İsrail’in 1967’de Doğu Kudüs’ü işgal etmesinin yıl dönümü öncesinde Siyonist Bakan Yitzhak Wasserlauf, İsrail işgal güçlerinin korumasında Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi. Aynı gün Batı Şeria’da işgalci Siyonistlerin saldırısı sırasında 16 yaşındaki Filistinli Yusuf Ali Yusuf Kaabneh İsrail ateşiyle şehit edildi.
Eklenme: 14.05.2026 12:06İşgal altındaki Kudüs’te Mescid-i Aksa bir kez daha Siyonist provokasyonun hedefi oldu. İsrail Necef ve Celile İşleri Bakanı Yitzhak Wasserlauf, İsrail işgal güçlerinin yoğun koruması altında Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi.
Baskın, İsrail’in 1967’de Kudüs’ün doğusunu işgal etmesinin İbrani takvimine göre yıl dönümünden iki gün önce gerçekleşti. Aşırı sağcı Siyonist örgütlerin işgal yıl dönümü bahanesiyle Aksa’ya kitlesel baskın çağrısı yapması, Kudüs’te gerilimi daha da artırdı. Aynı saatlerde işgal altındaki Batı Şeria’da Sinjil ve Jiljilya beldelerine saldıran silahlı işgalci gruplar, İsrail askerlerinin koruması altında Filistinlilerin evlerini hedef aldı; 16 yaşındaki Yusuf Ali Yusuf Kaabneh İsrail ateşiyle şehit edildi.
İsrail Negev ve Celile İşleri Bakanı Yitzhak Wasserlauf, işgal altındaki Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa Külliyesi’ne baskın düzenledi.
Wasserlauf’un baskını, İsrail işgal güçlerinin yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşti. Filistinlilerin kutsal mekâna erişiminin sık sık engellendiği bir dönemde Siyonist bakanın Aksa’ya girmesi, işgal rejiminin Kudüs ve Mescid-i Aksa üzerindeki baskı politikasını yeniden gündeme taşıdı.

Wasserlauf, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in liderliğindeki Otzma Yehudit Partisi üyesi olarak biliniyor. Ben-Gvir ve Wasserlauf daha önce de Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlemiş, bu provokatif adımlar Filistinliler ve Arap ülkeleri tarafından sert şekilde kınanmıştı.
Baskın, İsrail’in 1967 Arap-İsrail Savaşı sırasında Kudüs’ü işgal etmesinin yıl dönümü öncesinde gerçekleşti. İsrail işgal rejimi, uluslararası toplumun tanımadığı bu işgali her yıl provokatif yürüyüşler ve baskınlarla kutlamaya çalışıyor.
Aşırı sağcı İsrailli örgütler, işgal yıl dönümü bahanesiyle Mescid-i Aksa’ya kitlesel baskın çağrısı yaptı. Ayrıca Kudüs’te bayrak yürüyüşü düzenlenmesi planlandı.
Bu yürüyüşler geçmiş yıllarda Filistinlilere yönelik hakaretler, ırkçı sloganlar, saldırılar ve Mescid-i Aksa’ya yönelik provokasyonlarla gündeme gelmişti. Bu nedenle işgal yıl dönümü öncesindeki her çağrı, Kudüs’te yeni bir gerilim dalgası olarak görülüyor.

Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesi ve İslam dünyasının en kutsal mekânlarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak İsrail işgal rejimi, yıllardır Aksa üzerindeki baskısını artırıyor.
İşgalci Siyonist gruplar, İsrail polisinin koruması altında sık sık Aksa avlusuna giriyor, Talmudik ayinler yapıyor ve mevcut statükoyu fiilen değiştirmeye çalışıyor.
Filistinliler ise bu baskınların yalnızca dini bir ziyaret olmadığını, İsrail’in Mescid-i Aksa’yı zamansal ve mekânsal olarak bölme planının parçası olduğunu belirtiyor.
Kudüs’teki bu provokasyonlar, yalnızca Filistin halkına değil, tüm İslam dünyasının kutsal değerlerine yönelik açık bir saldırı olarak değerlendiriliyor.
İsrail, 1967 savaşında Mescid-i Aksa’nın da bulunduğu Kudüs’ü işgal etti. 1980 yılında ise tüm Kudüs’ü ilhak ettiğini ilan etti.
Ancak bu ilhak kararı uluslararası toplum tarafından tanınmıyor. Birleşmiş Milletler kararlarına göre Kudüs işgal altındaki Filistin toprağıdır.

