ABD arabuluculuğunda Lübnan ile işgal rejimi arasında ateşkes ve gerilimi düşürme başlığıyla yeni bir diplomatik süreç başlatılırken, taraflar 34 yıl aradan sonra ilk kez doğrudan ve yüz yüze müzakere masasına oturdu. Ancak Washington’da yürütülen temaslara rağmen işgal rejimi sahada saldırılarını durdurmadı. Güney Lübnan’da Kasımiye Köprüsü vuruldu, Tire’deki sağlık altyapısı ağır hasar aldı, sivil yapılar ve eğitim kurumları hedef alındı. Bu tablo, masada “ateşkes” konuşulurken sahada işgal ve yıkımın derinleştiğini bir kez daha ortaya koydu.
Eklenme: 16.04.2026 17:59ABD’nin öncülüğünde başlatılan yeni temas süreci, Lübnan ile işgal rejimi arasında uzun yıllardır görülmeyen doğrudan diplomatik görüşmeleri yeniden gündeme taşıdı. Washington’da yapılan son temaslar, tarafların on yıllar sonra ilk kez aynı masada yüz yüze gelmesi bakımından tarihi bir gelişme olarak sunuldu. Lübnan tarafı ateşkes, işgal güçlerinin geri çekilmesi, sivillerin korunması ve insani rahatlama talebini öne çıkarırken, işgal rejimi görüşmeleri kendi güvenlik öncelikleri ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması eksenine çekmeye çalıştı. İlk tur görüşmelerin ardından somut bir ateşkes çerçevesi oluşmadı.
Buna paralel olarak ABD Başkanı Donald Trump, Lübnan ve işgal rejimi liderleri arasında 34 yıl sonra ilk kez doğrudan temas kurulabileceğini açıklayarak sürecin kapsamını büyüttü. Ancak Beyrut yönetimi bu teması doğrulayan net bir siyasi zemin oluşmadığını ortaya koyarken, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun’un işgal rejimi lideriyle doğrudan görüşme fikrine mesafeli yaklaştığı görüldü. Bu durum, diplomatik sürecin henüz kırılgan ve belirsiz bir aşamada olduğunu gösterdi.

Washington’da gerçekleştirilen son toplantı, Lübnan ile işgal rejimi arasında on yıllardır süren dolaylı temasların ardından ilk doğrudan ve yüz yüze diplomatik görüşme olarak kayda geçti. Lübnan tarafı bu süreci, güneydeki yıkımın durdurulması, sivillerin geri dönüşü ve işgal baskısının sona erdirilmesi için bir fırsat olarak değerlendirmeye çalışırken, işgal rejimi masayı askeri üstünlüğünü siyasi kazanıma dönüştürme aracı olarak kullanıyor. Bu nedenle müzakereler tarihi olsa da sahadaki gerçeklik barıştan çok baskı üretmeye devam ediyor.
İşgal rejimi, görüşmeler sürerken güney Lübnan’ın kuzeyle bağlantısını sağlayan son kritik geçiş noktalarından biri olan Kasımiye Köprüsü’nü hedef aldı. Litani Nehri üzerindeki köprünün vurulması, Tire ile Sayda hattı arasındaki ulaşımı daha da zorlaştırdı. Bölgedeki geçiş ağının sistematik biçimde çökertilmesi, yalnızca askeri değil insani sonuçlar da doğurdu; sivil hareketlilik, yardım erişimi ve tahliye imkanları ağır darbe aldı. Bazı kaynaklar, Litani üzerindeki tüm köprülerin artık kullanılamaz hale geldiğini aktardı.
Güney Lübnan’da son saldırılar yalnızca köprülerle sınırlı kalmadı. Tire çevresinde sağlık altyapısının ağır biçimde zarar gördüğü, sivil yerleşim alanlarında can kaybı ve yaralanmaların arttığı bildirildi. Lübnan Sağlık Bakanlığı kaynaklarına göre son saldırılarda çocukların da aralarında olduğu siviller hayatını kaybetti. Ateşkes ve diplomasi söylemleri sürerken sahada hastanelerin, yolların ve temel kamu altyapısının hedef alınması, işgal rejiminin Lübnan’ın güneyini yaşanamaz hale getirme stratejisini güçlendirdi.
Güney Lübnan’da eğitim yapıları ve sivil tesislerin hedef alınması, bölgede sadece askeri değil toplumsal hayatın da çökertilmek istendiğini gösteriyor. Yerel kaynakların aktardığı yıkım görüntüleri, bazı okul binalarının ve çevresindeki sivil yapıların patlamalarla kullanılamaz hale geldiğine işaret ediyor. Bu durum, işgal rejiminin saldırılarının yalnızca cephe hattıyla sınırlı kalmadığını, gelecekte yeniden inşa imkanlarını da zayıflatmayı amaçladığını ortaya koyuyor. Bu konuda bağımsız doğrulama tüm yapılar için ayrı ayrı netleşmemiş olsa da genel yıkım tablosu güneyde sivil altyapının sistematik şekilde hedef baskısı altında olduğunu gösteriyor.
İsrail, Sözde Ateşkes Görüşmesi Yaptığı Lübnan'ın Güneyini Yıkarak İşgale Hazırlıyor!
— Afroasya Today (@afroasyatoday) April 16, 2026
📸 Video 1: Lübnan'ın güneyinde, güneyle kuzeyi birbirine bağlayan son köprü Kasımiye, Siyonistler tarafından vuruldu.
📸 Video 2: Lübnan'ın güneyindeki Tire kentinde hava saldırısı düzenlenen… pic.twitter.com/MkXiJbNmsk
Lübnan yönetimi görüşmelerde ateşkes ve insani rahatlama isterken, işgal rejimi sahada “güvenlik bölgesi” oluşturma hedefini açık biçimde dillendiriyor. İsrail tarafı güney Lübnan’da 8 ila 10 kilometrelik bir tampon hat oluşturma arzusunu saklamazken, bu yaklaşım Lübnan açısından fiili işgalin yeni biçimi olarak görülüyor. Diplomatik süreç ile askeri gerçeklik arasındaki bu uçurum, sözde ateşkes görüşmelerinin sahadaki yıkımı durdurmaktan çok, yeni bir dayatma düzenine zemin hazırladığı yönündeki endişeleri büyütüyor.
Son haftalarda yoğunlaşan saldırılar nedeniyle Lübnan’da 1 milyondan fazla kişi yerinden edilirken, güneydeki kentler ağır insani baskı altında kaldı. Ulaşım ağlarının kopması, sağlık merkezlerinin zarar görmesi ve yerleşim alanlarının hedef alınması, ateşkes ihtiyacını daha da acil hale getiriyor. Ancak mevcut tablo, işgal rejiminin diplomatik süreci gerçek bir sükunet zemini olarak değil, sahadaki askeri baskısını artırırken uluslararası alanda zaman kazanma aracı olarak kullandığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.