İşgal rejimi İsrail, ABD-İran mutabakatına ve Lübnan’daki ateşkes düzenlemelerine rağmen ülkenin güneyini gece boyunca bombaladı. Nebatiye ve çevresindeki beldeleri hedef alan saldırılarda ilk belirlemelere göre en az 22 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı.
Eklenme: 19.06.2026 14:42İşgal rejimi İsrail, ABD ile İran arasında imzalanan ve Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın durdurulmasını öngören mutabakata rağmen saldırılarını sürdürdü.
İsrail işgal güçlerine ait savaş uçakları ve İHA’lar, gece saatlerinden itibaren Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye kenti ile çevresindeki çok sayıda beldeyi hedef aldı. Lübnan Sağlık Bakanlığı saldırılarda ilk etapta 18 kişinin hayatını kaybettiğini, 33 kişinin yaralandığını duyururken, Cizzin ve Bekaa bölgelerine düzenlenen ek saldırılarla can kaybı 25’ye yükseldi.
Ölenler arasında kadın ve çocukların da bulunduğu bildirildi. Saldırılar, ABD-İran mutabakatının daha ilk günlerinde işgal rejimi İsrail’in ateşkesi tanımadığını bir kez daha gösterdi.
İsrail işgal güçleri, gece saatlerinden itibaren Lübnan’ın güneyine yoğun hava ve topçu saldırıları düzenledi.
Savaş uçakları Nebatiye kenti, Tulin, Secid, Reyhan, Kevseriyyet Siyad, Kefercuz, Kefertebnit, Yukarı Nebatiye, Haruf, Şarkiye, Düveyr, Kuseybe, Keferdcal, Adşit, Tul ve Cebşit beldelerini hedef aldı.
Saldırıların geniş bir alana yayılması, işgal rejimi İsrail’in yalnızca belirli askeri noktaları değil, Lübnan’ın güneyindeki yerleşim alanlarını da baskı altına almayı amaçladığını gösterdi.
Lübnan'ın Güneyinde Kanlı Gece: Can Kaybı 25'i Geçti!
— Afroasya Today (@afroasyatoday) June 19, 2026
⚫ Soykırımcı İsrail'in dün gece Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye bölgesine düzenlediği hava saldırıları ve topçu ateşinde, can kaybının 25'i geçtiği bildirildi. pic.twitter.com/4XGzwQVQGv
İşgal rejimi İsrail, hava saldırılarının yanı sıra topçu bombardımanıyla da Lübnan’ın güneyini hedef aldı.
Nebatiye kenti, Kefer Cuz bölgesi, Keferrumman, Zibdin, Yukarı Nebatiye, Habbuş, Secid, Cebel er-Rafi, Kefersir, Kuseybe ve Cebşit çevresi yoğun şekilde bombalandı.
Yerel kaynaklar, saldırıların gece boyunca sürdüğünü ve birçok bölgede sivillerin evlerinden çıkmak zorunda kaldığını aktardı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, gece saatlerinden bu yana düzenlenen işgal saldırılarında ilk belirlemelere göre 18 kişinin hayatını kaybettiğini, 33 kişinin yaralandığını açıkladı.
Daha sonra Cizzin bölgesindeki Reyhan beldesine düzenlenen İHA saldırısında 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı.
İşgal uçaklarının Lübnan’ın doğusundaki Bekaa bölgesinde Baalbek’e bağlı el-Cemeliyye beldesindeki bir çiftliği hedef alması sonucu da 3 kişi hayatını kaybetti. Böylece saldırılardaki can kaybı 25’e ulaştı.
Lübnan basınında yer alan bilgilere göre işgal rejimi İsrail’in saldırılarında hayatını kaybedenler arasında kadın ve çocuklar da bulunuyor.
Saldırıların yerleşim alanlarına yakın bölgelerde yoğunlaşması, sivil kayıpların artmasına neden oldu.
Lübnanlı yetkililer, işgal rejimi İsrail’in “askeri hedef” iddialarına rağmen saldırıların sivilleri ve sivil altyapıyı ağır şekilde etkilediğini vurguluyor.
Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye kenti, işgal rejimi İsrail’in son saldırılarında en ağır hedef alınan bölgelerden biri oldu.
Kent, son aylarda yoğun bombardıman, altyapı yıkımı ve büyük göç dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Saldırılar nedeniyle birçok mahallede evler, yollar ve kamu hizmetleri zarar gördü.