Buna rağmen İsrail işgal rejimi, Kudüs’te Yahudileştirme politikalarını sürdürüyor. Filistinlilerin evleri yıkılıyor, kimlikleri iptal ediliyor, mahalleleri kuşatılıyor ve kutsal mekânlar üzerindeki baskı artırılıyor.
Wasserlauf’un Aksa baskını, İsrail’in Kudüs’teki işgal siyasetini devlet eliyle sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koydu.
Mescid-i Aksa baskınıyla aynı süreçte işgal altındaki Batı Şeria’da da kanlı bir saldırı yaşandı.
Filistin Sağlık Bakanlığı, Ramallah’ın kuzeyindeki Jiljilya yakınlarında 16 yaşındaki Yusuf Ali Yusuf Kaabneh’in İsrail ateşiyle şehit edildiğini açıkladı.

Filistin Kızılayı, Sinjil ve Jiljilya beldelerine yönelik işgalci saldırısı sırasında göğsünden vurulan bir çocuğa müdahale ettiklerini ve durumunun kritik olduğunu bildirdi.
Saldırıda dört Filistinlinin daha yaralandığı, yaralılardan ikisinin ateşli silahla vurulduğu, ikisinin ise darp sonucu yaralandığı aktarıldı.
Görgü tanıklarına göre onlarca silahlı işgalci Siyonist, işgal askerlerinin koruması altında Sinjil ve Jiljilya’nın batısındaki Filistinli evlerine saldırdı.
Bölge halkı, evlerini ve mallarını korumak için saldırganlara karşı koydu. İşgalci grupların saldırı sırasında yaklaşık 700 koyunu ve tarım ekipmanlarını gasbettiği bildirildi.

Bu saldırı, Batı Şeria’daki işgalci yerleşimci şiddetinin yalnızca can kayıplarıyla sınırlı olmadığını, Filistinlilerin geçim kaynaklarını, hayvanlarını, tarım arazilerini ve günlük hayatını da hedef aldığını gösterdi.
İsrail askerlerinin saldırgan işgalcileri koruması, Filistinlilerin uzun süredir dile getirdiği “yerleşimci şiddeti devlet koruması altında yürütülüyor” eleştirisini bir kez daha doğruladı.
7 Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria’da İsrail işgal güçleri ve işgalci Siyonistlerin saldırıları ciddi şekilde arttı.
Resmi Filistin verilerine göre bu süreçte Batı Şeria’da en az 1.155 Filistinli şehit edildi, yaklaşık 11.750 kişi yaralandı ve 22 bine yakın Filistinli gözaltına alındı.
Nablus, Cenin, Tulkerim, Ramallah, El Halil ve Kudüs çevresinde neredeyse her gün baskınlar, gözaltılar, yol kapatmaları, ev yıkımları ve yerleşimci saldırıları yaşanıyor.
İsrail işgal rejimi, Gazze’de sürdürdüğü soykırımın yanı sıra Batı Şeria’da da Filistin halkını yıldırmaya, topraklarından koparmaya ve direniş iradesini kırmaya çalışıyor.

Siyonist Bakan Wasserlauf’un Mescid-i Aksa baskını ve aynı gün Batı Şeria’da bir Filistinli çocuğun şehit edilmesi, İsrail işgal rejiminin Kudüs ve Filistin genelinde tansiyonu bilinçli olarak yükselttiğini gösteriyor.
Aşırı sağcı Siyonist grupların Aksa’ya kitlesel baskın çağrıları, Doğu Kudüs’te yapılması planlanan provokatif bayrak yürüyüşleri ve Batı Şeria’daki yerleşimci saldırıları aynı politikanın parçaları olarak öne çıkıyor.
İşgal rejimi, kutsal mekânları hedef alarak Müslümanların hassasiyetlerini provoke ediyor, Filistinlilerin canını ve malını hedef alan saldırılarla da sahadaki baskısını artırıyor.
Filistinliler ise tüm baskılara rağmen Mescid-i Aksa’yı, Kudüs’ü ve işgal altındaki topraklarını savunmaya devam ediyor. Kudüs’te yaşanan son baskın, İslam dünyası için Mescid-i Aksa’nın korunması konusunda daha güçlü ve kararlı bir duruşa ihtiyaç olduğunu bir kez daha ortaya koydu.