye ilave asker konuşlandırmayacaktır.

10- ABD, bu mutabakat zaptının imzalanmasının hemen ardından ve yaptırımların sona ermesine kadar, ABD Hazine Bakanlığının İran ham petrolü, petrol ürünleri ve türevlerinin ihracatı ile bankacılık işlemleri, sigortacılık, nakliye vb. dahil olmak üzere tüm ilgili hizmetler için muafiyetler vereceğini taahhüt eder.

11- ABD, bu mutabakat zaptının yürürlüğe girmesiyle birlikte İran İslam Cumhuriyeti'ne ait dondurulmuş veya kısıtlanmış fon ve varlıkların kullanımına tam olarak açılmasını taahhüt eder. ABD ile İran İslam Cumhuriyeti, müzakereler sırasında bu fonların serbest bırakılmasına ilişkin usuller üzerinde karşılıklı olarak mutabık kalacaktır. Bu fonlar, ister asıl hesaptan ister havale yoluyla elde edilsin, İran İslam Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından belirlenen nihai lehtara yapılacak ödemeler için tam olarak kullanılabilir hale getirilecektir. ABD, buna uygun olarak gerekli tüm lisans ve izinleri vermeyi taahhüt eder.

12- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, bu mutabakat zaptının başarılı bir şekilde uygulanmasını ve nihai anlaşmaya gelecekte uyulmasını izlemek üzere bir yürütme mekanizmasının kurulacağı konusunda mutabık kalmışlardır.

13- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının ardından, bu mutabakat zaptının 1, 4, 5, 10 ve 11. paragraflarının uygulanmaya başlanması ve bu tedbirlerin uygulanmaya devam edilmesi koşuluyla, ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, nihai anlaşma konusunda münhasıran diğer paragraflar üzerinde müzakerelere başlayacaktır.

14- Nihai anlaşma, bağlayıcı bir BM Güvenlik Konseyi kararıyla onaylanacaktır.

60 GÜNLÜK NİHAİ ANLAŞMA SÜRECİ

Mutabakata göre ABD ve İran, en fazla 60 gün içinde nihai anlaşmayı müzakere edip sonuçlandırmayı taahhüt ediyor.

Bu sürenin karşılıklı rıza ile uzatılabileceği belirtiliyor. 60 günlük süreç, mutabakatın geçici ateşkes niteliğini aşarak daha kapsamlı bir siyasi ve ekonomik anlaşmaya dönüşmesi açısından kritik görülüyor.

Nihai anlaşmanın ise bağlayıcı bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla uluslararası güvence altına alınması planlanıyor.

HÜRMÜZ BOĞAZI YENİDEN AÇILACAK

Mutabakatın en kritik maddelerinden biri Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması oldu.

İran, ticari gemilerin İran Körfezi’nden Umman Denizi’ne ve ters yönde güvenli şekilde geçiş yapabilmesi için gerekli düzenlemeleri yapacak.

Ticari gemi trafiğinin derhal başlaması, teknik ve askeri engellerin kaldırılması ile mayın temizliği gibi süreçlerin ise 30 gün içinde tamamlanması öngörülüyor.

ABD DENİZ ABLUKASINI KALDIRACAK

Mutabakata göre ABD, İran’a yönelik deniz ablukasını ve deniz taşımacılığı üzerindeki engellemeleri kaldırmaya başlayacak.

Washington, deniz ablukasını 30 gün içinde tamamen sona erdirmeyi taahhüt ediyor. Bu adım, ABD’nin İran’a karşı sürdürdüğü baskı politikasında önemli bir geri çekilme olarak değerlendiriliyor.

Ayrıca ABD, nihai anlaşmanın imzalanmasından sonraki 30 gün içinde İran sınırları yakınındaki kuvvetlerini geri çekmeyi de taahhüt etti.

İRAN PETROLÜNE YAPTIRIM MUAFİYETİ

Mutabakat metninde, ABD’nin İran ham petrolü, petrol ürünleri ve türevlerinin ihracatı için muafiyetler vereceği belirtildi.

Bu muafiyetler; bankacılık işlemleri, sigortacılık, nakliye ve ilgili finansal hizmetleri de kapsayacak.

Bu madde, İran ekonomisi üzerindeki yaptırım baskısının hafifletilmesi ve Tahran’ın petrol gelirlerine yeniden erişimi açısından kritik öneme sahip.

300 MİLYAR DOLARLIK EKONOMİK PLAN

Mutabakatın dikkat çeken maddelerinden biri de İran’ın yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için en az 300 milyar dolarlık bir plan hazırlanması oldu.

ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte İran’ın ekonomik kalkınmasına yönelik bu planı hazırlamayı taahhüt ediyor.

Planın uygulanmasına ilişkin mekanizmanın 60 gün içinde imzalanacak nihai anlaşmanın parçası olarak kesinleştirilmesi öngörülüyor.

