ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan “tarafsız” ülke gemilerinin çıkarılması için “Özgürlük Projesi” adını verdiği yeni operasyonu başlattı. CENTCOM, operasyona 15 bin asker, 100’den fazla hava ve deniz unsuru ile katılacağını duyururken, İran ABD güçlerinin boğaza yaklaşması halinde hedef alınacağını bildirdi. İran basını bir ABD gemisinin 2 füzeyle vurulduğunu iddia ederken, CENTCOM bu iddiayı yalanladı.
Eklenme: 04.05.2026 17:28ABD ile İran arasındaki Hürmüz Boğazı gerilimi yeni bir aşamaya geçti. ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan ve savaşa taraf olmayan ülkelere ait gemilerin boğazdan çıkarılması için “Özgürlük Projesi” adıyla yeni bir süreç başlattıklarını açıkladı.
Washington yönetimi operasyonu “insani” gerekçelerle duyururken, CENTCOM bu süreçte 15 bin askeri personel, güdümlü füze destroyerleri, insansız platformlar ve 100’den fazla kara-deniz unsuruyla görev alacağını bildirdi. İran ise ABD’nin bu hamlesini Hürmüz Boğazı’na yönelik askeri baskı ve deniz korsanlığı olarak nitelendirdi.
Gerilim, İran basınının ABD donanmasına ait bir geminin Cask bölgesi yakınlarında 2 füzeyle hedef alındığını duyurmasıyla daha da tırmandı. CENTCOM ise bu iddiayı reddederek, hiçbir ABD donanma gemisinin vurulmadığını açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan ve Orta Doğu’daki krizle doğrudan ilgisi bulunmayan ülkelere ait gemilerin güvenli şekilde bölgeden çıkarılması için yeni bir operasyon başlatıldığını duyurdu.
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada operasyonun adını “Özgürlük Projesi” olarak açıkladı. ABD Başkanı, birçok ülkenin kendilerinden Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan gemilerinin çıkarılması için yardım istediğini belirtti.

Trump, "İran, Orta Doğu ve ABD’nin iyiliği için bu ülkelere, gemilerini bu kısıtlı boğazdan güvenli bir şekilde çıkaracağımızı, böylece işlerine özgürce ve sorunsuz bir şekilde devam edebileceklerini söyledik" ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı, operasyonun daha çok insani amaçlarla yürütüleceğini öne sürdü. Ancak Washington’un aynı anda İran limanlarına yönelik deniz ablukasını sürdürmesi, “insani operasyon” söyleminin gerilimi düşürmekten çok ABD’nin bölgedeki askeri varlığını meşrulaştırma aracı olduğu yorumlarına neden oldu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, Hürmüz Boğazı’ndan ticari gemilerin geçişini desteklemek amacıyla “Özgürlük Projesi”ne askeri destek vereceğini açıkladı.
CENTCOM açıklamasında, bu görevin uluslararası ticaret açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndan geçmek isteyen ticari gemilere destek sağlayacağı belirtildi.

Operasyon kapsamında 15 bin askeri personel, 100’den fazla kara ve deniz aracı, hava unsurları, insansız platformlar ve güdümlü füze destroyerlerinin görev alacağı bildirildi.
CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper, deniz ablukasının sürdüğünü belirterek, bu operasyonun bölgesel güvenlik ve küresel ekonomi için önemli olduğunu savundu.
Amerikan kaynaklarına dayandırılan bilgilere göre, ABD Donanması’nın “Özgürlük Projesi” kapsamında ticari gemilere doğrudan eşlik etmeyeceği, bunun yerine gemilerin yakınında konuşlanarak seyrüsefer desteği sağlayacağı öne sürüldü.
Buna göre ABD donanması, gemilere Hürmüz Boğazı’ndaki en güvenli geçiş rotaları hakkında bilgi verecek ve İran’dan gelebilecek olası müdahalelere karşı caydırıcı pozisyon alacak.
ABD’li yetkililer, operasyonun doğrudan eskort değil, güvenlik koordinasyonu ve yönlendirme faaliyeti olacağını savunuyor. Ancak İran, bölgedeki her türlü yabancı askeri hareketliliği tehdit olarak değerlendirdiğini açıkça duyurdu.
İran Silahlı Kuvvetleri’nin savaş yönetiminden sorumlu Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na yaklaşması veya girmesi halinde hedef alınacağı uyarısında bulundu.
İran devlet televizyonuna yansıyan açıklamada, "Herhangi bir yabancı silahlı gücün özellikle de ABD’nin işgalci ordusunun, Hürmüz Boğazı’na yaklaşmaya veya girmeye kalkması halinde saldırıya uğrayacağı konusunda uyarıyoruz" denildi.