Nebatiye’de sivil savunma ekipleri bir yandan enkaz kaldırma çalışmaları yürütürken, diğer yandan yeni saldırı ihtimali nedeniyle sürekli teyakkuz halinde bulunuyor.
İşgal rejimi İsrail’in yoğun saldırılarının ardından Sur kenti ve Bint Cubeyl ilçelerinden Sayda ve Beyrut yönüne doğru yeni bir göç hareketi başladı.
Bölgedeki siviller, gece boyunca süren bombardıman nedeniyle güvenli gördükleri alanlara gitmeye çalıştı.
Lübnan’da 2 Mart’tan bu yana devam eden işgal saldırıları nedeniyle daha önce 1 milyonu aşkın kişinin yerinden edildiği açıklanmıştı.
İsrail işgal güçlerinden yapılan açıklamada, Lübnan’ın güneyine yönelik saldırıların sürdüğü doğrulandı.
Açıklamada, saldırılarda Hizbullah altyapısı ve mensuplarının hedef alındığı ileri sürüldü.
Ancak Lübnan tarafı, işgal rejimi İsrail’in bu iddiaları her saldırıda tekrarladığını, sahada ise sivillerin, yerleşim alanlarının, altyapının ve tarım alanlarının hedef alındığını belirtiyor.
İşgal rejimi İsrail’in saldırıları, ABD ile İran arasında imzalanan İslamabad Mutabakatı’nın hemen ardından gerçekleşti.
Pakistan aracılığıyla yürütülen müzakere sürecinde 14 Haziran’da ABD ve İran arasında 14 maddelik mutabakata varıldığı duyurulmuştu.
18 Haziran’da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından dijital ortamda imzalanarak yürürlüğe giren mutabakat, Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesini öngörüyordu.
ABD-İran mutabakatının en kritik maddelerinden biri, Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların durdurulmasıydı.
Ancak işgal rejimi İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürmesi, mutabakatın daha ilk günlerinde büyük bir sınavla karşı karşıya kaldığını gösterdi.
Siyonist rejimin saldırıları, Washington’un işgal rejimi üzerindeki etkisini ve mutabakatı sahada uygulatma iradesini de tartışmaya açtı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile mutabakatı övdüğü açıklamalarında işgal rejimi İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını eleştirmişti.
Trump, Gazze kasabı Netanyahu’ya yönelik olarak “Bibi, biraz daha yumuşak davranabilirsin. Hizbullah’tan biri bir binaya girdi diye her seferinde o binayı yıkmana gerek yok” ifadelerini kullanmıştı.
Trump ayrıca, “İki insansız hava aracı çöle doğru vurulup zararsız bir şekilde yere düştüğünde, Beyrut’taki binaları yıkmaya gerek yok. Lübnan konusunda iyi bir iş çıkarmıyorlar ve Lübnan için üzülüyorum” demişti.
İşgal rejimi İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları, daha önce ilan edilen ateşkes düzenlemelerine rağmen sürüyor.
ABD arabuluculuğunda Lübnan ile işgal rejimi İsrail arasında 17 Nisan’da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkes, daha sonra 3 hafta uzatılmıştı.
14-15 Mayıs’ta yapılan görüşmelerin ardından ateşkesin 17 Mayıs itibarıyla 45 gün daha uzatılması kararlaştırılmıştı. Buna rağmen işgal güçleri, Lübnan’ın güneyine yönelik saldırılarını durdurmadı.
🗣️ Soykırımcı Netanyahu:
— Afroasya Today (@afroasyatoday) June 19, 2026
⚫ Gazze çevresindeki yerleşimlere nasıl güvenlik ve refahı geri getirdiysek, kuzeydeki yerleşimlere de aynı şekilde güvenlik ve refahı geri getireceğiz.
⚫ Bunun için Lübnan'ın güneyindeki "güvenlik bölgesini" korumamız ve İsrail'in güvenlik… pic.twitter.com/rqnSswwEO2
İsrail işgal güçleri, 2 Mart’ta Lübnan’a yönelik yoğun hava saldırıları başlatmış ve ülkenin güneyinde çok sayıda beldeyi işgal etmişti.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart’tan bu yana işgal rejimi İsrail’in saldırılarında 3 bin 912 kişinin hayatını kaybettiğini açıklamıştı.