DONDURULMUŞ VARLIKLAR SERBEST BIRAKILACAK

Mutabakat metni, İran’a ait dondurulmuş veya kısıtlanmış fon ve varlıkların kullanıma açılmasını da içeriyor.

ABD, bu fonların İran Merkez Bankası tarafından belirlenen nihai lehtarlara yapılacak ödemeler için kullanılabilir hale getirilmesi amacıyla gerekli lisans ve izinleri vermeyi taahhüt ediyor.

Trump da yaptığı açıklamada bu fonların İran’a ait olduğunu belirterek, “O para bizim değil, onların parası” dedi.

İRAN NÜKLEER SİLAH ÜRETMEYECEĞİNİ TEYİT ETTİ

Mutabakatın nükleer başlığında İran İslam Cumhuriyeti, nükleer silah temin etmeyeceğini veya geliştirmeyeceğini bir kez daha teyit etti.

Taraflar, zenginleştirilmiş nükleer materyal stoklarının geleceği, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı gözetimi, zenginleştirme meselesi ve İran’ın nükleer ihtiyaçlarına ilişkin konuları nihai anlaşma sürecinde ele alacak.

Nihai anlaşmaya kadar İran mevcut nükleer programının durumunu koruyacak, ABD ise yeni yaptırım uygulamayacak ve bölgeye ilave asker konuşlandırmayacak.

TRUMP: 60 GÜNDE SONUÇ ALINMAZSA BOMBALAMAYA DÖNERİZ

ABD Başkanı Donald Trump, Fransa’da düzenlenen G7 Zirvesi’nden ayrılmadan önce yaptığı açıklamada İran ile varılan mutabakatı övdü.

Trump, anlaşmanın ABD açısından iyi bir anlaşma olduğunu savunarak, mutabakatın temel hedefinin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak ve İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engellemek olduğunu söyledi.

Ancak Trump, tehdit dilini de sürdürerek, “Eğer 60 gün içinde sonuç alınmazsa, sorun değil, bombalamaya geri döneriz” ifadelerini kullandı.

TRUMP İŞGAL REJİMİ İSRAİL’İ LÜBNAN KONUSUNDA ELEŞTİRDİ

Trump, açıklamalarında işgal rejimi İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını da eleştirdi.

Gazze kasabı Netanyahu ile ilişkisine değinen Trump, “Bibi biraz daha yumuşak davranabilirsin diyorum. Hizbullah’tan biri bir binaya girdi diye her seferinde o binayı yıkmana gerek yok” sözleriyle işgal rejimi İsrail’in Lübnan’daki saldırganlığını eleştirdi.

Trump ayrıca, “İki insansız hava aracı çöle doğru vurulup zararsız bir şekilde yere düştüğünde, Beyrut’taki binaları yıkmaya gerek yok. Lübnan konusunda iyi bir iş çıkarmıyorlar ve Lübnan için üzülüyorum” dedi.

ABD’NİN İSRAİL ÜZERİNDEKİ ROLÜNÜ İTİRAF ETTİ

Trump, açıklamasında ABD’nin işgal rejimi İsrail üzerindeki belirleyici rolünü de açıkça itiraf etti.

ABD’yi “büyük ortak”, işgal rejimi İsrail’i ise “çok küçük bir ortak” olarak tanımlayan Trump, daha önce yaptığı açıklamada “ABD olmasaydı İsrail olmazdı. Ben olmasaydım İsrail olmazdı” sözleriyle Washington’un Siyonist rejime verdiği tarihî desteği gözler önüne sermişti.

Bu ifadeler, işgal rejimi İsrail’in bölgede ayakta kalmasında ABD desteğinin ne kadar merkezi olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

GAZZE VE HAMAS AÇIKLAMASI TEPKİ ÇEKTİ

Trump, konuşmasında Gazze’ye de değinerek Hamas’ın “sessiz” olduğunu ve ABD’nin Hamas’ı silahsızlandırmaya çalıştığını söyledi.

Bu açıklama, Washington’un Gazze’de soykırımı sürdüren işgal rejimi İsrail’e verdiği desteği gizlemediğini gösterdi.

ABD yönetimi, bir yandan İran ile savaşın durdurulmasını diplomatik başarı olarak sunarken, diğer yandan Gazze’deki direnişi hedef alan söylemini sürdürmeye devam ediyor.

KALİBAF: ABD VE SİYONİST REJİMİ YENDİK

İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, mutabakat sonrası yaptığı açıklamada ABD ve Siyonist rejimin savaşın başında belirlediği hedeflere ulaşamadığını söyledi.

Kalibaf, “Dünyanın siyasi, ekonomik ve askeri olarak bir numaralı gücü İsrail ile birlikte karşımıza çıktı. ABD ve İsrail’in savaşın başında belirlediği 9 hedefe ulaşmasına izin vermedik. ABD ve Siyonist rejimi yendik” ifadelerini kullandı.