Açıklamada Hürmüz Boğazı’nın kontrolünün İran Silahlı Kuvvetleri’nde olduğu savunularak, bölgedeki gemilere koordinasyonsuz geçiş yapmamaları çağrısı yapıldı.
İran, ABD’nin bölgede deniz korsanlığı yaptığını ve dünya ekonomisini tehlikeye attığını belirtti. Tahran yönetimi, her türlü tehdit ve saldırıya sert karşılık verileceğini duyurdu.
İran’ın yarı resmi Fars Haber Ajansı, Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan ABD donanmasına ait bir geminin 2 füzeyle hedef alındığını ileri sürdü.
Haberde, Cask bölgesi yakınlarında deniz trafiğini tehlikeye attığı belirtilen ABD gemisinin yapılan uyarılara rağmen yoluna devam ettiği, bunun üzerine 2 füzeyle vurulduğu iddia edildi.
Fars’a göre gemi isabet aldıktan sonra geçişini sürdüremedi ve bölgeden uzaklaşmak zorunda kaldı.
İran Ordusu Halkla İlişkiler Birimi ise Deniz Kuvvetleri’nin “hızlı ve kesin uyarısıyla” ABD gemilerinin Hürmüz Boğazı’na girişinin engellendiğini duyurdu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, İran basınında yer alan “ABD gemisi vuruldu” iddialarını yalanladı.
CENTCOM açıklamasında, "Hiçbir ABD donanma gemisi vurulmadı. ABD kuvvetleri, Özgürlük Projesi’ni destekliyor ve İran limanlarına uygulanan deniz ablukasını sürdürüyor" ifadeleri kullanıldı.
ABD tarafı, “Özgürlük Projesi” kapsamında bazı ticari gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine destek verildiğini ve operasyonun sürdüğünü açıkladı.
Böylece Hürmüz Boğazı’nda yaşanan son olay, İran ve ABD arasında bilgi savaşı boyutunu da güçlendirdi. Tahran askeri caydırıcılığını öne çıkarırken, Washington saldırı iddialarını reddederek operasyonun devam ettiğini göstermeye çalışıyor.
İranlı bir askeri yetkili, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada İran’ın tüm senaryolara hazır olduğunu belirtti.
Yetkili, "İran Hürmüz Boğazı’nda tüm senaryolara hazır. İlk atışlar yapıldı. Amerikalılar, İran’ın, Trump’ın zorbalık yapmasına müsaade etmeyeceğini biliyorlar" dedi.
Aynı yetkili, Hürmüz Boğazı’nın İran Silahlı Kuvvetleri’nin kontrolü altında olduğunu savunarak, İran’ın ABD güçlerine boğazdan geçiş izni vermeyeceğini ifade etti.
İranlı yetkili ayrıca, İran’ın izinsiz geçişlere karşı yalnızca füze kullanmakla yetinmeyeceğini, ihtiyaç halinde farklı önlemler de alabileceğini söyledi.
ABD’nin 19 Nisan’da el koyduğu İran’a ait Touska adlı kargo gemisiyle ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Geminin 22 kişilik mürettebatının Pakistan’a tahliye edildiği bildirildi.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı, mürettebatın ülkeye ulaştığını ve İran yetkililerine teslim edileceğini açıkladı. Geminin ise gerekli onarımların ardından sahibine iade edilmek üzere Pakistan karasularında bekletileceği belirtildi.

Pakistan, bu sürecin İran ve ABD taraflarının eş zamanlı desteğiyle koordine edildiğini ve bölgesel barış için diyalog kanallarını açık tutmaya çalıştıklarını duyurdu.
Touska gemisi, ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasını delmeye çalıştığı iddiasıyla Umman Körfezi-Hürmüz hattında durdurulmuştu.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile yürütülen dolaylı temaslarda Washington’dan alınan son yanıtın uzmanlar tarafından incelendiğini açıkladı.
Bekayi, diplomatik mesaj alışverişinin Pakistan arabuluculuğu üzerinden sürdüğünü belirtti. İran’ın nihai görüşünün uzman değerlendirmesinin ardından ilgili diplomatik kanal üzerinden iletileceğini söyledi.