Saldırılar, Lübnan’ın güneyinde büyük yıkıma, kitlesel göçe ve insani krizin derinleşmesine yol açtı.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Washington’daki 4. tur görüşmelerin ardından 3 Haziran’da işgal rejimi İsrail ve Lübnan’ın geniş kapsamlı ateşkes konusunda mutabakata vardığını duyurmuştu.
Bu açıklamada, Hizbullah’ın saldırılarını tamamen durdurması ve tüm unsurlarını Litani Nehri’nin güneyinden çekmesi şartı öne çıkarılmıştı.
Hizbullah ise bu şartlı ateşkesi reddetmişti. Lübnan tarafında ise işgal rejimi İsrail’in saldırıları durdurmadan, işgal ettiği bölgelerden çekilmeden ve Lübnan’ın egemenliğine saygı göstermeden kalıcı ateşkesten söz edilemeyeceği vurgulanıyor.
İşgal rejimi İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik saldırıları yalnızca askeri karşılık olarak değil, kalıcı bir baskı ve güvenlik kuşağı oluşturma planı olarak değerlendiriliyor.
Siyonist rejim, son dönemde Lübnan topraklarının içine uzanan yeni “güvenlik bölgesi” planlarını gündeme taşıdı.
Bu yaklaşım, Lübnan’ın egemenliğini hedef alan ve ülkenin güneyini fiilen işgal düzenine mahkum etmeye çalışan daha geniş bir stratejinin parçası olarak görülüyor.
İşgal rejimi İsrail, Trump’ın İran ile anlaşmayı imzalamasından sadece saatler sonra Lübnan topraklarının 10 kilometre içine uzanan sözde “tampon bölge” ifadesiyle işgal haritası yayımladı. https://t.co/RLuzeK5Fhu pic.twitter.com/KHlDmM0NfM
— Afroasya Today (@afroasyatoday) June 18, 2026
Lübnan’ın güneyinde yaşayan siviller, saldırılar nedeniyle bir kez daha göç etmek zorunda kalıyor.
Sur, Bint Cubeyl ve Nebatiye çevresinden Sayda ve Beyrut yönüne hareket eden aileler, daha önceki bombardımanlarda olduğu gibi evlerini terk etmek zorunda bırakıldı.
Birçok kişi, ateşkes açıklamalarına rağmen bölgenin güvenli hale gelmediğini ve işgal rejimi İsrail’in her an yeni saldırı düzenleyebileceğini belirtiyor.
ABD, bir yandan İran ile mutabakat imzalayarak bölgede savaşın durdurulmasından söz ederken, diğer yandan işgal rejimi İsrail’e verdiği siyasi ve askeri desteği sürdürüyor.
Washington’un Siyonist rejime karşı caydırıcı bir baskı kurmaması, ateşkeslerin sahada ihlal edilmesine zemin hazırlıyor.
Lübnan’daki kanlı gece, ABD’nin bölgede “barış” söylemiyle hareket ettiğini iddia etse de işgal rejimi İsrail söz konusu olduğunda aynı ilkelere bağlı kalmadığını bir kez daha gösterdi.
İşgal rejimi İsrail’in son saldırıları, Lübnan’da ateşkes sürecinin geleceğini ciddi biçimde tehlikeye attı.
Mutabakat ve ateşkes açıklamalarına rağmen sahada bombardımanın devam etmesi, bölgede yeni bir tırmanış riskini artırıyor.
Lübnan tarafı, işgal rejimi İsrail’in saldırıları durdurmaması halinde ateşkesin kağıt üzerinde kalacağını ve ülkenin güneyinde insani krizin daha da derinleşeceğini belirtiyor.
ABD-İran mutabakatının yürürlüğe girmesinden hemen sonra Lübnan’da yaşanan kanlı gece, bölgedeki kırılgan dengeleri yeniden sarstı.
İşgal rejimi İsrail, Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın durdurulması yönündeki diplomatik sürece rağmen saldırılarını sürdürerek mutabakatı fiilen sabote eden taraf haline geldi.
Nebatiye’den Bekaa’ya uzanan bombardıman, Siyonist rejimin ateşkesi değil saldırganlığı tercih ettiğini ve Lübnan halkının hâlâ ağır bir işgal tehdidi altında yaşadığını gösterdi.