Kalibaf, mevcut müzakerelerin önceki süreçlerden farklı olduğunu belirterek, sahadaki başarının müzakere masasına dayanak oluşturduğunu söyledi.

İRAN: SAHADAKİ DİRENİŞ MASADA KAZANIMA DÖNÜŞTÜ

Kalibaf, İran’ın müzakereler sırasında düşmanın Fars Körfezi’ndeki hamlelerine cevap verdiğini belirtti.

İranlı yetkili, Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan iki düşman fırkateyninin vurulduğunu, düşman uçaklarının kalktığı bazı havalimanlarının hedef alındığını ve bu gelişmelerin müzakereler devam ederken yaşandığını söyledi.

Kalibaf, “Benim işim diplomasi değil ben bir savaşçıyım. Diplomasiyi savaşçı ruhuyla yürütüyorum. Askeri eylemle elde etmek istediğimiz şeyleri hatta daha fazlasını müzakere ile başardık” dedi.

MUTABAKATIN UYGULANMASI İZLENECEK

14 maddelik metinde, mutabakatın uygulanmasını ve nihai anlaşmaya uyulmasını izlemek üzere bir yürütme mekanizması kurulacağı belirtildi.

Bu mekanizma, ateşkesin sürdürülmesi, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, ABD ablukasının kaldırılması, petrol ve bankacılık muafiyetlerinin uygulanması, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması ve nükleer başlıkların müzakere edilmesini takip edecek.

Tarafların bu süreçte mevcut durumu koruması ve yeni askeri ya da ekonomik gerilim oluşturacak adımlardan kaçınması bekleniyor.

BÖLGESEL ARABULUCULARIN ROLÜ ÖNE ÇIKTI

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, mutabakatın sağlanmasında Katar’ın eş arabulucu olarak oynadığı role dikkat çekti.

Şerif ayrıca Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır liderlerine de süreçteki katkıları nedeniyle teşekkür etti.

Bu açıklamalar, ABD-İran mutabakatının yalnızca iki ülke arasında değil, bölgesel dengeleri doğrudan ilgilendiren çok taraflı bir diplomasi süreciyle şekillendiğini gösterdi.

İŞGAL REJİMİ İSRAİL SÜRECİN EN ZAYIF HALKASI

Mutabakat Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın durdurulmasını öngörse de işgal rejimi İsrail’in saldırgan politikaları sürecin en büyük risklerinden biri olarak görülüyor.

Trump’ın Lübnan konusunda Gazze kasabı Netanyahu’ya yönelik eleştirileri, Washington’un dahi Siyonist rejimin kontrolsüz saldırılarının anlaşmayı tehlikeye atabileceğini gördüğünü ortaya koydu.

Gazze’de soykırımı sürdüren, Lübnan’da saldırılar düzenleyen ve Suriye’yi hedef alan işgal rejimi İsrail, bölgedeki ateşkes ve diplomasi süreçlerinin önündeki en büyük tehditlerden biri olmaya devam ediyor.

ABD BASKI POLİTİKASINDAN GERİ ADIM ATTI

Mutabakat, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü deniz ablukası, yaptırım ve askeri tehdit politikasında önemli geri adımlar içeriyor.

Hürmüz Boğazı’nın açılması karşılığında ABD’nin deniz ablukasını kaldırması, petrol yaptırımlarına muafiyet vermesi, İran varlıklarının serbest bırakılmasını kabul etmesi ve bölgedeki askeri varlığını azaltmayı taahhüt etmesi, Tahran açısından diplomatik kazanım olarak değerlendiriliyor.

Buna rağmen Trump’ın tehdit dili, Washington’un askeri baskıyı tamamen terk etmediğini gösteriyor.

ORTA DOĞU’DA YENİ BİR SÜREÇ BAŞLIYOR

ABD ile İran arasında imzalanan İslamabad Mutabakatı, Orta Doğu’da savaş gerilimini azaltabilecek yeni bir diplomatik sürecin kapısını araladı.

Ancak mutabakatın kalıcı başarıya ulaşması, yalnızca Washington ve Tahran’ın imzalarına bağlı olmayacak. İşgal rejimi İsrail’in Gazze, Lübnan ve Suriye’deki saldırılarının durdurulması, ABD’nin Siyonist rejime verdiği koşulsuz desteği gözden geçirmesi ve bölge halklarının egemenlik haklarına saygı gösterilmesi belirleyici olacak.

İmzalanan mutabakat, İran’ın sahadaki direncinin masada diplomatik kazanıma dönüştüğünü gösterirken, önümüzdeki 60 gün Orta Doğu’nun yeni dengeleri açısından kritik bir dönem olacak.