Bekayi, müzakerelerde nükleer zenginleştirme başlığının gündemde olduğu iddialarını reddetti. İranlı sözcü, "Medyada nükleer zenginleştirme konusunda gündeme gelen iddialar spekülasyondur. Biz bu aşamada savaşın tamamen sona erdirilmesi ve durdurulması dışında herhangi bir konu hakkında konuşmuyoruz" dedi.
Bu açıklama, Tahran’ın ABD ile yürütülen mevcut temaslarda önceliği nükleer dosyaya değil, savaşın ve ablukanın sona erdirilmesine verdiğini gösteriyor.
İran, Pakistan aracılığıyla ABD’ye 14 maddelik bir öneri sunduğunu açıkladı. Tahran yönetimi, önerinin savaşın sona erdirilmesine odaklandığını belirtti.
Bekayi, ABD tarafının İran’ın sunduğu plan hakkındaki görüşlerini Pakistan’a ilettiğini ve söz konusu görüşlerin şu anda incelendiğini bildirdi.
İranlı sözcü, Hürmüz Boğazı’ndaki mayınların temizleneceği yönündeki iddiaları da yalanladı. Bekayi, önerilen çerçevenin önce bir duraklama, ardından 30 günlük bir süreçte ayrıntıların ele alınması üzerine kurulu olduğunu, nükleer meselenin bu maddeler arasında yer almadığını söyledi.
İran, ültimatomla müzakere yürütmeyi kabul etmediğini ve olası bir anlaşmanın asıl garantisinin sahadaki gücü olduğunu vurguluyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Pakistan aracılığıyla sunduğu 14 maddelik teklifi incelediğini ve kabul edilemez bulduğunu açıkladı.
Trump, İsrail devlet televizyonu KAN’a yaptığı açıklamada, "İran’ın yeni teklifini inceledim ve benim için kabul edilemez" dedi.
ABD Başkanı, İranlıların anlaşma yapmak istediğini ancak sundukları teklifin Washington açısından kabul edilemeyecek unsurlar içerdiğini savundu.
Trump’ın açıklaması, Hürmüz Boğazı’ndaki askeri gerilimin diplomatik süreçteki çıkmazla eş zamanlı ilerlediğini gösterdi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu İstihbarat Kurumu, Trump yönetiminin karar alanının daraldığını savundu.
Yapılan açıklamada, İran’ın ablukaya karşı Pentagon’a verdiği ültimatom, Çin, Rusya ve Avrupa’nın Washington’a karşı ton değiştirmesi, Trump’ın Kongre’ye gönderdiği mektup ve İran’ın müzakere şartlarının kabul edilmesi gerektiği iddiaları bir arada değerlendirildi.
Açıklamada, "Trump, imkânsız bir operasyon ile İran’la kötü bir anlaşma arasında seçim yapmalı" ifadeleri kullanıldı.
İran tarafı, ABD’nin Hürmüz’de askeri zorlamayla sonuç alamayacağını ve Washington’un ya diplomatik taviz vereceğini ya da bölgesel bir askeri çıkmaza sürükleneceğini savunuyor.
Washington yönetimi, “Özgürlük Projesi”ni insani ve ticari geçişleri kolaylaştıran bir süreç olarak sunsa da aynı anda İran limanlarına yönelik deniz ablukasını sürdürmesi bölgedeki çatışma riskini artırıyor.
İran, Hürmüz Boğazı’ndan koordinasyonsuz geçişlere izin vermeyeceğini açıklarken, ABD askeri unsurlarının bölgedeki varlığı iki ülke arasında doğrudan çatışma ihtimalini güçlendiriyor.
Fars Haber Ajansı’nın ABD gemisinin vurulduğu iddiası ve CENTCOM’un bunu yalanlaması, sahadaki askeri gerilim kadar bilgi savaşının da yoğunlaştığını gösteriyor.

İran ile ABD arasındaki süreç üç farklı hatta ilerliyor: Pakistan üzerinden yürütülen dolaylı diplomasi, Hürmüz Boğazı’ndaki askeri gerilim ve İran limanlarına yönelik deniz ablukası.
Trump’ın İran teklifini “kabul edilemez” bulması, diplomatik çözüm ihtimalini zayıflatırken, CENTCOM’un “Özgürlük Projesi” kapsamında sahaya daha fazla askeri unsur sürmesi, krizin yeni bir çatışma safhasına geçebileceğini gösteriyor.
İran ise savaşın durdurulması dışında bir başlığı müzakere etmeyeceğini, Hürmüz Boğazı’nda kontrolün kendi elinde olduğunu ve ABD’nin askeri baskısına karşı sert karşılık vereceğini duyuruyor.
Bölgedeki gelişmeler, ABD’nin İran’a karşı başlattığı abluka ve askeri baskı politikasının Hürmüz Boğazı’nı küresel enerji güvenliğinin en kırılgan noktası haline getirdiğini ortaya koyuyor.